EPSTEİN OLAYI VE ÇOCUKLARA MANİFESTOM

Bülent Hakan ALTUNCU

EPSTEİN OLAYI VE ÇOCUKLARA MANİFESTOM

Beni, Bayburt merkezden görev yerim olan Taht köyüne hafta başı ve sonları getirip götüren taksicilere kızdım ve şoförlüğümde, ehliyetim de yokken bir araba aldım. Bayburt’un Aydıntepe ve Demirözü ovalarının düz yollarında araba kullanıp şoförlük öğrenmeye çalışıyorum. Gözüm yoldan çok yol kenarındaki tabelalarda; 30 diyorsa 25 km hızla gidiyor, müthiş bir heyecan duyuyordum. Çünkü o hızlarda bile yalpalıyordum. 30 a alışınca 40 keyif vermeye başladı, 40 a alışınca 50… Şimdi ise 180 lerde aynı keyif ve heyecanı duyuyorum, 120 bile ilk başlarda ki 30 gibi geliyor bana.

Bu dopamin denen mutluluk hormonu denilen şey böyle bir şey. Bir dozuna alışınca insan daha çoğunu istiyor. Düşük dozlar yetersiz geliyor, etkisiz kalıyor. Mutlu olmak heyecanlanmak gittikçe zorlaşıyor.

Bırakın büyük ulusal medyaları, yerel il bazlı hatta ilçe bazlı medya grupları bile yakın ilişki içinde olup reklamlarını yaptıkları kişilerin açıklarını bilir. İlk önce onlara yemek filan ısmarlarlar ve yakınlarına sokulurlar; bu sayede açıklarını yakalarlar; sonraki aşama onlara esir almak olur. Düzenli aidata bağlarlar açıklarını öğrenip esir aldıkları zenginleri, bürokratları ve siyasileri… İşin bu kısmı masum olmasa da çok basit kısmıdır, Sedat Peker gibi mafya liderleri devletin üst düzey yöneticileriyle girdikleri ilişkiler sonucu birçok kişinin ipini eline alır ve parmağında oynatır.

Dün akşam, bu pedofili olaylarıyla gündem olan Epstein dosyasından çocuklarım çok etkilendi. Hele kızımın gözbebekleri büyüdü. Bir yandan, “Bakın bu olay bundan 25-30 sene önce başlamış ama biz yeni haberdar oluyoruz. Haberimiz olmasa her şey yolunda giderdi bizler için değil mi? Bu olaydan sonraki 25-30 yılda yaşanan kötülükleri, pis ilişkileri de belki sizin çocuklarınız öğrenebilecek” dedim ve devam ettim.

Konuyu “Onlar tv”ye taşıyan, bence Türkiye’nin en büyük demokrasi savaşçıları olan beş gazetecinin ( bunların bir diğeri şu an içerde olan Merdan Yanardağ’dır bence) dün akşamki programını izlemeye başladım. Gerçek bir gazeteci ve düp düzgün bir adam olan, gecesini gündüzüne katıp çalışan Barış Terkoğlu’nun kredi kartı limitinin 60 bin TL olduğunu, yetmeyince limitini artırmak istediğini 5 bin TL artırabildiğini öğrendim videonun ilk dakikalarında. Sonra dosyaya girdiler.

Hiç şaşırmadım 20 yaşımdan beri tahmin ettiğim şeylerdi anlatılanlar. Din-iman diye, millet-ulus diye birbirlerinden ayrıştırılıp, birbirlerine düşmanlaştırılıp yönetilmeye karar verilmiş halklar benim yaşayıp hatırladığım elli yıl boyunca dini de ırkı da Allah’ı da para olan burjuvaların sadık kulları oldular, onların peşinden koştular, onlar için canlarını verdiler, onlar adına bir dava güttüklerini bu yolda şehit düştüklerini sandılar. Üzülerek söylüyorum ama gerçek şu ki: salaktılar!

Oysa onlar bizim aldığımız basit ve doğal insani zevklerin hiç birinden zevk alamaz hale gelmiş; bu yüzden yeni arayışların içine bulaşmış, kimi uyuşturucuda, kimi sapık cinsel ilişkilerde dopamin dozunu yakalamaya çalışan insanlar oldular.

Bu yüzden ülkeleri, etnik kökenleri, dinleri fark etmeden Epstein’in adalarında buluştular. Ha bu gibi yerlerde sadece alemlerde yapılmıyordu tabi ki dünyanın ekonomik gidişatından, teknolojik egemenliğinden, istihbaratına, hangi ülkeleri kimim yönetmesi, hangi liderlerin ortadan kaldırılması, hangi insanların vatan haini ilan edilmesi gerektiğine kadar her şeye bu tür yerlerde karar veriliyordu yıllardır.

Peki olay bu müstesna adalarla mı sınırlı? En geri kalmışına kadar her ülkenin halkının asla giremeyeceği koyları, otelleri, kapıları tüm dünyaya kapalı sarayları, köşkleri, yalıları var tabi ki. Buralara sadece o ülkeyi yöneten, halkın kanını vampir gibi emen bazı kesimleri girebilir. Sadece halk giremez, bir de bağımsız yargı. Yoksa taşrada bir yerde öğrenci bir kızı kullandıktan sonra yok edip ortalıkta gezen bir siyasi olabilir miydi?

Çocuklara dedim ki: Çocuklar olay çok basit aslında; bu dünya, bu dünyayı sömüren, sömürmeye doymayan, sömürdükçe daha çok sömürmek isteyen, kendilerinde her türlü ahlaksızlığı yapma cesareti olan, kimseden korkmayan, çok tehlikeli, dinsiz, imansız, asılsız, soysuz, sopsuz, sapık ve vicdansızların elinde bir cehenneme döndü. Burjuva denen büyük zenginlerin bu kadar şerefsiz olabileceğini bu kelimeyi üreten Marks bile tahmin edememiştir. Eğer özgür yaşayabileceğiniz, aslında görünen o ki sizin de o şansınız kalmadı ama en azından sizin çocuklarınızın özgür yaşayabileceği bir dünya kurabilmeniz için insanları bu kapitalistlerin uydurduğu din-iman, millet-ulus, vatan-namus, “kutsal dava” masallarından kurtarıp tüm dünya için insanlık ve insan emeği davasında buluşmanız gerekmektedir.

İşte o zaman 40 km hızla giderken bile kendinizi uçak hızıyla giden, uçak hızıyla düşünen, gözlemleyebilen ve bu yaşamın her türlü tadını alabilen insanlar olarak hissedebilirsiniz. Değilse hepiniz son çareyi Epstein adalarında bulursunuz, mahvolursunuz.

Dünya da bir millet varsa o da tüm dünyayı sömüren burjuvazidir, gerisi kendini millet sanan ama en yakın olması gereken dostlarına düşman kesilen, bu tek şerefsiz milletin maşaları olan sözde dinci imancı, sözde milliyetçi, sözde sosyal demokrat maşalardır. Konu Epstein dosyası ile tüm açıklığı ile ortaya çıkmıştır. Hala daha anlamayan ….. nokta nokta!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.