30 YIL ÖNCE DERİN DEVLET'İ AÇIĞA ÇIKARTAN SUSURLUK!
Balıkesir'in Susurluk ilçesinde, 3 Kasım 1996'da, Mercedes marka bir otomobil bir kamyona arkadan çarptı. Çarpma sonucunda otomobilde bulunan 4 kişiden 3'ü ölürken, 1'i ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.
Ölen kişilerin İstanbul eski Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ, üzerinden ''Mehmet Özbay'' adına düzenlenmiş kimlik çıkan faşist katil Abdullah Çatlı ve sevgilisi Gonca Us; yaralanan kişinin de DYP Şanlıurfa milletvekili korucubaşı Sedat Edip Bucak olduğu anlaşılınca, devletin "derin" ilişkileri teker teker ortalığa dökülmeye başladı.
Medyanın kazadan sonra olayı ''Siyasetçi-polis-mafya'' üçgeni içinde tutması nedeniyle yayınlanan haberleri ihbar kabul eden İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, 11 Kasım 1996'da, ''Cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak'' suçundan soruşturma başlattı.
Soruşturma derinleştikçe devletin tam bir kirli ilişkiler ağı içinde olduğu görüldü. Kazadan hemen sonra olay yerindeki çantanın ortadan kaldırılmasını sağlayan Veli Küçük, Gazi katliamını gerçekleştiren özel timci polis memurları Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy ve Oğuz Yorulmaz, mafya liderleri Ömer Lütfü Topal, Sami Hoştan ve Ali Fevzi Bir, Mehmet Ağar gibi isimler soruşturmaya dahil oldu.
Ankara 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi, Mehmet Ağar’ı emniyet genel müdürü olduğu dönemle ilgili "cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturduğu" iddiasıyla yargıladığı davada beş yıl hapis cezasına çarptırdı. Ancak, 9 Mart 2016'da Yargıtay, Ağar hakkında verilen beş yıl hapis cezasının zaman aşımından düşürülmesine karar verdi.
Bu arada konuyla ilgili olarak Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu'na 7 Aralık 1996'da gönderilen "çok gizli" damgalı bir raporda DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ve bazı MİT ve emniyet mensupları ile ülkücülerin içinde yer aldığı özel suç örgütü kurulmuş olduğu bildirildiği halde eski başbakan Tansu Çiller'in kılına dahi dokunulmadı.
O Çiller ki, öldürülecek Kürt şahsiyetlerinin listesini bizzat hazırlatmış, 26 Kasım 1996'daki DYP Meclisi Grubu toplantısında başbakan olarak "Bu devlet için kurşun atan da, kurşun yiyen de bizler için şerefli kahramanlardır" diyerek derin devletin katillerine alenen sahip çıkmıştı.