ŞİLİ'DE FAŞİST DARBENİN 53. YILDÖNÜMÜ: KARABUDA’NIN TELEFONU: "İHTİYARI KATLETTİLER!"

Doğan ÖZGÜDEN

ŞİLİ'DE FAŞİST DARBENİN 53. YILDÖNÜMÜ:
KARABUDA’NIN TELEFONU: "İHTİYARI KATLETTİLER!"
11 Eylül, ABD destekli faşist generallerin Salvador Allende liderliğindeki halk iktidarını askeri darbeyle devirmelerinin 53. yıldönümü...
Darbeciler o gün ve sonrasında başta Allende olmak üzere binlerce demokratı katlettiler, işkenceden geçirdiler, insan haklarını ve özgürlükleri ayaklar altına aldılar.
Darbenin başını çeken General Pinochet, Amerikancı ve faşizan yapısı bilindiği halde, 23 Ağustos 1973'te, yani darbeden 20 gün önce Allende tarafından başkomutan tayin edilmişti...
Oysa, 1971 yılında Şili'ye uzun bir dostluk ve dayanışma ziyareti yapan Küba lideri Fidel Castro, Allende'ye, orduya asla güvenmemesi ve doğrudan halkı silahlandırması tavsiyesinde bulunmuştu...
Türkiye'de Orgeneral Kenan Evren de, kontrgerillacı olduğu bilindiği halde 7 Mart 1978'de Başbakan Bülent Ecevit tarafından genelkurmay başkanlığına getirilecek ve bu paşa 12 Eylül 1980'de Amerikancı darbenin başını çekecekti.

ŞİLİ DARBESİ ÜZERİNE ACI BİR ANI

1973 yazı, Türkiye’deki 12 Mart rejimine karşı İtalyan ilerici partilerini ve demokratik örgütlerini bilgilendirmek üzere İtalya’dayız.
İsveç Televizyonu adına iki yıl süreyle röportajlar yaptıkları Şili’den döndükten sonra Küba’nın ünlü ressamı Wifredo Lam üzerine bir belgesel hazırlamak için Albisola’ya gelmiş olan sevgili dostlarımız Güneş ve Barbro Karabuda ile birlikteyiz.
O sırada Şili Komünist Partisi’nden bir grup genç de Albisola’da...
Allende iktidarına karşı CIA’nın kurduğu bir sürü komploya, sağın gittikçe daha da kitleselleşen karşı gösterilerine rağmen hâlâ sol iktidarın geleceğinden umutlular.
Soruyorum: "Türk subayları gibi Şili Ordusu’nun subayları da hâlâ Panama Kanal bölgesindeki ABD askeri okullarında kontr-gerilla eğitimi görmeye devam etmiyorlar mı? Türkiye’de olup bitenleri biliyorsunuz. Allende bunlara nasıl göz yumuyor? Yarın ABD eğitimli generaller onun da icabına bakmazlar mı?"
Gerçekten de, bu askeri okullarda eğitim gören Şili su­bayla­rının sayısı 1969’da 107 iken 1972’de 197’ye çıkmıştı. Aynı dönemde Şili’ye ABD silah ve askeri donanım satışı da 1,6 Milyon Dolar’dan 14 Milyon Dolar’a yükselmişti.
Şilili genç komünistler ordunun darbe yapacağına pek ihtimal vermiyorlardı. Ayrıca dünya sosyalist sisteminin sol iktidara desteğinden o denli emindiler ki, "Sovyetler Birliği böyle bir şeye asla izin vermez" di­yor­lardı.
Kendilerine Türkiye örneğini hatırlatmıştım: "Sovyetler Birliği herhangi bir Amerikancı darbeye müdahale edecek olsa, bunu öncelikle sınır komşusu olan Türkiye’de yapması gerekmez miydi? Bizim sınır komşumuz. Müdahale etmek ya da en azından devlet terörü baş­la­yınca buna karşı çık­mak şöyle dursun, sizin yaşınızdaki dev­rimci gençler idam edilir­ken Podgorni Türkiye’ye dost­luk ziyareti yapmakta tereddüt etmedi."
İnanmak istemiyorlardı. "Ama Şili’de durum farklı. Bizde Komünist Partisi, Halk Birliği iktidarının belkemiğidir. Sovyetler Birliği Ko­münist Partisi kardeş örgütüne ve onun içinde yeraldığı halk birliğine dokundurtmaz” diyorlardı.
İtalya yazı çabuk bitti, biz Belçika’ya döndük. Onlar Şili'ye, Karabuda’lar da İsveç’e…
11 Eylül 1973 akşamı Barbro İsveç'ten ağlamaklı bir sesle telefon edecekti:
" İhtiyar’ı katlettiler..."

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.