OLMAYAN BİR DİLE HAYRANLIĞIN PSİKANALİZİ

Bülent Hakan ALTUNCU

OLMAYAN BİR DİLE HAYRANLIĞIN PSİKANALİZİ

Nur cemaati Hayrat Vakfı İç İşleri Bakanlığı personeline Osmanlıca dersi verecekmiş!

Ne Nur cemaati üyelerinin ne Hayrat Vakfı üyelerinin ne de İç işleri bakanlığı personellerinin anadilleri Osmanlıca değil. Türkiye vatandaşı olup anadili Rumca, Ermenice, Lazca, Zazaca, Gürcüce olup unutulup, kaybolup gitmesinden endişe duyanların anadillerini tekrar hatırlama, kendilerinden sonraki kuşaklarına aktarma istekleri anlaşılabilir. Çünkü sonradan öğrenilen hiçbir dil insanın duygu ve düşüncelerini anadili gibi anlatamaz. İlk öğrenilmiş beyin kodlarını, zeka yolaklarını uyum içinde çalıştırılamaz. Bu yolaklar ancak ikinci dilin anadile çevrilmesinden sonra işler hale gelir. Üstelik bazen anadildeki bir kelimenin eş anlamlısı yabancı bir dilde olmayabilir; bu kelimeyi yabancı bir dil birkaç cümle ile anlatabilir. Bu yüzden anadil çok önemlidir. Anabile yapılan baskı ve yasaklar bir insana yapılabilecek en büyük işkencedir, onu kimliksizleştirmektir.

İnsanlar anadilleri dışında diğer dillere de ilgi duyabilir, öğrenmek isteyebilir. Bunun altında sosyal, ticari, akademik nedenler olabilir ve bu sebepler bu dilleri öğrenmeyi zorunlu kılabilir. Örneğin bilimsel akademik anlamda İngilizce; sosyal-turistik anlamda İspanyolca, İtalyanca; ticari anlamada Rusça, Çince, Japonca öğrenmek isteyebilir bir insan. Fakat bir insan anadili olmayan ve bugün dünyada kullanılmayan bir dili neden öğrenmek ister? Hele de kendisi saraylarda yaşamasa da saray ve çevresinin kullandığı bir dili neden öğrenmek ister? Tabi ki çoğunun dört kuşak önceki dedelerinin değil mezar taşları, mezarları bile kalmasa da sırf Osmanlıca yazılı mezar taşlarını okuyabilmek istemez herhalde. Peki o zaman nedir bu isteğin altında neden?

Bunun altında yeten neden gerçek kimliğine yabancılaşmadır, köklerinden kopmadır, geçmişine, özüne, öz atalarına küsmedir; bunları siyasi yönlendirmeler sayesinde düşman gibi görmedir. Örneğin “görme” eyleminden türeyen “göz, gözlem, görsel, görüntü, görünüş, gösteri, gözetim, gözlük…” ve daha nice bu kökten türeyen kelime, hangi anadili Türkçe olan bir insanın zoruna gider veya hangisi bu kelimeleri duyunca “dur bir Google sorayım anlamını” der. Veya “Görüntü de nedir çok anlamsız bir kelime bana manzara daha anlamlı geliyor” der. Hiç kimse değil mi?

Bugün olmayan bir dili öğrenme isteği; bu toprakları, bu toprakların insanlarını, köklerini bilmeme, sevmeme, bunları kabullenmeme, saray gibi normal sade vatandaşlardan çok daha üst düzey zenginlikleri yaşayanlara imrenme ile sonuçlanan bir aşağılık kompleksinin ürünü olabilir ancak.

Bu yüzden bu "aşağılık" insanların bu topraklara, bu topraklar üzerinde yaşayan insanlara, yüzyıllar boyunca birikip gelişmiş kültüre hiç bir katkısı olmaz; aksine bu kültürle ve insanlarla barışık olmadıklarından bu insanlara bu toprakları zehir ederler. Zaten ediyorlar da.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.