YAVRU VATANDA TOPLUMSAL YOKOLUŞ MİTİNGİ

Doç. Dr. Birol ERTAN

 

Yavru Vatan KKTC’de hafta sonu bir miting düzenlendi. Mitingler ve gösteriler, demokrasinin olmazsa olmazlarıdır. Demokrasilerde çoğunluğun yönetme hakkı olduğu gibi, azınlıkların ve muhalefetin de eleştirme ve muhalefet hakları vardır. Bu açıdan, demokratik düzene, kurallara ve yasalara uyulmak koşuluyla gösteriler ve mitingler yapılmasında yadırganacak bir durum yoktur. 


Buraya kadar normal olan süreç, hafta sonundaki mitingde büyük bir yara aldı. Mitingde açılan pankartlar, basın mensuplarına fiili saldırılar, Türkiye düşmanlığına dönüştürülen hava karşısında herkes rahatsız oldu. Mitinge katılan başta DP lideri Serdar Denktaş olmak üzere herkesi rahatsız eden bu sürecin kıvılcımlarını önceden görmüş ve uyarılarımızı yapmıştık.   

Mitingde saldırıya uğrayan KKTC Kanal T ekibine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Kanal T’nin bir bayan çalışanı, sunucu ve program yapımcısı Çiğdem Aydın, karnına tekme atılarak darp edildi.  Kanal T kameramanı Selim Divarcı da darp edildi. Demokratik hak olduğu iddia edilen bir mitingde böyle bir saldırı yapılabilir mi? Bu saldırıyı yapanları polis hemen yakalayıp cezalandırmak durumunda değil midir? 

Demokratik hak olarak kullanılan bir gösteride görevini yapan basın mensuplarına tekme tokat saldıracaklar, ülke yetkilileri ve miting düzenleyicileri buna sessiz kalacak. Böyle vandallık ve anarşi olabilir mi? Basın özgürlüğü birilerine serbest olacak, birilerine yasak mı olacak? Bu ülke sahipsiz midir? 
KKTC’de bu konuyu sessizce geçiştirmeye çalışanların çok büyük bir hata yaptıklarını söylemek istiyorum. 

Yarınlarda yeni saldırılar olursa, bunun önüne geçilemez. Vandallar ve basın düşmanları derhal tespit edilmelidir. 

KKTC’deki mitingde Türkiye düşmanı pankartlar açılması ise işin suyunu tamamen bulandırmıştır. Bu pankartlar arasında “Kurtarıldık mı ? HAS....TİR” ve “ Ankara Elini Yakamızdan Çek” pankartlarının bulunduğunu gördük. 

Rum ulusal çıkarları için varını yoğunu seferber eden küçük bir grup, siz bunları çok iyi biliyorsunuz, Türkiye düşmanı pankartları ile mitinge leke düşürdüler. Miting, hak arama eyleminden çıktı, Türkiye düşmanlığına dönüştü. Mitinge katılan masum vatandaşlar da bu duruma tepki gösterdiler ve kullanıldıklarını söylediler. Türkiye düşmanı pankart açan bazı sendikacılar da yaptıklarının üstüne soğuk su içtiler. Bu nasıl bir demokratik ülke? Bu sorumsuzların yaptıkları yanlarına mı kalacak?  

Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği de yaşananlar konusunda sessiz kalmamalıdır. Kıbrıs Türklerinin varlığının güvencesi olan Anavatanın resmi yetkilileri, üç beş çapulcunun demokratik olması gereken eylemleri Türkiye düşmanlığına dönüştürmesine asla sessiz kalmamalıdır. Bu konumda sorumluların cezalandırılmasını talep etmelidir. 

KKTC’de hafta sonu yapılan ve Toplumsal Varoluş ismi verilen mitingi, Toplumsal Yokoluş sürecine dönüştürülmeye çalıştılar. Mitingde basın mensuplarına saldırdılar ve Türkiye düşmanlığı yapan şımartılmış Rum sevdalıları ön planda yer aldı. 
KKTC’de 21. yüzyılda elinde özgürlük pankartı açıp Rum hıyarıyla gezen sorumsuz sendikacıların KKTC’de kaos yaratmasına izin veriliyor. 21. Yüzyılda Baraka’larda yaşayanların ruh haliyle KKTC’de vandallık yapanlara asla hoşgörü gösterilmemelidir.  

KKTC’deki Toplumsal Yokoluş mitinginde darp edilen basın çalışanları Kanal T çalışanı Çiğdem Aydın ve kameraman Selim Divarcı’ya geçmiş olsun diliyoruz. Yavru vatanda demokrasi ve özgürlüklerden nasibini alamamış Baraka kültürü savunucularını kınıyoruz.