DEMOKRATİKLEŞME MÜCADELESİNE NATO DARBESİ: 12 EYLÜL...
46 yıl önce, 11 Eylül'de, Şili’deki darbenin yıldönümü dolayısıyla Brüksel'de düzenlenen bir etkinliğe katılmış, geç vakte kadar süren söyleşilerimizde de Türkiye’de yaklaşan darbe tehlikesi üzerine durmuştuk.
12 Eylül sabahı her zaman olduğu gibi erkenden kalkmış, çalışmaya hazırlanıyordum. Saat 6’da Belçika radyosunu açtığımda, Türkiye’de askeri darbe yapıldığı flaş olarak bildiriliyordu.
7 yıl önceki Şili darbesini yapan, Castro'nun uyarılarına rağmen gerekli önlemleri almayan Allende'nin ordu başkomutanlığına atadığı Amerikancı general Pinochet'ydi.
Türkiye'de 12 Eylül darbesinin başını çeken de Bülent Ecevit'in başbakan iken 7 Mart 1978'de genel kurmay başkanlığına getirdiği Amerikancı ve kontrgerillacı General Kenan Evren'di.
Demokrasi İçin Birlik adına Belçika, Almanya, Fransa ve İsviçre’de birlikte mücadele verdiğimiz arkadaşlarla tek tek görüştükten sonra dünya kamuoyuna hitaben çeşitli dillerde ilk bildiriyi yayınladık:
“Bu darbe ülkemizdeki faşist tırmanışın son aşamasıdır. 1960, 1971 ve son olarak 1980’de ordunun müdahalesiyle karşı karşıya kalan Türkiye halkı hiç kuşku yok ki kararlı bir mücadeleyle bu karanlığı yırtacaktır.
“Günümüz Türkiye’nin tüm demokratik güçlerinin birlik ve faşizme karşı mücadele günüdür.
“Dünyanın tüm demokratik güçlerini Türkiye halkının bu meşru mücadelesiyle dayanışmaya çağırıyoruz.”
Hemen ardından, İnfo-Türk‘ün Türkçe, İngilizce, Fransızca, Flamanca ve Almanca bültenlerinde de 12 Eylül Darbesi’nin hazırlanış sürecini, NATO’nun ve büyük sermaye çevrelerinin bu darbedeki rolünü, darbeyi yapan Ordu’nun sadece askeri planda değil, aynı zamanda siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel planlardaki konumunu, darbeye gösterilen ilk uluslararası tepkileri içeren ayrıntılı bir rapor yayınladık.
Türkçe: https://www.info-turk.be/Eylul%201980.pdf
İngilizce: https://www.info-turk.be/47E.pdf
Fransızca: https://www.info-turk.be/47.pdf
Flamanca: https://www.info-turk.be/September%201980.pdf
Almanca: https://www.info-turk.be/september%201980-d.pdf
Avrupa Ekonomik Topluluğu, Avrupa Konseyi, hattâ NATO Parlamenterler Meclisi, parlamenter rejimi yok eden bu darbe karşısında eleştirel bir tutum takınırken, üyesi bulundukları parlamento lağvedilmiş, mensup oldukları partiler kapatılmış olan Türk parlamenterlerinin tutumu gerçekten yüz karasıydı.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin darbeden sonra Strasbourg’ta yaptığı ilk toplantıya, Cunta’nın talimatı üzerine Turan Güneş, Cevdet Akçalı, Metin Toker ve Besim Üstünel katılarak darbenin gerekliliğini savunabildiler.
Neyse ki, cunta tarafından yokedilmiş bir parlamentonun temsilcilerini adam yerine koyma komedisine 14 Mayıs 1981 tarihli kararıyla AKPM bizzat kendisi son verecekti.
Uluslararası planda bizim için ilk büyük şok ise, 12 Mart Darbesi sonrasında olduğu gibi, Sovyetler Birliği’nden geldi. ABD dışındaki Batı kurumları darbeye karşı eleştirel bir tutum takınırken, SSCB Başbakanı Kosigin, darbenin ardından yeni askeri hükümet kurulur kurulmaz hem Cunta Şefi Evren’e, hem de Başbakan Bülent Ulusu’ya kutlama mesajı gönderdi.
Şaşırmadık... 12 Mart 1971 darbesinden sonra da, 1972 yılında, üç genç devrimcimiz, Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan, idam hücresindeyken, Sovyet Yüksek Prezidyumu Başkanı Podgorni Türkiye'ye dostluk ziyaretinde bulunmakta beis görmemişti.
Kosigin'in mesajı ve genelde SSCB ile diğer sosyalist ülkelerin cuntaya karşı uzlaşıcı bir siyaset izlemesi, kaçınılmaz olarak Türkiye sol güçlerini de Cunta’yı niteleme ve ona karşı alacakları tavır konusunda daha baştan görüş ayrılığına sürükledi.
Sürgündeki Türkiyeli ilerici kuruluşların çoğunluğu yeni yönetimi “faşist askeri cunta” diye nitelerken TKP çizgisindekiler, aldıkları direktife uygun olarak, bu nitelemeye şiddetle karşı çıkıyorlar, “askersel cunta” ifadesiyle yetinilmesini dayatıyorlardı.
Kısa bir süre sonra da, TKP'nin yan örgütü ATTF'nin yayın organı Kurtuluş'un 15 Nisan 1981 tarihli 237. sayısınıda "Türk-Sovyet Dostluğu 60 yaşında" manşetiyle birlikte Kenan Evren'in ve Leonid Brejnev'in eşit boyutlardaki fotoğraflarının tam sayfa yayınlanması büyük tepkiye yol açacaktı.
Dahası, ertesi yıl, cunta şefi Kenan Evren’e, 25-28 Şubat 1982’de Bulgaristan’a yaptığı ziyaret sırasında “Büyük Balkan Yıldızı” nişanı verilecekti. Üstelik TKP üyelerinin Türkiye'de tutuklanıp işkenceden geçirildiği günlerde...