“BABA BANA SAMİMİ CEVAP VER!”

Bülent Hakan ALTUNCU

“BABA BANA SAMİMİ CEVAP VER!”

Oğlum Atatürkçü, cumhuriyetçi, “Atatürk milliyetçisi”; dinci yobaz ve tüccar/ırkçı cahil cühela, mafyacı tiplerden hiç hazmetmeyen birisi.

-Baba sana bir soru soracağım bana samimi cevap verir misin, dedi ve ekledi:

-Konuşmalarından hareketle bana sende bir Türk düşmanlığı var gibi geliyor. Sanki daha ziyade Kürtçüsün, Alevicisin….Yanlış mı düşünüyorum?

Yalan yok bu soruya çok üzüldüm. Çünkü ben hiçbir zaman ne ocu ne bucu olmadım, olamadım; keşke olabilseydim de kendimi de sizi de bu dünya “tarikat” düzeninde benim gibi tek başına yaşayan, tarikat müritlerinin düşmanı ve hedefi haline getiren birisi olmasaydım diye düşündüm ve bu soruya cevap vermeye kalktım.

-Bak oğlum, ben kendimi hayatım boyunca ne bir ırkla ne bir dinle ne de bir mezheple tarif etme ve onları savunma gereği duymadım. Kendimi tüm kategorizasyonlardan azade hissettim ta gençliğimden beri. Çünkü hepsinde eleştirebileceğim yanlar buldum ve “sakın ha, sen de kendini çok beğenmişsin deme bana” kendimi tüm bunların çok çok üzerinde ve değerli gördüm.

-Bak gene…

-Dur bir dakika! Ben insanların doğuştan edindikleri kimliklere ve bunu hiç sorgulamadan savunmalarına hiçbir zaman inanmadım. Aksine hayatımda boyunca bu kimlik arayışlarını sorguladım. Kendilerini Allah’ın üstün varlık olarak yaratığına inanan insanlar; neden hayatları boyunca bu üstünlüğünün değerini ve derinliğini anlamaya çalışmaz da; kendilerini, Allah’ın deyişiyle “üstün varlık” olarak yaratığı diğer insanlardan daha üstün bir varlık olduğunu ispatlamaya çalışır, onlarla çatışır, onları dine imana getirmeye çalışır ve hatta onları öldürmeye kutsal anlamlar yükler?

….

-Bak oğlum benim hayat terazimi, düşüncemi, hayallerimi belirleyen tek şey ne bir ırk ne bir soy ne bir feodal bağ; ne bir din ne bir mezhep olmuştur hiçbir zaman. Benim hayat felsefemi belirleyen tek şey adalet duygusu olmuştur. Allah’ın ismiyle andığımız “Hak” duygusu olmuştur yani.

Bir yerde on beş yirmi kişi tek bir kişiyi öldüresiye dövüyorsa dövenlerin ne taraf dövülenin ne taraf olduğuna bakmam dövülenden taraf olurum. Tabi bu durum dövülen kişi bir sapık, bir cani gibi adi suçlu biri değilse. Ha bununda cezasını vatandaşlar değil devlet vermeli tabi.

Benim Kürtleri veya Alevileri savunduğum her durum onların haksızlığa uğradığı durumlarla alakalıdır.

Ve sana diyeceğim son söz şudur: Ben kendini hangi ırktan, hangi dinden, hangi mezhepten, hangi aşiretten hissederse hissetsin; kendini bu güzel toprakların, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı hissedip, topraklarımız olan Anadolu’nun her karışını birbirinden ayırmadan seven insanların dostuyum, aşığıyım, savunucusuyum. Ben böyle bir milliyetçiyim. Bu toprakların insanlarını birbirine düşman edip Türk-Kürt, Alevi-Sünni fark etmez, bu düşmanlıktan faydalanmak isteyen herkesten tiksinen birisiyim.

( Fotoğraf baba, kız Wathsap görüşmesinden, diyalog anından değil)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.