TİCARET SÜNNETSE, SEVAPSA; EMEK NEDİR?
Bir oto aksesuarcıya gittim bugün. İstediğim ürünün fiyatını sordum: 4500 dedi. Daha önce internetten bakmıştım; aynı ürünün fiyatı internette 3000-4000 aralığındaydı. 4 bin olmaz mı dedim, “Olmaz abi” dedi. Israr ettim, “Yarısı senden yarısı benden olsun, 4250 olsun, normalde sadece takılması bile bin lira” dedi, kabul ettim.
Benimkini takarken başka bir müşteri geldi. Onunla beraber dükkanın içine girdi. Bir müddet sonra bende girdim. Aynı ürünün fiyatını o müşteriye 3500 TL demiş. Ama adam kabul etmiyor, “3000 yaparsan alırım, diyor ve anlaşamıyorlar. Adam tam çıkıp gidecekken ben araya girdim.
“Aynı ürünü ben şu an da 4250 ye taktırıyorum” deyince adam gitmekten vaz geçti. Satıcı o anda bana bir şey demedi ama bu araya girişimden çok memnun oldu. Benim işimi bitirince kasaya hesap ödemeye giderken: Bak ben 3500 de demiyorum, en azından dört yapalım şunu” deyince, “Olur mu abi sana verdiğimin malına bak bir de bununkine” dedi. Bende onun aldığıyla benimkinin aynı kalite, hatta onunkinin daha kaliteli de olabileceğini söyledim kendisine. Bana kaliteden anlamadığımı söyledi. Baştan söz konuşup anlaştığımızı söyledi bana.
Bende konuyu uzatmadım ve kendisine “Tamam kardeşim kes şurdan 4250 TL ama benimkinin daha kaliteli olduğunu ben anlayamıyorsam da Allah bu durumu görüyor ve anlıyor, o gereğini yapar” dedim. Adam çılgına döndü. “Şimdi Allahı ne karıştırıyorsun araya, biz burda ticaret yapıyoruz, seninle konuştuk ve anlaştık” dedi. Hiç sıkıntı yok kardeşim, kes helalinden 4250’yi dedim. O da kesti.
Nedense bu sözde Müslümanlara Allah’ı hatırlatmak çok kötü bir duygu ve anında agresif bir davranış moduna geçmelerine neden oluyor. Sanki en başta konuşup pazarlık yaptığımız zamanı Allah göremiyor; bu son hesap öderken ki muhabbetten haberdar oluyor.
Çünkü bize anlatılan şekliyle dinimiz başka bir çok dinin ve inancın evrensel değerlerini savunsa da özellikle ticareti kutsayıp, kadınları da aşağı bir yaratık olarak gören bir din olarak anlatıldı bize.
Bu yüzden kadınları kullanmak, tartaklamak; ticarette karşı tarafı kandırmayı başarıp ikna edebilirsen ürünün bire yüz karla satmak da “sünnet” sayılıyor. Kendisini tanrının sevgili, değerli, torpilli Müslüman kulu sanan bu tüccarda onun benle yaptığı pazarlığı Allah’ın göremediğini ve benim tamam dememden dolayı helal fiyatın o an da belirlendiğini hesap ediyor. Fakat ikinci müşteriye yaptığı indirim esnasında benim o ortama düşmemi sadece bir talihsizlik olarak görüyor, beni o ortama gönderenin de Allah olduğunu kavrayamıyor. Hatta sözlerimin ikinci müşteriyi ikna etmesinden de sinsi bir mutluluk duyuyor. Konuyu da tanrının adaletine getirince, yok “Senin ki daha kaliteli” yok “söz konuştuk” gibi cümlelerle halen daha tanrının bu yalancılığını görmediğini sanıyor.
Ama kendini de tanrıyı da “ticaret sünnettir” bahanesi üzerinden kandırabileceğini sanıyor. Ve bu çıkarcı zihniyet kapitalist sömürünün sürmesinin, kapitalizmin başı ABD’nin İslam coğrafyasını inim inim sömürüp, yozlaştırmasının temel dayanağı oluyor.
Peygamber Muhammed zengin tüccar bir karı aldı diye üretimde hiçbir emeği olmayan bire aldığını ikiye, üçe, beşe, ona satanların işlerine dini bir anlamı olan “sünnet” sıfatını yüklemektir; saf, temiz, gerçek dindar ve gerçek inançlı insanları insanlıktan, haktan, hukuktan çıkaran, emperyalist sömürücülerle işbirliği yapmasını olağan kılan.
Ticaret sünnet münnet değildir; kıçını kıpırdatmadan başkalarının emekleri üzerinden geçinme uyanıklığıdır; ha riskleri vardır, dur durak bilmez yorucu bir iştir bu yüzden bunlarında bu emeklerinin ve göze aldığı risklerin bir karşılığı olmalıdır fakat kapitalist düzendeki gibi sattıkları ürünü üretenlerle aralarında devasa uçurumlar olmamalıdır. En yüce değer emektir, alın teridir; ticaret sünnetse bu çoktan farzdır; tanrının hak için insanlığa emrettiği ilk emridir.