ACI GERÇEĞİMİZ VE MAKUS KADERİMİZ

Bülent Hakan ALTUNCU

ACI GERÇEĞİMİZ VE MAKUS KADERİMİZ

İnsanların hala daha seçimden ve seçimden sonra hızla bazı şeylerin değişeceğinden umudu var.

Arkadaşlar bu iktidar 2002 yılında ortaya çıkmadı. 1930-40’lardan beri örgütleniyorlar. O günlerden bugünlere Süleymancılar, Menzilciler, İsmailağacılar ve onlarca tarikatları var. Bu tarikatların sadece dergahları yok, dergileri var, televizyonları var, öğrenci yurtları var, tesisleri var, ticari çalışmaları var, iş adamları var, bürokratları var, hakimleri, savcıları, askerleri, polisleri var …. Var da var. Bir emirle hepsi aynı partiye oy veriyor, bir emirle hepsi aynı şekil giyiniyor, her şeyi bir emirle hallediyorlar…

Peki iktidar olan AKP’nin sadece yürütme gücü mü var, onun da dernekleri var, vakıfları var, güçlü sivil toplum örgütleri var, medya kanalları var, askeri var, polisi var, savcısı var, hakimi var… Var da var… Ortağı MHP’nin Ülkü Ocakları ise tek başına bir devlet zaten…

Şimdi topluma umut olacak sol, sosyal demokrat parti ve sivil toplum kuruluşlarına bir bakalım. Örneğin yaşadığım ve nüfusu bir milyona yaklaşan Trabzon’da kendilerini siyasal örgüt gören partilerinden, sendikalarından, derneklerine kadar birçok örgüt bir elin parmakları kadar insanla siyaset yapmaya çalışıyor. En acı en dramatik durumlarda bile hepsi bir araya geliyor meydan parkındaki Atatürk heykeli çevresine elli hadi olsun yüz kişi toplayabiliyorlar. Bu durum diğer illerde de nüfusları ile aynı orantı da seyrediyor.

Geçtim dini kullanan, ırkı kullanan yapıların bu derece güçlü oluşlarını; ülkemizdeki yasa dışı suç örgütleri, çeteler bile bugün bize umut olacağını söyleyen solcu yapılardan daha organize ve örgütlüler işin gerçeği…

Bir daha seçim olur mu; gerçi olur ama olursa nasıl bir seçim olur inanın net tahmin edemiyorum. Hadi diyelim oldu ve bu adaletsiz, haksız, hukuksuz düzene tepki olarak halkın % 75 oyunu aldık ve seçimi kazandık. Bu örgütlü yapılar hadi alın devleti siz yönetin mi diyecek bize? Bence demez, bir emirle yer yüzünü dar ederler bize. Hadi diyelim böyle yapmadılar, meydanı bize bıraktılar. Bu bir elin parmakları kadar insanların yönettiği, yıllardır faşizme karşı bir araya gelemeyen/gelmeyen, bunu da geçtim “az olsun benim olsun” mantığıyla sürekli kendi örgütlü üye sayılarını bile eksilten yönetici ekabir takımımı aralarındaki tüm husumetleri bitirip ele ele verip devleti kurtaracak. Halkı kucaklayıp halka nefes aldıracak. Yeni bir düzen kuracak. Başta örgütlü gerici faşist yapılar buna asla izin vermez.

Ama bundan önemlisi halk da 50 yıldır bu zafiyetimizi görüyor, bizlere güvenemiyor. Bizi seçerlerse iki aya kalmadan iktidar içinde kan gövdeyi götürür diye düşünüyorlar. Birbirlerine yoldaş bağıyla bağlı, herkesin elini taşın altına koyduğu, zamanından, gücünden, çoluk çocuğunun rızkından kesip örgütüne elinden gelen her şeyi yapabilen bir örgütlü yapı, bir davaya adanmış bir siyaset anlayışını bizlerde göremiyorlar. Sonra da çaresizlikten dolayı, örgütlü olan çetelerden bile medet umuyorlar.

Bunun en bariz örneği: En son Hüsamettin Cindoruk’un cenazesinde, Kılıçdaroğlu’nun, canını dişine takıp kendini de değil bir başkasını cumhurbaşkanı yapmak için gece gündüz bir yıldan uzun süredir çalışan, kendisinin de güvendiği ve grup başkanı yaptığı tertemiz bir insan olan Özgür Özel’i cenazede es geçip ne hale düşürdüğü acı tablodur. Özel’in yüz ifadesi içimi çocuğuma yapılmış bir hakaretmiş doldurup ağlattı. Yazıklar olsun böyle muhalefete, işte halk bunları görüyor. Sadece parti üst düzeylerinde değil en alt ve küçük örgütlenmelerinde bile aynı şeyleri görüp; örgütlü, örgütündekileri koruyup kollayan arsızlara, hırsızlara, vicdansızlara, maşalara oy verip her seçim bizi bunlara mahkum ediyor.

"Halk Parti"sinin ve sosyalist solun bu sorunu bu devlet kurulduğundan beri halka yanaşmamasından, kendilerini halkı kurtaracak ama onlardan üst sınıf aydın bir insan görmelerinden, işin enteresan tarafı halkı da geçelim, kendi içlerinde bile aynı kafa yapısında olan insanların bazılarını, özellikle halkçı, dava adamı, zeki, düşünen ve üreten insanlara sıradan, siyasetten anlamaz "avam" mantığıyla bakıp dışlamalarından kaynaklanıyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.