İnsan doğar, yaşar ve ölür. İnsan doğar, yaşar, iz bırakır ve ölür. İnsan onu anan, onu hatırlayan son insan da gittiğinde ölür.
YAŞAR NEZIHE BÜKÜLMEZ
Yaşar Nezihe Bükülmez, son dönem yükselen ve umut vericidir ki giderek güçlenen kadın hareketine rağmen, bu hareketi besleyen ve destekleyen yazar, çizer, sinemacı, sanatçı, yüzlerce güçlü kadının ismi arasında pek de rastladığımız bir isim değildir. Belki birçok insan şimdi bu yazıyı okurken duyacaktır adını Yaşar Nezihe’nin. Onun fotoğraflarını ya da ondan alıntılanmış dizeleri dergi kapaklarında ya da süslü sosyal medya hesaplarında görmezsiniz pek. Hoş, popüler kültürün ekmeğine yağ süren bu dergilerin ya da sosyal medya hesaplarının paylaşımlarıyla sözümona andıkları sayısız yazar ve sanatçıyı gerçekten ne kadar önemsedikleri de bir başka yazıya konu olacak kadar önemlidir.
Bu yazıyı Kazancı Bedih’ten "Mecnun İsen Ey Dil Sana Leyla mı Bulunmaz"ı dinlerken ve yazmayı bilemeyen insanların mektuplarını yazıyormuşum ya da evlatlarımın ağzından bir tas sıcak çorba geçsin diye sabahlara kadar dikiş dikiyormuşum gibi yazıyorum.
Yaşar Nezihe 1882 yılında İstanbul’da doğmuştur. Dört kız evladı maalesef hayata tutunamamıştır anne Kaya Hanım’ın, bu sebeple kızlarından birinin adını Yaşar koymuştur. Ve yaşamıştır da Yaşar Nezihe… Kendisi “Hayatım serteser bir faciadır. Sevdiklerimden zulüm, hürmet ettiklerimden hakaret gördüm” diye özetlese de hayatını, aslında ardında bıraktıklarıyla bir hayat ne kadar iz bırakabilirse o kadar yaşamıştır Yaşar Nezihe. Ne ki annesi Kaya Hanım daha 25’inde, Yaşar Nezihe henüz altı yaşındayken bu dünyadan göçüp gitmiştir. Yaşar Nezihe sarhoş babasına ve engelli teyzesine kalmıştır böylece. Babası evladının yetişmesi sürecinde oldukça ilgisizdir. Teyzesi ise karşılıksız bir aşk yaşamış ve bu aşktan bir enkaz olarak çıkmıştır. Yaşar Neziye’ye sabahlara kadar aşk hikâyeleri anlatır. Onun edebiyata ilgisi teyzesinin hikâyeleri ile başlamıştır. Okumak istemiştir Nezihe, babası izin vermemiştir, bu sebeple okula gidip, öğretmenine durumunu anlatıp kendi kaydını yaptırmıştır. Babası döverek okuldan alır Yaşar Nezihe’yi ama o yine okula döner. Bunun üzerine evden kovulur. İyi yürekli bir komşularına sığınan Yaşar Nezihe dere kenarlarından ebegümeci, papatya toplar, aktarlara satar ve böylelikle okuluna devam eder. Kısa bir süre gördüğü bu tahsilden başka da okumamıştır. İlki babasının zoruyla olmak üzere üç evlilik yapar ve ikinci evliliğinden üç oğlu olur; oğullarından ikisi besin yetersizliğinden ölür. Üzerine terk edilir; yıllar sonra hastalanan ikinci kocası hasta yatağında Yaşar Nezihe’yi çağırır ve af diler. “Affedemem” der. Üçüncü evliliğini yazar ve gazeteci bir adamla yapan Yaşar Nezihe, adamın iki karısı daha olduğunu öğrenince yıkılır ve İstanbul’a dönüp hemen boşanma davası açar. İki kez intihar girişiminde de bulunan şair artık bir başınadır. Hayatta kalan tek oğlunu bir başına büyütür ve geçinebilmek için yazma bilmeyenlerin mektuplarını yazar, sabahlara kadar dikiş diker. Bir şiirinde şöyle anlatır o zamanları:
mahalle ekmeği çıkmazsa iş fenalaşıyor
çoluk çocuk dökülüp yollara aç ağlaşıyor
o gün hamur çamur ekmekler on beşe satılır
paran da yoksa yetim yavrularla aç yatılır
elimde iğne kalem var da ben de muhtacım...
