BİR TUTAR MI?
Bugün adliyede başı AKP modası tipinde bağlı bir kadın çok tanıdık ve sevecen bakışlarla bana doğru geldi. Çok içten bir ses tonuyla “Hocam nasılsınız” dedi. O kadar yakınıymışım gibi bakıyordu ki bana, utanarak kendisini tanıyamadığımı söyledim.
-Hocam doktor değil misiniz?
-Evet.
-Araklı’da çalıştınız mı?
-Evet
Ben Araklı’da çalışırken anestezi doktorluğu yanında acil servis nöbetleri de tutardım. Meğer bir sabah çocuğunu acil servise getirmiş. İğne yaptırmak istemişim, “Hocam çok aç bir şey olmasın” demiş bana. Şimdi pek kullanılmıyor ama o yıllarda ateş düşürmek için kullanılan en etkili ilaç Novalgine iğnesiydi ve tansiyon düşürebiliyordu. Demek ki kadının endişesinden etkilenmişim ki ona “O zaman karşı taraftaki kantine geçin çocuğa çubuk kraker yedirin gelin öyle iğneyi yapalım” demişim. Meğer kadının üzerinde hiç para yokmuş. Bunu bana demese de ben anlamışım ve ona para verip kantine göndermişim. Ve çok mutlu olmuş, bu yüzden beni hiç unutmamış.
Ben bu anımı hiç hatırlamıyorum. O anlatınca benim bu sorunu hissedip ona yardımcı olunca kendimin ondan da çok mutlu olmuş olabileceğimi düşündüm. Ayrıca yıllar sonra bu hikayeyi dinleyip ve insan gibi yaşamanın güzelliğini iliklerimde hissetmekten çok mutlu oldum.
Bu durum ilk kez yaşadığım bir şey değil. Bu şekilde unutup yıllar sonra dinlediğim birçok hikayem oldu. Hatta çok uzun yıllar sonra bir şekilde annemi bulup kendilerine yaptığım iyiliği anneme anlatmış kişiler bile oldu. Annemden dinleyince kimini hatırladım, kimini ise hiç hatırlamadım.
Güzel bir şey yapmak, iyi bir şey yapmak, yardımcı olmak, bir canlıya dokunmak, güzel bakmak, sevmek…. Planlı programlı yapılacak işler değildir. Bu insanın özünden gelir farkında olamadan iyiliğini yapar ve unutur. Çünkü bu insani refleksin altında buna şu iyiliği, güzelliği yapayım yarın da onun bana bir iyiliği, güzelliği olur hesabı yapılmadan gerçekleşen eylemledir. Bu yüzden akılda kalmaz ve unutulur.
Ya benim bu şanslı olduğum anlarımdaki gibi yıllar sonra iyilik yaptığınız kişi karşınıza çıkar size bunu hatırlatıp size güzel duygular yaşatır; ya da belki de birçoğu eğer bize anlatıldığı gibi bir öteki dünya varsa o yüce divanda karşımıza çıkar ve sevap hanemize yazılır.
Gün içinde duygularımı coşa getiren ne yaşarsam yaşayayım toplumsal gündemden kopamıyorum. Ve bu yüzden şimdi sizlere soruyorum: Hiç de bahsettiğim gibi içinden insani bir refleks olarak coşa gelmeden yapılan eylemler… Örneğin bir insanın kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez mantığıyla yaptığı sözde güzellikler… Veya insanlar arasında olan bu tür ilişkileri de geçin… İnsanın direk Allah’la kurduğu Cuma namazını kılayım da, Kandil geceleri ibadet edeyim de günahlarım silinsin, Allah’ın kullarının kanını emerek edindiği mal mülkün kırkta birini bir fakire vereyim de cennete gideyim hesabı yapanları yüce tanrı kendiliğinden farkında olmadan iyilik yapan, güzellik ve sevgi saçan insanlarla bir tutar mı? Sizce Sivas’ta kullarını güya onun adına canlı canlı yakanları bu toprakların hafızasına bir yüce aşk, adalet, tanrı duygusunu türkü yapıp sokanlarla bir tutar mı?
“Hak ivazsız ihsan eder”, “Tanrı karşılıksız verir”, “Almadan verebilen” sözleri boşuna mı? Tanrı kendine benzeyen kullarını benzemeyenlerle bir tutar mı?
(Anımı anlattığımdan biraz hicap da duyuyorum fakat bu almadan verebilme refleksini, bunun erdemini ve tanrısallığını keşfettiğim için paylaşmak zorunda kaldım. Affınıza sığınıyorum????)