Dünya Çocuklarının Ruhu Fransa Sokaklarında Akranlarıyla Saf Tutuyor

Dr. Mustafa ÇUKURYILDIZ

Dünya Çocuklarının Ruhu Fransa Sokaklarında Akranlarıyla Saf Tutuyor

Fransa, dünya tarihi boyunca sadece sınırları olan bir coğrafya değil; özgürlük, eşitlik ve kardeşlik gibi insanlığın en saf rüyalarının sahnelendiği evrensel bir yoğunlaşma noktası olmuştur. Dünyanın neresinde olursa olsun, baskıya başkaldıran daha adil ve daha güzel bir dünya hayali kuran her insan, içten içe yüzünü bu topraklara döner. Çünkü Fransa; insanlığın soyut kavramlar olarak tartıştığı o büyük idealleri kendi gövdesinde eritir, kendi gençlerinin damarlarındaki kanla birleştirir, sokaklarında ete kemiğe büründürür.

Eylül 2026 ortasında başlayan ve tüm ülkeyi saran lise protestoları, tam da bu tarihsel misyonun yaşayan, nefes alan bir kanıtıdır. Sokakları dolduran, barikatlar kuran ve nitelikli bir gelecek için haykıran bu gencecik bedenler, aslında çok daha büyük, görünmez bir hakikati sırtlarında taşıyorlar.

Çocuk Bedenlerin Yanında Saf Tutan Dünyanın Diğer Coğrafyalarındaki Çocuk Ruhları

Bu eylemlerdeki en sarsıcı gerçek, o çocukların sadece kendi fiziksel varlıklarıyla sokakta olmayışlarıdır. O barikatların ardındaki çocuklar, bedenleriyle Fransa topraklarındalar ama ruhlarının içinde ve hemen yanı başlarında dünyanın dört bir yanındaki çocukların ruhlarını da barındırıyorlar. Fransa sokaklarındaki o çocuk bedenlerin yanında, yeryüzünün tüm coğrafyalarından yükselen görünmez bir çocuk ordusu saf tutuyor.

Fransa’daki liseliler yürürken; Şili’de geleceği ellerinden alınan, Asya’da ağır şartlar altında ezilen, Ortadoğu’da hayalleri bombalanan milyonlarca akranının ruhu da o çocuk bedenlerin elini tutuyor, onlarla birlikte adımlıyorlar. Başka ülkelerde baskıyla, korkuyla ya da çaresizlikle sinik bir kabullenişe dönüşen o hak arayışı öfkesi; Fransa topraklarının o kadim, devrimci aurasıyla birleştiğinde tüm dünya çocuklarının ruhunu etrafında toplayan devasa bir çekim alanına dönüşüyor.

İşte tam da bu noktada, o sokaklardan yükselen ses coğrafi sınırları yırtıp kalbimize ulaşıyor. Dünyanın kardeşlik açlığını, gençlerin o erken yaşta sırtlandığı ağır yükleri hissettiğimiz an, içimizde tarifi imkansız, kozmik bir enerji canlanıyor. İşte bu aura, yine beni oraya çağırıyor. Dünyanın neresinde olursak olalım, insan onuru için çarpan her kalbi kendi çekim alanına davet eden o evrensel aura, beni de o çocuk bedenlerin ve onların yanındaki o devasa ruh ortaklığının tam ortasına çekiyor.

Fransa’dan Türkiye’ye de Uzanan Görünmez Bağ

Bu evrensel aura, coğrafi sınırları aşarak o çocuk bedenlerin yanına Türkiye’deki çocukların ruhlarını da çağırıyor ve bizi bu toprakların en derin yaralarıyla yüzleştiriyor. Fransa’daki liseliler okul binalarındaki fiziki yetersizlikleri ve öğretmen açıklarını protesto ederken, o görünmez bağın diğer ucunda, Türkiye’de çok daha çıplak krizlerle boğuşan çocukların ruhları o bedenlerin yanında saf tutuyor.

Bir tarafta ekonomik imkansızlıklar nedeniyle okula karnı aç giden, beslenme çantasını açmaya utanan mahcup olan milyonlarca çocuk; diğer tarafta ise ergenliğin en kırılgan eşiğinde, çocukluğunu feda ederek acımasız bir Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı cenderesine sokulan gencecik ruhlar! Fransa’daki çocukların barikatlardaki gür sesli haykırışı ne kadar sarsıcıysa, Türkiye’de bir test kitabının sayfaları ile boş umut sırası arasında sıkışıp kalan çocukların sessiz çığlığı da o kadar derindir. Türk çocuklarının bu yaralı ruhları, hak arayan Fransız çocuk bedenlerinin arkasında, dünyaya kendi sessiz itirazlarını fısıldıyor.

Aynı Sınav, Farklı Cephe: Bir tarafta “nitelikli eğitim ve fırsat eşitliği” için polise meydan okuyan Fransız çocuk bedenleri; onların hemen yanında ise öğrenmek için önce midesindeki açlığı yenmek ve ardından o erken yaşta dayatılan sınav cenderesinde umutlarını yaşatmak zorunda bırakılan Türkiye çocuklarının ruhları!

Dünyanın Hayali Et ve Kemikte: İşte bu yüzden o aura evrenseldir. Fransa’daki o çocuk bedenler, dünyanın içten içe hayal kurduğu ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemediği “insan onuruna yakışır bir yaşam ve adil bir gelecek” rüyasını kendi gövdelerinde birleştiriyor, sentezliyor ve yanlarındaki milyonlarca görünmez çocuk ruhuyla birlikte tüm insanlığa örnek oluyor.

Bedeller ve Vicdan Muhasebesi

Bu küresel ruhun, evrensel auranın ve çocukların sırtındaki bu ağır yükün bedeli ise ne yazık ki yine gencecik bedenlere kalıyor. Fransa’da 5.000’den fazla gözaltının yaşandığı, Lens kentinde 15 yaşındaki bir çocuğun elini kaybetmesiyle doruğa ulaşan şiddet sarmalı, tüm dünyanın vicdanını sızlatırken Fransız devletini ses bombası kullanımını askıya almaya zorladı.

Türkiye’de ise sınav baskısının yarattığı o ağır psikolojik travmalar ve geleceğin belirsizlik çaresizliği gencecik hayatları erkenden söndürüyor, aileleri ve tüm toplumu derin bir vicdan muhasebesine sürüklüyor. Bu sarsıntı, nerede olursa olsun tüm sistemi ve siyasi elitleri kendi yarattıkları yapısal sorunlarla yüzleşmeye zorluyor.

Sonuç

Fransa’da yükselen bu ses, sadece yerel bir eğitim protestosu değil; sınırları, dilleri, kıtaları ve çocukların midesindeki ya da zihnindeki cendereleri aşan evrensel bir ruh ortaklığıdır. O çocuk bedenler sokaklarda adımlarken, yeryüzünün tüm çocuklarının ruhu da onların yanında, o barikatların önünde omuz omuza duruyor. İdealler bir kez daha vücut buluyor; yönünü kaybeden dünyaya, bizi de o büyüleyici aurayla içine çeken o çocukların gözlerinden, kardeşlik açlığından ve bedenlerinin yanında saf tutan milyarlarca ruhun sessiz direnişinden yeni bir ışık yükseliyor

Mustafa Çukuryıldız

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.