Sol tarihten belgeler, fotoğraflar- 113
‘TÜRKÜLER SUSMAZ, HALAYLAR SÜRER’ - GRUP YORUM
Türkiye’de ‘protest’ müziğin ilk örnekleri 1960’lı yılların ortalarında ortaya çıkmaya başlamıştı.
Ruhi Su’nun halk türküleriyle başlayan, Osmanlı’ya isyan eden Dadaloğlu gibi Avşarların ‘koçaklamalarıyla’ süren kasetleri, Vedat Demircioğlu’nun öldürülmesi sonrası yaptığı marşlarla gençliği sarmaya başlamıştı.
Aynı süreçte çeşitli aşıklar da ( İhsani, Mahsuni gibi) halkın sorunlarını daha yüksek sesle söylemeye, düzene ‘yuh’ çekmeye başlamıştı.
1970’lerin başlarındaysa ‘genç bir müzisyen’, başta Nazım Hikmet olmak üzere sosyalist şairlerin şiirlerini bestelemeye başlamış, Özay Gönlüm’den öğrendiği bağlama çalma tekniğini başka bir boyuta ulaştırmıştı. Daha sonra ülkenin ( ve dünyanın) en önemli müzisyenleri arasına girecek olan Ömer Zülfü Livaneli ‘protest müziğin’ yaratıcıları arasına girmişti.
Selda, Cem Karaca, Edip Akbayram gibi isimler de bu sürede etkili olmaya başlamıştı.
1977’de kurulan Yeni Türkü ve 1983’de kurulan Ezginin Günlüğü grupları, şarkılarında zaman zaman isyancı izler taşısalar ve 1980 darbesi sonrası şarkılarıyla kitlelere umut verseler de asıl etkiyi ilk kaseti Ağlama Bebek’i 1984 yılında çıkaran Ahmet Kaya yapmıştı.
Yine aynı günlerde dört üniversite öğrencisi ( Kemal Sahir Gürel, Ayşegül Yordam, Metin Kahraman ve Tuncay Akdoğan) tarafından oluşturulan bir grup, üniversite öğrencilerinin etkinliklerinde şarkılar söylemeye başlamıştı.
Grup Yorum adını alan müzisyenler ‘çağdaş halk müziği’ adını verdikleri tarzda söyledikleri türkülerle ‘protest’ müziğin en bilinen ve en çok dinlenen grubu olmaya başladılar.
1987’de çıkarttıkları ilk kasetleri ‘Sıyrılıp Gelen’le birlikte müziği sokağa da taşıdılar.
Grup Yorum müzisyenleri sadece türkü söylemekle kalmadılar. Öğrenci eylemlerinde, fabrikalardaki direnişlerde, mitinglerde, cezaevi direnişlerinde hem eylemci olarak yer aldılar, hem de eylemleri türküleriyle desteklediler.
Grup Yorum’un en önemli özelliklerinden biri de besteledikleri türkülere ‘kişisel’ imza atmamalarından kaynaklanıyordu. Besteleri elbette ki gruptan çeşitli müzisyenler üretiyordu ama müzisyenin ismi yerine besteci olarak ‘ Grup Yorum’ imzası atılıyordu.
Yorum’un başka bir özelliğiyse cezaevindeki devrimcilerin ürettiği türküleri de seslendirmeleriydi. Devrimci tutsaklar cezaevinde yaptıkları besteleri kasete kaydederek Yorum’a ulaştırıyor, Yorum bu besteler üzerinde çalışarak onları da seslendiriyordu. O bestelere de ‘Grup Yorum’ imzası atılıyordu.
Yorum’un hızla büyümesi ve çıkardığı kasetlerin milyonlarca satışa ulaşması elbette baskıları da beraberinde getirdi. Mersin’de konserleri yasaklanan grup üyeleri, salonun önünde toplanan dinleyicilerine salon dışında türküler söyleyince tutuklandılar.
Tutuklama sonrası, dışarda yeniden Grup Yorum müzisyenleri oluştu, konserler ve besteler devam etti. İçerdeki müzisyenler de permatik, su borusu gibi aletlerden ürettikleri müzik aletleriyle beste yapmayı sürdürdüler.
Tutuklama ve baskılar Yorum’u susturamadığı gibi daha üretken olmaya zorladı.
İnönü stadında verdikleri konserde stadı tıka basa doldurdular, dinleyiciler Çarşı grubuyla birlikte ‘ Mahir, Hüseyin, Ulaş, Kurtuluşa Kadar Savaş’ sloganları attılar.
Bakırköy’de halk pazarında verdikleri konser ülkede gerçekleşen en kalabalık konser olarak anıldı.
Grup Yorum büyüdükçe baskının dozajı da arttı. ‘Cephe’ taraftarı ve militanı oldukları iddiasıyla haklarında 400’den fazla dava açıldı. Çok sayıda müzisyeni defalarca tutuklandı. Müzik merkezleri defalarca basıldı, aletleri kırıldı, bestelerine el konuldu. Tutuklu müzisyenlere boş nota kağıdı bile verilmedi.
Türkiye’de konser vermeleri yasaklanan Yorum’un bazı elemanları kırmızı bültenle aranmaya başladı.
Grupla birlikte çalışan Ayçe İdil Erkmen 1996 ölüm oruçlarında dünyada ölüm orucunda yaşamını yitiren ilk kadın olarak kayıtlara geçti. Yorum, İdil’in adını müzik merkezlerinde yaşattı, çeşitli eylemlerde halay bestesi olarak söylenen ‘Mitralyöz’ü onun anısına besteledi.
Grup müzisyenlerinden Helin Bölek ve İbrahim Gökçek, konser yasağının ve grup üzerindeki baskıların kalkması için başladıkları ölüm oruçlarında yaşamlarını yitirdiler.
Yorum’un bir grup müzisyeni yurt dışına gitmek zorunda kaldılar.
İlkay Akkaya, Serdar Keskin, Efkan Şeşen, Hilmi Yarayacı, Metin ve Kemal Kahraman, Ejder Akdeniz, Ufuk Lüker gibi onlarca müzisyen çeşitli yıllarda Grup Yorum’a emek verdiler.
Grup Yorum, halen Türkiye’de ve yurt dışında bulunan üyeleriyle müzik yapmayı sürdürüyor.
Görsel: Grup Yorum