FAŞİZMİN KATLETTİĞİ BÜYÜK İSPANYOL ŞAİRİ
LORCA ÜZERİNE 60'LAR TÜRKİYE'SİNDEN BİR ANI
Büyük İspanyol şairi Federico Garcia Lorca bundan 89 yıl önce, 19 Ağustos 1936'da, Franko faşizminin kurşunlarıyla katledilmişti.
1964’te İnci Tuğsavul Akşam Gazetesi adına Sanayi Bakanı Muammer Erten’in yaptığı bir resmi ziyareti izlemek üzere İspanya’ya gitmiş, oradan bir sürprizle dönmüştü.
Resmi ziyaret programını izlemek yerine ne yapıp edip büyük İspanyol şairi Federico Garcia Lorca’nın kızkardeşi Isabel Garcia Lorca'yı bulmuş, onunla röportaj yapmıştı.
Tabii dönüşünde Lorca’nın toplu eserleriyle nefis bir flamenco albümü de getirmiş olan İnci önceki paylaşımlarından birinde bu görüşmenin öyküsünü şöyle anlatmıştı:
"Ağabeyi katledildiğinde 27 yaşında olan Isabel, Granada ve Madrid üniversitelerinde felsefe ve edebiyat çalışmaları yapmış, ancak faşistlerin iktidar olmasından sonra İspanya’yı terketmek zorunda kalarak üniversite çalışmalarını önce Brüksel, ardından New York’ta sürdürmüştü.
"1951’de İspanya’ya dönen Isabel, üniversite çalışmalarını sürdürürken 1984’te Federico Garcia Lorca Vakfı’nı kurarak 2002 yılında ölümüne kadar başkanlığını yapmıştı.
"İspanya’da kendisiyle yaptığım röportajda Isabel, ağabeyi Federico Garcia Lorca ile Nazım Hikmet’in sanat anlayışları ve mücadeleci karakter benzerliklerini vurgulamıştı.
"Isabel’le röportajımın Akşam gazetesinde yayınlanmasından sonra Federico Garcia Lorca’nın eserlerinden ihtilalci bir öz taşıyan Mariana Pineda’yı İspanyolca'dan Türkçeye çevirmiştim… Oyun 31 Mart 1966’dan itibaren İstanbul Fatih Tiyatrosu’nda Tunç Yalman tarafından sahneye konmuştu."
Mariana Pineda gerçekten de Lorca'nın en devrimci yapıtlarından biriydi. 1931'de bir halk ayaklanmasına destek olduğu, evinde kendisinin işlediği "Eşitlik, Özgürlük ve Hukuk" yazılı bir bayrak bulunduğu için tutuklanmış, yoldaşlarının ismini vermesi için yapılan tüm baskılara direndiği için idam edilmişti.