YALAN DEĞİL Mİ?

Bülent Hakan ALTUNCU

YALAN DEĞİL Mİ?

7-8 yaşlarımda dinlediğim 12 Eylül öncesi ile ilgili anlatılardan; gördüğüm hilal bıyıklı, kara yağız, zayıf, elmacık kemikleri çıkkın, yüzleri keskin çizgili, elleri kıllı ve tarak kemikleri görünen, aç ve kızgın kurt bakışlı, gözleriyle etrafına sevgi değil korku salan bazı tiplere karşı duyduğum korkudan; bir de siyasetle ticaretle hiç işleri yokmuş, işleri güçleri Allah’a ibadet etmekmiş gibi duran, haram yemekten yanakları kırmızı, enseleri kalın, göbekleri geniş giysilerine ve şalvarlarına sığmayan, garip, zavallı, ezik, büzük, güya huşuyla bakan bazı tiplerden hareketle bir siyasi bilinç şekillenmeye başladı tabi.

Tabi gözlemlerim bana ait olsa da haber ve bilgi kaynaklarım tek yönlüydü ve bu yüzden o yıllarda edindiğim bilgi alt yapısı bana siyaseti siyah ve beyaz iki renk gibi gösteriyordu.

Hiç unutmam Ecevit’in, Demirel’in, Erbakan’ın ve Türkeş’in siyasi yasaklarının kaldırılması için yapılan seçimde aktif siyasetin içinde olmasam da kendi çevremde yasakların kaldırılması yönünde kendimce siyasi çalışmalar yaptım.

O yıllardan sonra da türkülerden sonra ki en büyük ilgi alanım siyaset oldu. Sanki ergenliğin verdiği cinsel istek ve enerjiyi bu yanımı baskılayarak bu işlere verdim. Kızları üçüncü plana attım o genç ve yakışıklı yıllarımda.

Sonrasında hep bu yolda yürüdüm bugüne kadar. Halktan olana, emekçi olana, halk için sanat yapana, ezilen yok sayılan azınlık ırklara, azınlık din ve mezheplere, dillerini, derelerini, ormanlarını savunanlara hiç tanımasam da hiçbir önyargı duymadan tüm kalbimle sarıldım. Onların yanında olunca gözlerim parladı. Onlarda beni ilk gördüklerinde gözlerimden anladı. Yolumun sonunda hep onların yanında kendimi buldum. Oralarda mutlu oldum. Bir köpek nasıl güvendiği bir insanı görünce sırt üst yere yatıp vücudunun en zayıf olan yeri karın boşluğunu o insanın önüne serer, ben de köpekler gibi sevindim, karnıma basar mı, bana bir zarar verir mi diye hiç düşünmedim.

Diğer yandan halk düşmanı, emek sömürücüsü, güçlüden yana, zayıfların ve mağdurların yanında durmayan, sanat düşmanı, memleketin yer altı ve yer üstü kaynaklarının savunucusu değil aksine tüketicisi ve satıcısı tayfada yer alan, din alıp, Allah satan, ırkçılık yapıp halka vatan-millet-beka edebiyatı yapanlara ise değil karnımın yumuşak yerini göstermek, değil onlarla tokalaşmak, değil bir karede yer almak, yüzlerine bile bakamadım.

Meğerse siyaset benim gibi yoldaşının yanında duran, canını ona siper edebilecek, halkını satmayacak, sözünün eri doğru dürüst tiplerin asla içine girmeyeceği bir işmiş. Bu yüzden girmedim, giremedim zaten. Bizim gibiler mevcut siyasi konjonktürde, fevri davranan, öfke kontrolü olmayan, esnekliği olmayan, istedikleri gibi bel kıvırıp, göbek atmayı beceremeyen tipleriz. Siyaset dediğiniz şey pavyon dansözlüğü mü oldu yani! Bizden diye bildiğimiz ve hatta sosyal demokrat, solcu diye oy verdiğimiz siyasetçilerin, yıllardır bu halkı sahtekar hamasetler, yalanlar, dolaplar üzerinden yönetip sömüren kapitalizm maşası sağ siyasetçilerle olan görüşmelerinde, karşılaşmalarında onların gözlerine sevgiyle ve tebessümle bakmaları, tokalaşıp poz vermeleri, güya görüş alışverişi yapmaları, birlik beraberlik mesajı verdiklerini sanmaları bana çok sahtekar ve alçakça oynanan bir tiyatro oyunu olarak geliyor. Hatta dansözlüğü de geçtim, pavyonda ki konsomatris müşteri ilişkisi değilse ne bu ?Bunların hepsi emek sömürüsü üzerine kurulu kapitalist düzenin, bizlere oy vermek için sunup dayattığı emperyalist figüranlarıdır.

Neden böyle insanların tiplerinden, şekillerinden hareketle başınızı ağrıtıp böyle uzun bir yazı kaleme aldım derseniz: Birkaç gündür tekrar tekrar Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın belediye meclisi konuşmasını izliyorum. Kadının görüntüsünde sadelik, doğallık ve asalet var. Ses tonunda sevgi, saygı, insanlık var. Cümlelerinde doğruluk, dürüstlük, samimiyet var.

Var da neye yarar! Bu halk ve bu burjuva siyaseti bu gibi nice değerli insanları ya beğenmedi ya da kısa zamanda siyaset sahnesinden kovdu. Yalan değil mi?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.