YALAN HİKÂYELER ve MANZARALAR

Abdullah AYDIN

Ab.aydinn42@Hotmail.com

 

                Bütçeler ve bütçe görüşmeleri bir ülkenin geleceğini plânlayıp yönlendirirken, geçmişin yapılanlarını ve yapılmayanlarını da ortaya döker…

                Ülkemizde bütçeler yapılırken, genelde Ekonomi bilimi ve Plânlamadan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışılır. Devlet gelirlerinin paylaşımı, ülke ve Yurttaş gereksinimleri doğrultusunda değil, siyasilerin oy devşirmeye yönelik istemleri doğrultusunda yapılır. Bu uğraşta, sansasyon yaratıcı, seçmeni yanılgıya sürükleyen, üretim ve istihdam öngörmeyen yatırımlar ön plâna çıkar…

                Bütçe tartışmaları, çoğunlukla bütçe dışı konuşmalar, atışmalar, suçlamalar, hakaretler ve kızgınlıklarla geçer. Biz yurttaşlarda, bu kargaşa ortamında sarf edilen kelime ve cümle aralıklarından ülke gerçeklerini öğrenmeye çalışırız…

                Bütçe kullanımının sonuçları ne olursa olsun, sonuç iktidarlara göre başarılı, muhalefete göre ise başarısızlıktır, iflastır. Verilen rakamların çoğuna kılıf geçirilmiştir, uydurmadır, dengelemeyi ve yurttaş yanılgısını hedefler ve toplum talep ve tepkilerinin de pek önemi yoktur…

                Bütçe rakamları ve raporları hep kalkındığımızı, geliştiğimizi, büyük Ekonomi olduğumuzu, Sosyalleştiğimizi söyler. Ancak gerçek hayat bütçe veri ve söylemlerini doğrulamaz, toplumsal yaşamımız hicran ve hüsranlarla doludur…

                Genel basına yansıdığına göre, 2002 yılında ülkemizdeki  ‘Hayat Kadını’ sayısı Yirmi Beş Bin iken, 2010 yılında bu sayının Yüz Bin civarında olduğu belirtiliyor. 2013 yılında da kırk Bin kişinin vesika beklediği belirtilmektedir. Sektör haline gelen bu işte temsilcilik yapanlar da, Genelev sayısının arttırılmasını talep ediyorlar. Bu talep ahlâki bir çöküntüden ziyade, Ekonomik bir çöküntünün göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Hiçbir kadın, zevk uğruna beğenmeyeceği bir erkekle birlikte olmayı istemez. Şayet bir kadın her gün birçok erkekle birlikte olmak zorunda kalıyorsa, bunu zevk için yaptığı düşünülemez, ahlâki normlarla değerlendirilemez. Çünkü bu İnsan anatomisi ve duygularına ters bir durumdur…

                Verdiğimiz bu tek örnek bile Ülkemizin kalkınmadığını, Ekonomisinin reel anlamda büyümediğini, Bütçelerin gerçekçi olmadığını, gelir paylaşımının adil olmadığını, Devletimizin Sosyalleşemediğinin açık bir göstergesidir…

                Son yıllarda ülkemizde söylenen bir sözü değiştirerek söyleyelim: Bir canlı için söz konusu yaşamaksa, gerisi teferruattır!

                                              

                                               MATRUŞKA DEVLETLER

 

                Türkiye’de herkes yıllardan beri Devlet’ten şikâyetçi. Devleti yönetenler, Devlet gücünü kullananlar, Devlet’in yasalarını yapanlar, Devlet’ten geçinenler, yönetilenler, vergi verenler; herkes şikâyetçi. Yıllardan beri bitmeyen bir ‘Derin Devlet’ hikâyesidir gidiyor. Gadre uğradığına inananların başvurduğu bir ithamdır Derin Devlet. Darbe yapılır, muhtıra verilir Silâhlı kuvvetler içindeki Derin Devlet’ten bahsedilir. Polis bir takım operasyonlarda bulunur; Polis içindeki Derin Devlet’ten bahsedilir. Faili meçhul cinayetler olur, Derin Devlet’ten bahsedilir. Kimi sosyal girişimler başarısızlığa uğramıştır, suçlu bulunmuştur; Derin Devlet… Terör ortalığı kavurmaktadır, barışı engelleyen, provake eden Derin Devlettir!

                Hükümet ile Gülen Cemaati arasındaki paylaşım ve egemenlik kavgasında da, kimilerine göre perde arkasındaki kışkırtıcı güç Derin Devlet’tir. Ey Hükümet ve Cemaat! Silâhlı Kuvvetleri ağababanız ABD ile ortaklaşarak iyice benzettiniz. Polis teşkilatını  ‘bizden polisler’ durumuna getirdiniz. Mahkemeleri özelleştirip emriniz altına aldınız. Parlamentoyu yasama organı olmaktan çıkarıp, Hükümetin Zabıt Kâtipliğine, Tahrirat Kâtipliğine, Noterliğine çevirdiniz. Sendikaları iğdiş edip, emekçileri namerde muhtaç duruma getirdiniz. Kamu çalışanlarını Hünkâr’ın kulları durumuna getirdiniz.  Eeee! O zaman sormak gerek:  Canı yananın veya başarısız olanın her kötü işin altında aradığı Derin Devlet ne ola ki? Matruşkalar gibi birbirinin içinden mi çıkıyor? Bu ülkede, kimin yönettiği belli olmayan kaç tane Derin Devlet var? Bu ülkeyi onlarca yıldır aynı anlayış, aynı mantık yönetmiyor mu? Derin Devlet’i neden ortaya çıkarıp teşhir etmiyorsunuz?

                Derin Devlet’i ortaya çıkaramazlar! Çünkü varlık nedenleri yaratılan Derin Devlet’in varlığı ile kaimdir. Derin Devlet: İnsan Haklarının yokluğudur, Hukuksuzluktur, eşitsizliktir, kamu malını talandır, yurttaşın sahipsizliğidir, toplumun duygularının sömürülmesidir, yoksullaştırmadır…

                Bu konularda ortaklaşa marifetli olduğunuza göre; Derin Devlet daha çook devam edecek demektir…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.