LİMON-FINDIK-PALAMUT ve DEVLET

Bülent Hakan ALTUNCU

LİMON-FINDIK-PALAMUT ve DEVLET

Fındık üreticisi yaz başı gelmeden gübreleyip, yaz başı yaban otlarını kesip, ilaçlayıp, temmuz sonu ağustos başı toplayıp, ayıklayıp, kurutup, tüm bu işlemlerden sonra gaful denen fındık ocaklarının kalın kalan dallarını seyrekleyip (kesip), sonra tekrar yerde kalan fındıkları ağrepsleyip (son yerde kalan fındıkları toplayıp) en son bu ekim kasım aylarında tekrar yeşerip boy atan otlarını da tekrar temizledikten sonra fındığını 140 küsür liraya satmaya çalışıyor.

Bir limon üreticisi de gübreleme, ilaçlama, sulama, budama, toprak bakımı, hasat işçiliği, nakliye, elektrik ve bahçe giderleri dahil kilosunun üretimine 10 TL harcadığı limonu 5-8 TL ye satmak zorunda bırakılıyor. Büyük bir kısmı da limonunu satmak yerine kabuğunu soyup, içini atıp, kabuğunu şekerleme işlemlerinde kullananlara satmak zorunda kalıyor, birçoğu ise toplamıyor!

Gübre satan, ilaç satan, elektrik satan, nakliyeci hepsi ticari risk alan, istihdam sağlayan burjuva devletinin veli nimetleri… ve hepsinin ekonomik durumu üreticilerden çok daha iyi… Bizlerde bu yüzden limonu 50 TL ye fındığı kuru kabuklu fındığı 500 TL’ye alıyoruz.

Sonuçta ekonomi her ne kadar serbest olsa de devletin buna müdahale etme hakkı var. Böyle bir devlet “köylü milletin efendisidir” diyen bir devletse, milletini salak yerine koymak, halka alenen hakaret etmek, halkın emeği çalmak gibi suçlardan yargılanmalıdır.

Bu durum sadece tarımda değil diğer tüm sektörlerde de geçerlidir. Üreticilerin emekleri yok sayılır kapitalizmin aracılığını yapanlar ihya edilir.

Hiç kimse kendini okuyup tahsil görerek bir yerlere gelirim sanmasın. Bugün Türkiye de aktif çalışan doktor sayısı 232 bin. Bu yıl içinde tüm tıp fakültelerinde okuyan öğrenci sayısı ise 132 bin. Bu ne demektir biliyor musunuz?

6 yıl içinde olmasa da en çoğu 15-20 yıl içinde tıp fakültesi bitiren öğrencilerde diğer fakülteleri bitirenler gibi migrosta tezgahtarlık yaparak iş hayatlarına atılacaktır. Hadi o kadar dramatize etmeyeyim özel hastanelerde güvenlik görevlisi falan… Yani asgari ücretli kervanına katılacaktır.

Devlet emeğe değer vermediği gibi tahsile ve bilime de değer vermiyor. Neye değer veriyor, Allah’ın denize koyduğu, üretip yetiştirip yenilecek kıvama getirdiği palamut balığını denize bir ağ atıp toplayıp gelen ve buna aracı olup sözde halka hizmet veren, sözde insan istihdam edip karınlarına “ekmek koyan” hiçbir zahmete girmeyen en ilkel avcı toplayıcı toplum kafasıyla hareket edenleri destekliyor ve halkımızda bize 100 TL’ye verdikleri palamuta şükrediyoruz. Denizlerin hakimi bir nevi korsanları olan deniz yağmacılarına mecburuz. Ama limon fındık üreticisi mi ? Onlarda kim ki nakliyecisi, gübrecisi, ilaççısı, manavı, şarküterisi kazansın; diğerlerini zaten bekanız, namusunuz bizim elimizde ha deyip haline bir şükrettiririz, üstelik bunu popülerleşmiş bir ifadeyle “sikinti yok, biz burdayız, bizi kim alabilur” rahatlığıyla dile getirebiliyorlar.

Bugün ki kapitalist devletlerden daha eski tarihlerdeki devletlere kadar hiç devlet tarih boyunca maalesef güce, silaha, kabalığa, haydutluğa, yağmacılığa, korsanlara, mafyalara ses çıkaramamış, hatta onlarla birlik olmuş en ilkel avcı toplayıcı toplumların ötesinde insani, demokratik ve emekten yana bir sistem kurmamıştır. Ne köylü milletin efendisi olmuştur, ne işçi, ne memur, ne emekli sözde burjuva demokrasilerinde de… Zenginlerin devletinde milletin efendisi zenginlerden başka kim olabilir ki?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.