HALK DÜŞMANLARI

Doç. Dr. Birol ERTAN
HALK DÜŞMANLARI
Birol Ertan 
Seçimler, ülkenin demokrasisinin alnına hiçbir kara çalınmadan demokratik bir atmosferde gerçekleşti. Kazananlar, halktan aldıkları güçle ipi göğüslediler. Kaybedenler ise halkın hakemliğinde geldikleri yerlere çekilecekler. Demokrasinin değişmeyen kuralı budur.
 
Demokrasi, halkın kendi kendisini yönetmesidir. Temsili demokrasi ise genellikle dört ya da beş yılda bir yapılan seçimler yoluyla yönetenlerin işbaşına getirilmesi anlamına geliyor.
 
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, devletin başına seçilen isim, Dr. Derviş Eroğlu oldu. 18 yaşını doldurmuş ve oy kullanmasına engel bir durumu olmayan KKTC vatandaşları, seçmen olma niteliklerine sahipseler, seçimlerde oy kullandılar. 164 binden çok seçmenin dörtte üçünden çoğu sandığa giderek oy kullandı. Geçerli oyların %50"sinden fazlasını alan Dr. Derviş Eroğlu, ilk turda yeterli çoğunluğun üzerinde oy alarak Cumhurbaşkanlığı seçiminin galibi oldu. Kazanan, demokrasi oldu.
 
Bu süreçten sonra yapılması gereken, KKTC"nin başı olan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu etrafında bütünleşerek Kıbrıs Türklerinin egemen ve bağımsızlık iradesini korumak ve yaşatmak. Elbette ki, Cumhurbaşkanı Eroğlu, diplomatik oyunu kurallarına göre oynayacak, masada kalacak, müzakerecilik yapacaktır. Ancak, asla tavizkar, sorumsuz ve ulusal çıkarlarımızı önemsemeyen bir konumda olmayacaktır. Ülkenin ve toplumun birlik ve bütünlüğünü temsil edecek, fakat eski Cumhurbaşkanından farklı olarak güncel siyasette de bağımsız kalacaktır.
 
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra yapılması gereken, geçmişteki yarışı ve çekişmeleri unutarak birlik ve bütünlük içinde davranmaktır. Ne var ki, bir kesimin bunu yapmak yerine, bölücülük, ayrımcılık ve hazımsızlık yaptığını görmekteyiz. Bu tavır, kelimenin tam anlamıyla Halk Düşmanlığıdır, Demokrasi Düşmanlığıdır.
 
Seçim sonuçlarını hazmedemeyip çamura yatanlar, seçmenleri kategorize edip ülkenin vatandaşlarını kamplara ayırmak, vatandaşlar arasında ayrımcılık yapmak, bazı vatandaşlarımızı kökenleri nedeniyle küçümsemek tavrına girdiler. Bu alçaklığın sonu, halk düşmanlığı ve bölücülüktür.
 
Seçimlerde kazananlar olacağı gibi, kaybedenler de olacaktır. Hazımsız davrananlar, demokrasimize ve ülkemize zarar verme noktasına gelmesinler. Seçimlerde her yenilen seçim sonuçlarını tanımama noktasına gelirse, ülkede demokrasiyi işletilemez.
 
Annan Planı oylamasında seçim sonuçları halk iradesi oluyordu da şimdi ne oldu da şunlar ya da bunlar diye kategorize ettikleri seçmenlerin oylarını küçümsemeye kalkıyorlar. Seçimlerde yenilenler hazımsız olurlarsa,  sonuçta ülkede kaos ve istikrarsızlık olur ki, buna asla izin verilmemelidir. Demokrasi, kendi kurum ve kurallarını korumada asla esnek davranmamalıdır.
 
 Halkı küçümsemek, seçmeni kategorize etmek, seçim sonuçlarını çarpıtmaya çalışmak gibi entel oyunlarına bu halkın karnı toktur. Bu entel hastalığı, halkı ve seçmeni küçümseme hastalığı, son günlerde bir kesimin yayın organlarında sıkça görülmeye başladı. Ayrımcılık, ırkçılık, tutarsızlık ve hazımsızlık olduğu kadar, bu tavrın demokrasi karşıtlığı olduğu da bilinmelidir. Yüzbinlerce Rum ile aynı devlette yaşamaya can atanlar, Türkiye kökenli vatandaşları küçümseme noktasına geldiler. Size bu güzel ülkeyi yedirmezler. Seçimsonuçları da gösterdi ki, geldiğiniz gibi gittiniz. Güle güle hazımsız militanlar, Güle Gül