EN ALASINDAN ALLAHSIZLIK

Bülent Hakan ALTUNCU

EN ALASINDAN ALLAHSIZLIK

Uzun yıllar önce aynı hastanede çalıştığımız cerrah bir arkadaşımız vardı. Ama “Cerrah”! Öyle böyle değil!

Daha lisede veya tıp fakültesi yıllarında tavuklardan birinden birine kalp nakli yapma denemeleri olduğunu anlatmıştı bize. Bu aşkla da cerrah oldu.

Başkalarının bir saatte yaptığı ameliyatı o 15 dk da yapıyor; başkalarının onlarca cerrahi aletle ayırmaya çalıştığı dokuları o parmaklarıyla ayırıp ilerliyor; aynı anda üç ameliyat odasına hasta çektiriyor, biz birini uyutmadan o diğer ameliyatı bitirip yanımıza geliyordu. Ameliyat yapma heyecanı ve hevesinden yemek içmek gibi temel ihtiyaçlar aklının ucunda geçmiyordu. Bilirdik ki bunun alacağı en komplike ameliyat en fazla iki saat sürer ve biter. Bir keresinde bir kurşunlanma vakası aldık; dalak parçalanmış, karaciğer parçalanmış, barsaklar delinmiş, şokta bir hasta… İki saat içinde dalağı aldı, bağırsaklara yapacağı operasyonları yaptı, karaciğerdeki parçalanmaya bir şey yapamadığı için o bölgeyi tamponlayarak hastayı entübe vaziyette ileri merkeze sevk etti ve sonuçta hayatını kurtardı. Böyle bir cerrahi yetenek…

Gündüz hastane polikliniğinde onlarca belki yüzü aşkın hasta bakıyor, mesai sonrası özel muayenehanesine geçiyor, orada da onlarca hasta bakıyor sonra ameliyathanede gece mesaisine başlıyordu. Ameliyat olacak hastalar bitmese 2-3 gün yemeden içmeden, uyumadan aralıksız ameliyat yapabilecek biriydi.

Dolayısıyla iyi de para kazanıyordu. Ameliyat olmadığı zamanlarda akşamları evinde (bekardı) para sayarak vakit geçirdiğini söylüyordu bizlere. Hatta esprisini de yapıyordu: Hani bir Yeşilçam filminde Zeki Alasya, Metin Akpınar buldukları altınları saymaya çalışıyorlar bir yerden sonra karıştırıyorlar sonra tekrar en baştan saymaya başlıyorlardı ya. Kendisinin de onlar gibi onların şivelerini “yüz kırh bir, yüz kırh iki” diye taklit ederek paraları saydığını bir yerden sonra tekrar baştan saymaya başladığını anlatıyordu bize acınacak haline gülerek.

Bir gün akşam geç bir vakitte bir haber geldi. B… beyin halası ölmüş. Vakit geç olduğu için kendisini aramadım. Sabah işe gittim, soyunma odasında karşılaştık. Çok üzgündür diye düşünüyorum, ben de buna uygun üzgün bir modda kendisine başsağlığı diledim. Ne dese bana iyi.

-Ya Bülent, daha 20 gün önce ölüyor diye işi gücü bıraktım, memlekete gittim, o zaman ölmedi, şimdi öldü, dedi.

Ne anlatmaya çalıştığını anlayamadım. Vedalaştık. Meğer benden sonra bizde yeni başlayan diğer anestezi doktoru arkadaşım soyunma odasına girdi. Ona durumu anlattı.

“Halam Öldü! Memlekete gideceğim, hiç param yok, bana üç milyon borç verebilir misin bende sana dönünce veririm” demiş. Bizim arkadaş “ne demek” deyip hemen parayı kendisine vermiş.

