KADİR İLE TÜRKAN, BİR GÜN OLUR DESTAN!
Babam öldü cenazesi videoya çekildi. Üzerinden 35 yıl geçti o videoyu hala daha izleyemedim, merak da etmedim. Sadece akrabamız Ünal abinin düğününde katıldığı ve horon oynadığı video ölümünden on yıl sonra bana verilse de izleyebilmek için bir on yıl daha bekledim. Yani yirmi yıl sonra o videoyu izleyebildim.
Sabah erken 6-7 gibi kalktım. Kadir İnanır’ın ölümünden çok etkilenmiştim. Evdekiler benden iki üç saat sonra uyanır. Kahvaltı hazırlanana kadar “Deprem” filmini ve “Dila hanımı” tekrar izledim. Kahvaltıdan sonra “Kara gözlüm” ü ve “Devlerin Aşkı” nı, bir de “Elvada Katya” yı. Devlerin aşkını meğer hiç izlememişim.
Gün boyu bu filmlerin etkisinde kaldım. Müziklerini sazımla çaldım, hülyalara daldım, yetmişli yıllara ışınlandım. Fakat bir filmi izlemeye cesaret edemedim: “Selvi boylum al yazmalım”. Çünkü ben bu filmi ilk izlediğim 10 yaşımda da, ikinci izlediğim 20 yaşımda da, üçüncü izlediğim 30 yaşımda da, sonrası 40 yaşımda da, ne kadar izlediysem hep ağladım. Bazen bir çocuk gibi dudaklarım tir tir titreyip, hüngür hüngür ağlayarak. Beni içinden çıkamadığım büyük bir ikilemde bıraktı her izlediğimde. İlyas’ta aşkın yakıcılığını, acısını, pişmanlığını gördüm; Cemşit’te insanlığın en yüce mertebesini ve sevgiyi; Asya’da ise yaşayan bilir dünyanın en zor durumu olan “kararsızlığı” ve karar verme zorunluluğunu...
Bu yüzden “Selvi Boylum Al Yazmalım” ı seyretme cesaretini gösteremedim, bir daha da gösterebilir miyim bilmiyorum.
İkindi vakti kızım Özüm İstanbul’dan aradı. “Selvi Boylum Al Yazmalım”ı tekrar izlemiş. Çok ağlamış ama durulmuş ve kararını vermiş. “Baba, bende senin gibi her izlediğimde ortada kaldım ama Asya’nın İlyas’ın patronuyla konuşacağı zaman ona tokat atması, uzunca bir zaman onun peşine düşmemesi ve daha birçok ( tek tek hepsini bana anlattı, şimdi aklıma gelen bu ikisi) ipucundan hareketle ben Aysa’nın Cemşit’i tercih etmesinin doğru karar olduğunu düşünüyorum artık. Üstelik Cemşit Asya’ya karşı olan büyük aşkına rağmen İlyas’ın aşkına da saygı duyduğunu birçok sahnede ortada koyuyor filmin karelerinde. Bir de İlyas, oğlu Samet’e bir oyuncak silah getiriyor, Cemşit Samet’in oyuncak silahı beğendiğini görünce ona bununla insan mı öldüreceksin diye soruyor, bence Asya vermesi gereken doğru kararı verdi. Ayrıca finalde İlyas’a karar verseydi izleyicilerin kalbinde Cemşit’e karşı haksızlık edilmesinin vicdan azabı kalırdı, film iyi hatırlanmazdı bence” dedi. Bu yüzden Asya’nın Cemşit’i tercih etmesine net bir şekilde karar verdi ve beni de ikna etti.
Filmlerin etkisinden çıkıp normal hayata dönemiyorum. İzlediğim her filmin her karesinde kendimi filmin çekildiği sette hissettim. Kamera önü, arkası, çekim araları, set sonrası boş zamanlar, yenilen yemekler, konaklanan yerler, aralarındaki iletişimler, çevredeki insanlar, onlarla olan iletişimler….
Her filmi izlerken Türkan Şoray bugün ne yapıyor diye düşündüm. Benim gibi bu acı haberin üzerine çektikleri filmleri izleme cesareti gösterebilir mi diye düşündüm. Cevabım netti asla izleyemez. Hatta çok uzun bir zaman izleyemez hatta belki de hiç izleyemez. Bu yüzden herkesten çok ona sabır diliyorum.
Bizler komşu da olsa uzak Arap kültürünün Leyla ile Mecnun’unu, Fars kültürünün Ferhat ile Şirin’ini, Kerem Türk olsa da aşkı Aslı’nın Ermeni olduğu hikayelerle büyümüş bir kuşağız. Bu destanlar bize aşk duygusunun yüceliğini, bu mertebeye ulaşan insanların irade gücünü, insanüstü fiziksel gücünü öğretmiş, iki insanın aşkından hak aşkının nasıl olacağını, olması gerektiğini gösteren ip uçları vermiştir. Bu yüzden bizim kültürümüzde aşkın anlamı belki başka hiçbir kültürde olmayan derin anlamlar ve felsefe içerir.
Efsanelerin çoğunun anlamı aktörlerin ölümlerinden çok sonra anlaşılır. Belki de bizlerde yaşadığımız dönemden hep şikayetçi olsak da uzun yıllar sonra destanları yazılıp bin yıllar sonra bile anlatılacak bir Kadir ile Türkan destanını yaşadık. Bütün senaryo sözlerini, müziklerini unutun sadece Asya ile İlyas’ın “Selvi boylum Al Yazmalım” filmindeki bakışlarından bile ne destanlar yazılır kim bilir?
Herkesin aklında şu soru: Aralarında dünyevi aşk oldu mu, olmadı mı? Olsa ne olur olmasa ne olur. Onlar milyonlarca Anadolu halklarının gönlüne aşkı yerleştirdi. Kendilerini bu kalplere aşkın Leylası, Mecnunu diye yazdırdı. Bir büyük aşk destanını bu toprakların kültürüne ve bizim kuşağa yazdırdı. Bu yüzden Kadir’e rahmet, Türkan’a çok büyük sabırlar dilerim.
(Tabi bu arada Cengiz Aytmatova’da saygı, minnet ve rahmetle)