ENTERESAN BİR İLÇE ve EŞREF SARALIN KURŞUNLANMASI!
ChatGBT’ye ordum: Trabzon’un Of ilçesi ülkemize “çay” dan başka ne gibi şeyler veya isimler kazandırmıştır?
Oflu İsmail, Oflu Osman, Süleyman Soylu, Oktay Saral, Mehmet Ali Yılmaz… Daha saymaya gerek var mı, hepsi benzer insan profilleri… Hepsi normal insanları ürküten, korkutan, net bir şekilde ne iş yaptıkları belli olmayan veya net bir işleri görünse de asıl işlerinin ne olduğu yine de bilinmeyen tipler… Ha bir de unutmadan ekleyeyim Türkiye Cumhuriyeti devleti düşmanı İsmailağa cemaati lideri Mahmut Efendi var bu kutsal toprakların ülkemize kattığı “çok önemli” değerler arasında! (Bu “muhterem” zat Of müftüsü olan dedemin medrese arkadaşımış. Dayım anlatmıştı: Bir gün müftülüğe gelip dedemi ziyaret etmiş. Dedem jilet kaydı traşlı kravatlı bir din adamı. “Hacı” demiş dedeme. “Sen hacısın ama sakalın yok bu sana hiç yakışıyor mu?” Dedem koltuğundan kalkmış, Mahmut Efendinin sakalını çenesinin altından avuçlayıp çekip onu dairenin dışına çıkarmış)
Konuya dönersem: İsmini saymadığım diğer nice anlı şanlı kişinin soyadı ise hep Saral.
İşin ilginç tarafı cumhuriyet kurulduktan sonra CHP’nin en uzun süre, hiç ara vermeden (1990 lı yılların ortalarına kadar) her seçimde kazandığı tek belediye Of Belediyesidir. E tabi belediye başkanları da hep: Saral!
Kafkaslardan, Çıldır gölü çevresine oradan Of’un (Çaykara’nın) dağlarına gelen küçük baş hayvancılık yapan bir sülale. Kurt, ayı gibi yabani hayvanlarla iç içe geçmiş bir yaşam ve bunun sonucu gelişen bir silah kültürü. Attığı attık, vurduğu vurduk nişancı bir sülale. Zamanla dağlardan Of’un 150 rakımlı Cumapazarı ve Bölümlü beldelerine gelip yerleşmişler. Maksat sadece buralarda kışlamak yaz başı yine dağlara çıkmak. Aklı fikri dağlarda, dağların özgürlüğünde ve dokunulmazlığında olan bir aile… Derken bir zaman sonra limanlarda büyük paranın döndüğünü öğrenirler ve Of’un Eskipazar beldesindeki limanın kaymağını yiyen Çakıroğlu ailesi ile düşman olurlar, bir zaman sonra sosyal, siyasal ve silahsal güçleriyle bu limana ortak olurlar. Sonrası hızlı bir zenginleşme. Bu zenginleşme sonrası gerek Osmanlı zamanı gerek cumhuriyet dönemi en güçlü olan kimse onlarla geliştirilen iyi ilişkiler… Bu ilişkiler sonucu ticari ağlarını daha genişletmeler, iktidar olan partilerin yerel temsilcilikleri… Ve zamanla kendilerini devletin gerçek sahibi sanmalar…
Bu para var ya bu para! Bunun gözü çıksın! Ne zaman para laik diye bilinen ama aslında tek dertleri para olan burjuva demokratlarının elinden çıkıp yeşil sermayenin eline geçti, yılların asilzade ailesi de parçalanmaya başladı.
Son yirmi beş yıldır birbirleriyle siyasal olarak hiç alakası olmayan bütün partilerin Of Belediye başkanlığı seçimlerinde gösterdiği adaylar yine Saral. Yani bu Saral feodalitesi tarihte bir anı olarak kaldı. Böyle bir şey yok artık.
Çünkü dün Eşref Saral isimli bu ailenin ünlü bir kişisini yine Saral soyadlı bir kişi kurşunlatmış ve gerekçesini sülalemizin adını karalıyor diyerek kendini savunmuş.
1980’li yıllarda Liseyi Of’ta okudum. Tanıdığım Saral soyadlı arkadaşlarımın hepsi yurtsever, devletçi, modern, laik ve sosyal demokrat kişilerdi. Belki bana denk gelmedi bilmiyorum ama içlerinde bir tane şeriatçı ve ırkçı insan tipi asla görmedim.
Belli ki geçen 30 yıl zarfında tercihlerini, sermayenin ve siyasal gücün el değiştirmesi sonucu güçlünün yanında yer alma reflekslerinden dolayı değiştirmişler.
Ama ben halen daha içlerinde artık azınlık kalsalar da yaşamı, insanı ve dağları seven, çok değerli sanatçılar yetiştiren, seküler kesimlerini çok seviyorum. Ha bunların dışında kalan ne işle iştigal ettikleri belli olmasa da dağ, yayla, küçük baş hayvancılık, kuzu kalem pirzola-rakı ve dağların özgürlük ve dokunulmazlık duygusu ve bunun verdiği yürekliliği taşıyan kesimlerini bu tarihi geçmişlerinden dolayı anlıyor ve onlarla ortak noktalarımızın ne kadar çok olduğunu hissediyorum.
Eşref Saral’ı tanımam, sorduğum kadarıyla ülkücüymüş. Belki askerlik yaptığı yıllarda çok Kürt vatandaşımızı öldürmüştür. Yalan yok bu Amed Spor aşkında böyle bir alt yapısının olduğunu da düşünmedim değil. Eğer böyleyse, bu durum saygı duyulacak bir vicdani özürdür.
Fakat Kafkaslardan Çıldırlardan, Soğanlı dağlarından, Of’un beldelerine, oradan sahil şeridine ve oradan ülke ticaretine ve siyasetine hükmeden bir ailenin bu son durumu gücün ve paranın bırakın akrabaları, kardeşleri, tek yumurta ikizlerini bile birbirlerini kurşunlattıracak bir güç oluşu kapitalizmin korkunçluğunun göstergesi değil midir?