HAYRANI OLDUĞUM LEFTER ÜZERİNE BİR ÇOCUKLUK ANISI

Doğan ÖZGÜDEN


13 Ocak… Bizim kuşağın en usta ve en sevilen futbolcularından Lefter Küçükandoniyadis’i kaybedişimizin 14. yıldönümü.
Benim de 40’lı yıllarda Ankara’da, çaput top koşturduğum çocukluk günlerinde, Fenerbahçe taraftarı olmamın nedeni Lefter’di…
İç Anadolu bozkırında, tren ara istasyonlarında ya da ilkokulu okumak için gurbetçi gönderildiğim ıssız köylerde hiç tanımadığım bir spordu futbol...
2. Dünya Savaşı bitmiş, babam ara istasyonlardan Ankara Garı'nda bir göreve tayin edilmişti. Posta caddesinin arka sokaklarından birindeki derme çatma evde ailemle hasret giderdikten sonra ilk kez sokağa çıktığımda tam karşıda bir künk döküm atölyesi gördüm, önüne çimentodan yeni dökülmüş künkleri sıralamışlardı. Geri kalan dapdaracık alanda ise benim yaşlarımda yedi sekiz çocuk, iki taştan tek kale yapmışlar, bağıra çağıra bir çaput topun peşinde koşuyorlardı.


Benim kendilerini seyrettiğimi görünce durdular, Rum arkadaş kendilerini tanıttı:
- Ben Aleko, bu Nubar, bu da Cevdo…
Ardından sordu:
- Sen hangi takımdansın? Fenerli misin, Be­şiktaşlı mısın, Galatasaraylı mısın?
- Vallahi ben takım da tanımam, futbol da bilmem…
- Futbol kolay, dedi Aleko. Bizimle oynarsan hemen öğrenirsin. Takıma gelince, bak biz hepimiz Fenerliyiz. Lefter’in takımından…
- Tamam dedim, madem öyle, ben de Fenerliyim.
Hem Fenerli, hem de Lefter hayranı…
*
22 Aralık 1925 tarihinde Büyükada'da bir Rum balıkçının oğlu olarak dünyaya gelen Lefter futbola doğduğu adada başlamış, daha sonra Taksim Spor Kulübü'ne yazılarak orada yetişmişti.
2. Dünya Savaşı yıllarında 18 yaşında askere alınan Lefter 3,5 yıl askerlikten sonra İstanbul’a dönünce Fenerbahçe’ye katılmıştı. 1951-1953 yılları arasında 1 sene İtalya'nın Fiorentina, 1 sene de Fransa'nın Nice takımında oynayan Lefter daha sonra tekrar Fenerbahçe'ye dönerek 1964 yılına kadar sarı-lacivertli takımda oynadı.
Türkiye Milli Futbol Takımı'nın tüm yaş gruplarında toplamda 50 milli maç oynayan Lefter, Altın Şeref Madalyası alan ilk futbolcudur.
Resmi verilere göre oynadığı 752 maçta 506 gol atan Lefter'in kayıt dışı gollerle beraber gerçek gol sayısının 832 olduğu biliniyor.
Bu “nedenle de “Ver Lefter'e Yaz Deftere" sloganıyla ün yapmıştı.
*
Fenerbahçe’nin ve de Milli Takım’ın en popüler oyuncusu olarak alkışlanan Lefter, ne acıdır ki, Rum olduğu için, 6-7 Eylül 1955’de Büyükada’da ırkçı-islamcı saldırganların saldırısına uğramıştı.
Oral Çalışlar, 7 Eylül 2015 tarihli Hürriyet’te bu açı gerçeği söyle anlatmıştı:
“Olaylarda, Türk basınına göre 11, bazı Yunan kaynaklarına göre 15 kişi öldürüldü. Konuyu araştıran Dr. Dilek Güven, ölü sayısının az oluşunu, gruplara "ölü olmasın" emri verilmesiyle açıklıyor. Resmî rakamlara göre 30, gayri resmî rakamlara göre 300 kişi yaralandı. Güven'e göre; resmi rakamlar 60 tecavüz diyor, ancak utanmalarından veya korkmalarından dolayı şikayette bulunamayan kadınların, 400’e yakın olduğu tahmin ediliyor.
“4214 ev, 1004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel, bar gibi yerlerin bulunduğu 5317 mekân saldırıya uğradı.
“Olayların Selanik'teki bombaya tepki olarak ortaya çıktığı ve Rumları hedef aldığı söylense de, tüm azınlıklar saldırganların hedefi oldu. Tahrip edilen işyerlerinin yüzde 59'u Rumlara, yüzde 17'si Ermenilere, yüzde 12'si Yahudilere aitti. Saldırıdan, dönmeler ve ‘Müslüman olmuş Beyaz Ruslar’ da nasibini aldı.
“Büyükada, milli futbolcu Lefter'in doğup büyüdüğü ve de yaşadığı yer. 6-7 Eylül saldırılarından adalı Rumlar da nasiplerini aldılar. Dükkanları, evleri, kiliseleri yağmalandı, yaralananlar oldu. Bir topluluk da Lefter'in evine saldırdı. Lefter, kızlarını ve eşini alarak kapısını kapattı. Evindeki silahı da alıp, kapının arkasında dikildi. Taşlar attılar, boyalar attılar, bağırdılar çağırdılar. Aile içeride endişeyle bekledi. Bir iddiaya göre, İstanbul'dan gelen Fenerbahçeli taraftarlar, saldırganları püskürttüler. Bir başka iddia ise, saldırganların bazı adalıların müdahalesiyle geri çekildiği yönünde.
“Lefter, saldırganları tanıyordu. Ancak, hiçbir zaman isimleri açıklamadı, bilgi vermek istemedi. Kişisel sohbetleri sırasında, bazen geçen bir adalıyı gösterip, ‘İşte bunun babası da saldıranlar arasındaydı’ dediği olurdu.
“Değişik söyleşiler sırasında ısrarla sorulmasına rağmen isim vermeyen Lefter, yaşadığı topraklarda daha fazla dert edinmemek için yaşadıklarını sineye çekti. ‘15 gün önce gol attığımda omuzlardaydım. O gün ise kayalar ve boya tenekeleri ile karşılaştım. En kötüsü harçlık verdiğim çocuklar evime saldırdı. Kızlarım küçüktü, onları öldürmeye kalktılar. (...) Çok sordular kim yaptı diye, ama o gün de söylemedim, bugün de söylemeyeceğim’ diyordu.”
Lefter artık hayatta değil. Sırlarıyla birlikte Büyükada'daki Rum Ortodoks mezarlığında yatıyor.
*

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.