yetim Vedat’ım ile kırk sekiz saattir açım
çalışmak isterim iş yok bu hâle hayranım
bu aç yetime bakıp ağlarım perişanım…*
Ve soyadı kanununun çıktığı günlerde gidip kendisine çok da yakışan soyadını alır: Bükülmez. O artık Yaşar Nezihe Bükülmez’dir.
yaşar nezihe bükülmez
Direniş onu tanımlayacak en güzel kelimelerden birisidir belki de. Doğduğu andan itibaren direnişin vücut bulmuş hali olmuştur. Döneme bakıldığında özellikle de bir kadın olarak kendi kendine okumuş, yaşamış, ekmeğini kazanmış, cesurca boşanmış bir kadındır Yaşar Nezihe. “Bükülmez” soyadı ile de taçlandırmıştır bu mücadeleyi.
Peki, onu bu kadar önemli yapan nedir? Bir facianın içinde yürümeye devam etmesinden çok daha öte, yürüyüş şeklidir onu önemli kılan. Toplumsal gerçekçi kadın yazar deyince akla ilk gelmesi gereken isimlerden biri olmalıdır, hakkıdır ve yeri de orasıdır. Yaşar Nezihe daha küçücük çocukken çiçek satmaya başlayan bir emekçidir aslında. Yaşayabilmek için, sadece hayatta kalabilmek için mektuplar yazarak, dikiş dikerek para kazanmaya çalışan bir işçidir Nezihe. Sosyalist yanı yaşadıklarının gerçekliğinden geldiği için tavrı da oldukça güçlüdür. Kendini zavallı bir kadın olarak görmeyi bir yana koyun, Yaşar Nezihe Türkiye’deki ilk siyasi kadın partisi olan Kadınlar Halk Fırkası’nın kurucu üyelerinden de birisi olmuştur. Amele Cemiyeti’nin de önemli üyelerindendir. 1920’lerin başında alevlenen ve güçlenen işçi hareketinde çalışmış bir emekçidir. Kadın hareketinin güçlendiği bir dönem olmasına rağmen Nezihe’yi diğerlerinden farklı kılan dinamikleri Kadınlar Hep Vardı isimli kitapta, “Yaşar Nezihe’nin Hayatta Kalma Hikâyesi” adlı yazısında Hazal Halavut şöyle anlatır:
“Yaşar Nezihe de Hanımlara Mahsus Gazete’nin pek çok sayısında şiirleriyle yer almıştır. Ama kadın hareketiyle doğrudan ilişkisi 1913 yılında Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti’ne üyeliği ve Kadınlar Dünyası dergisindeki yazarlığı sırasında gelişir. Yaşar Nezihe’nin sıra dışılığı tam burada başlar. Osmanlı Türk/Müslüman kadın hareketinin ilk kuşağında yer alan, Yaşar Nezihe dışındaki tüm kadınlar kalburüstü, tanınmış ailelere mensupturlar. Aileleri ve konumları sayesinde eğitim alabilmiş, bir kütüphaneye, kitaplara, yayınlara, hepsinden önemlisi kendileriyle benzer konuma ve ideallere sahip insanları kapsayan bir ilişkiler ağına sahip olmuşlardır. Yüzyıllardır erkeklere tahsis edilmiş bir alanda varlık talep edebilmeleri de, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra bu talebin örgütlenmesi, çoğaltılması ve kurumsallaşması için mücadele verebilmeleri de aldıkları eğitimin sayesindedir. 1896’dan itibaren dergilere yolladığı şiirlerle adını duyuran Yaşar Nezihe ise eğitimsiz, yoksul bir kadın olarak bu hareketli kültürel alana dışarıdan dahil olabilmiş tek isimdir.”
Aydınlık dergisinin 1923 yılı Mayıs sayısının kapağında “1 Mayıs İçin” adlı bir şiir yayımlanır. Evet, Yaşar Nezihe, 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı için ilk Türkçe şiiri yazan kadın şairdir.
dün sen çalışırken bu cihan böyle değildi.
bak fabrikalar uykuya dalmış gibi şimdi.
herkes yaya kaldı, ne tren var, ne tramvay
sen bunları hep kendin için şan-ü şeref say…
bir gün bırakınca işi halk şaşkına döndü.
ses kalmadı, her velvele bir mum gibi söndü.
sayende saadetlere mazhar beşeriyet;
sen olmasan etmezdi teali medeniyet.
boynundan esaret bağını parçala, kes, at!
kuvvetedir hak, hakkını haksızlara anlat.