Sonra ameliyathaneye gelip cerrah arkadaşımızın müşkül ve acınası durumunu bana anlattı. Tabi o daha kendisini tanımıyor. “Eyvah!!!” dedim S…; o senden bu iki gün içinde çalıştıramayacağı muayenehanesinden kazanacağı parayı istedi, yoksa kafayı yer; gönül rahatlığıyla gidip gelebilmesi için bu parayı birisinden alıp cebine koymak zorundaydı. Şimdi sen onu rahatlattın ama o sana bu parayı geri ödeyinceye dek o sana ne çektirir bekleyip göreceğiz, dedim.

Memleketine cenazeye gitti döndü, borç para bahsi yok. Bir ay geçti gene yok. İki ay geçti yok. S… herhalde unuttu diye, üçüncü ayda hatırlattı kendisine borcunu tamam verecem deyip en az üç ay daha öteletti ve 6-7 ay üzerine parasını zor bela geri aldı.

O yıllardan sonra üç beş cerrah daha tanıdım. Hepsi B… cerrah gibi çok yetenekli, Allah Maradona’yı nasıl futbol oynasın diye dünyaya gönderdiyse onları da cerrahlık yapsın diye dünyaya göndermiş. Bu arada sonradan tanıdığım B… ye benzer bazı cerrahların yasal olmamasına rağmen hastalardan bıçak parası aldıklarını, hatta biz anestezistler adına da “ sana çok özel bir anestezi doktoru ayarladım, onun da ücreti şu” diyenlerin olduğunu da duydum.

Yalan yok günümüz meslek algısı o kadar değişti ki dört yıl boyunca Ziraat mühendisliği okuyup, sorana Ziraat mühendisiyim diyeceğine veya Jeofizik veya makine, inşaat diyeceğine; marketlerin kasa öncesi son bir satış daha yapabilme üzerine kasa çevresi indirimli ürün satış departmanlarının planlanması direktörüyüm deyin çok daha forsunuz olur.

Ha bu kafayla sokaktan çevireceğiniz insanlara üç dört yıl cerrahi ameleliği yaptırın onların da hepsi o biçim cerrah olur. Ama sorun bu değil.

Sorun gerçekten tanrının bu yetenekle donattığı üstün özellikli insanların düştükleri bu aciz ve acınası durum!

İşte bu durum sadece sağlık camiasındaki ender de olsa rastlanan bir durum değildir. Sağlık camiasında bu alçaklığı yapanlar hem çok küçük bir kesimdir hem de hepsi toplumun geneline göre üstün zekalı ve yetenekli kesimlerdir.

Peki ben neden özellikle kendi camiamdan örnek vererek size bir şeyler anlatmaya çalışıyorum. Bu para hırsının nasıl bir şey olduğunu anlamanız için. Fakat diğer yandan hiçbir zekası ve hiçbir yeteneği olmayan; nice insan var ki hayatta hayal edemeyecekleri ekonomik bir refahı ve sosyal statüyü yaşıyorlar günümüz de işte bunlar: Sözde anestezi doktorları adına da para alıp ceplerine cukkalayan tipler gibi milletin vatan, millet, beka gibi değerlerini satıp ceplerine cukkalıyorlar çok uzun yıllardan beri.

Ve bugün bunların bütün arsızlıkları, hırsızlıkları ayan beyan ortaya çıksa da; normalde bunların düzeni çatır çatırdayıp yere yığılması gerekirken hala daha ayakta durabiliyorsa, bu laik, demokratik, hukuk devleti diye bildiğimiz devletimizin ve onun “bağımsız” sandığımız yargısının ve peygamber Muhammed adına “Mehmetçik” dediğimiz asker ocağımızın… Bu çakalların hastalardan yasa dışı bıçak parası almaları yetmiyormuş gibi buna bir de yalandan anestezist parası ekleyenleri “yerli ve milli”, Allah aşkına cihad mücadelesi veren ( ki bu işi yapan bir kişinin namazını aksattığını da hiç görmedim) bu yüzden atacakları her iftiranın Tanrı tarafından kabul görüp sevap hanelerine yazılacağını sanan yeryüzü şeytanları olduğunu düşünememek sadece ciddi zeka ve vicdan arazıdır. Daha doğrusu art niyettir, en alasından Allahsızlıktır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.