‘BURASI İSTANBUL MALTEPE..’

Ethem Dinçer

Sol tarihten belgeler, fotoğraflar-178

İsrail Başkonsolsu Efraim Elrom’un 17 Mayıs 1971 tarihinde rehin alınması ve öldürülmesi sonrası THKP/C’nin önder kadrolarının etrafındaki çember daralmaya başlar.

Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir, sandalla geçtikleri Maltepe’de Bingöl Erdumlu’nun babasının evine girmeye çalışırlar. Onlara ‘evin boş olacağı’ bilgisi verilmiştir ama evden sesler geldiğini duyarlar. Kapıyı ısrarla çalmalarına rağmen kapı açılmaz. Gürültüleri duyanlar ‘hırsız kuşkusuyla’ güvenlik güçlerini ararlar. Mahir ve Hüseyin kapıya gelen bekçiyi yaralayarak kaçarlar.

Ankara asfaltına inmeye çalışırken toplum polisiyle karşılaşıp onlarla da çatışırlar.

Kaçış sırasında düşürdükleri bavuldan çıkan malzemeler kimliklerini ortaya koyar. Bavuldan bir tomson, mermiler, dergiler çıkar. Hepsinden daha önemlisi Efraim Elrom’un kimliği ve pasaportu da bavuldadır.

Elrom’u öldürenleri arayan polis semti kuşatır. Mahir ve Hüseyin kuşatmayı kıramaz ve Küçükbağ Sokağı’nda bir eve sığınırlar. Evde Sevim, Sibel ve Tamer Erkan vardır. 14 yaşındaki Sibel’i yanlarında tutarlar, diğerlerinin gitmesine izin verirler.

30 Mayıs 1971’de kuşatıldıkları evde ‘teslim ol’ çağrılarına ‘Asla teslim olmayacağız. Bizim buradan ölümüz çıkar. Çocuğa dokunmayacağız. Çocuk ancak sizin ateşinizle ölebilir. Silahımızı da asla teslim etmeyeceğiz. Erkek adam silahını atmaz. Bizi teslim almaya gelirseniz silahımız size dönecektir’ cevabını verirler.

Mahir’in annesi, Hüseyin’in amcası teslim olmalarını ister. Cevahir, amcasının Kürtçe olarak ‘yanındakini vur, teslim ol, sana bir şey yapmayacaklar’ sözüne, ‘bizde arkadaşını satmak var mıdır?’ cevabını verir.

Kuşatmanın 52. saatinde 1 Haziran 1971’de ‘Dünya Atış Şampiyonluğunda’ derecesi olan Bşnbaşı Ahmet Cihangir, uzun menzilli bir atışla perdenin arkasında bulunan Cevahir’i vurur. Tutuklu THKP/C’lilerin polisi yanıltmak için Mahir’in tipini yanlış tarif ettikleri ve Cevahir’i Mahir zannederek vurdukları iddia edilir.

Rivayet edilir ki iki devrimci evin iki ayrı bölgesinde oldukları için daha önce bir şifre geliştirirler. Vurulan diğerine ‘Aslan’ diye seslenecektir. Biri vurulursa diğeri de kendini vurarak yaşamına son verecek, polisin eline sağ geçmeyecektir.

Cevahir’in ‘aslan’ kelimesini duyan Mahir, silahını kalbine çevirir. Kurşunu sıkar ama solak olduğu için kalbine denk getiremez ve ağır yaralanır.

Rehine olan Sibel’i evin en korunaklı bölgesinde sakladıkları için genç kız zarar görmez.

İlk başta ölenin Mahir olduğu açıklanır. Mahir olduğu düşünülen Cevahir’in üzerinden 23 kurşun çıkar, ağır yaralı olan gerçek Mahir hastaneye kaldırılır.

Cevahir’i vuran keskin nişancı yıllar sonra MLSP/B nilitanları tarafundan öldürülür.

Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde tedavi edilen Mahir Çayan, tedavisi sonrası tutuklanır.

Ali Asker, yıllar sonra yaşananları marşa dönüştürür:

‘Burası İstanbul Maltepe
Cevahir vuruldu kahpece
Eylemi yadigar bizlere
Kalacak Cevahir yoldaşın

Yıl 971 Haziran
Vuruldu çok değerli militan
Oligarşiye korku salan
Mert yiğit Cevahir yoldaşım

Etrafı alındı kordona
Sırtını dayadı Çayan’a
Öfkeyle sarıldı tomsona
Dersimli Cevahir yoldaşım.’

Mahir Çayan’ın ‘adasında’ ‘kalbine gömdüğü’ Cevahir’in öyküsü Maltepe’de sona erer.

Mahir’in öyküsüyse bir süre sonra Maltepe Cezaevi’nden firarla devam eder.

Denizlerin idamını engellemek için
30 Mart 1972’de Kızıldere’de dokuz yoldaşıyla birlikte yaşamını yitirdiğinde bir devir kapanır.

İlk fotoğraf: Hürriyet Gazetesi
İkinci fotoğraf: Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedesi

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.