İşçi grevlerine de destek veren Nezihe, yazdıkları, siyasi duruşu sebebiyle komünist olarak suçlanmış ve hatta tutuklanmıştır. Dönemin bazı sosyalistleri Nezihe’nin yazdıklarını ve eylemlerini üsttenci bir bakışla küçümsemiş olsalar da, kıymetini bilenler yok değildir. Bunlardan ilki Rıfat Necdet Bey’dir. Nezihe’nin ikinci kitabı olan Feryatlarım, Rıfat Necdet Bey’in Yaşar Nezihe’den bizzat teslim aldığı şiirlerini yayına hazırlamasıyla hayata gelir. Yaşar Nezihe’nin varlığını önemseyip Rıfat Bey gibi kapısına kadar gelen ikinci önemli kişi ise Taha Toros’tur. Kadın şairler hakkında bir araştırma yapan Toros, ülkesinde bir hayalet olan Nezihe’nin adına Dichter Der Neunen Turkei adlı Almanca bir kitapta rastlar ve onu arayıp bulur. Görünmezliğin ve aidiyetsizliğin rüzgârında savrulurken durmadan yazmaya devam eden Nezihe için bu iki isim her zaman çok müstesna ve ayrı bir yerde olacaktır. Bir Deste Menekşe ise yazarın 1913’te çıkan ilk kitabıdır.
Nezihe yazdıklarıyla devleti eleştirmiş, işçi ve emekçi haklarını savunmuş, kadın olmanın dönemsel zorluklarına kafa tutmuş, öyle kolay kolay da eğilip bükülmemiştir. Ne var ki, dönemin ağır siyasi koşulları, tutuklanması, evine yapılan baskınlar ve susturmaya yönelik baskılar sebebiyle genel olarak şiirlerinde artık bir suskunluk dönemi başlar. Ömrünün sonuna kadar yazmaya devam eden şairin ilk şiirleri 1896’dan sonra dönemin hemen her dergisinde düzenli olarak yayımlanmıştır.
Onun şiirinin ve edebiyatının durduğu yer için Hazal Halavut şöyle der:
“Yaşar Nezihe’nin şiirlerinde adım adım gelişen bu yoksulluk ve yoksunluk anlatısı göz ardı edildiği ve ‘sosyalistliği’ yalnızca –birkaç yıl sonra yazacağı– Aydınlık’taki dört şiirinde aranıp bulunduğu için, bugüne kadar Yaşar Nezihe’yi işçi sınıfının şairi ilan eden yazılar meseleyi bir çevre meselesi olarak gündeme getirmiş, Yaşar Nezihe’nin Aydınlık çevresiyle ilişkileri ya da Amele Cemiyeti’ne üyeliği konusunda doğrulanamayan iddialar, hatta kimi zaman rivayetler öne sürmüşlerdir. Oysa Yaşar Nezihe’nin şiirlerini kronoloji içinde takip etmek onun bir kadın şair olarak her şeyden önce gündelik hayatla şiir arasında kurduğu ilişkiyi adım adım geliştirdiğini, hayatla şiir arasındaki mesafe azaldıkça yoksulluğun şiirlerde daha belirgin bir tema haline geldiğini ve bir noktadan sonra ilgisinin kendi yoksulluğundan başka yoksulluklara doğru genişlediğini görmeyi mümkün kılar.”
250’den fazla şiiri bestelenmiştir. Özellikle de Urfa’daki gazelhanlar İstanbul’da acıyla şakıyan bu bülbüle candan kulak vermişler, onu büyük divan şairlerini önemsedikleri kadar önemsemişlerdir. "Mecnun İsen Sana Leyla mı Bulunmaz", Kazancı Bedih’ten dinlenmelidir. O da aynen Yaşar Nezihe gibi çok kıymet görmemiş bir değerdir ve ne acı ki o da yokluk içinde, bir gaz sobasından zehirlenerek yaşama eşiyle beraber veda etmiştir.
Günümüzün politik sistemine baktığımızda erkin elinin hâlâ oldukça kuvvetli olduğu tartışılmaz, fakat kadın hareketi kadını kadına kırdıran kodlara arsız bir gülüş atarak kadın kadının yurdudur demeye devam ediyor. Kadına şiddet, kadın cinayetlerinin politikliği su götürmez gerçekliğiyle 2020’li yıllarda bile kadını susturmaya, hiç etmeye zalimce devam ederken, 1800’lerde Yaşar Nezihe’nin duruşu arkamızda değil, tam yanımızdadır. Doğduğu andan itibaren kadınlıkla sınavında, erkin kurbanı olduğu her faciada her zaman dayanışmanın, direnişin yanında duran Yaşar Nezihe Bükülmez bugün hâlâ sadece kadın olduğu için ötelenen, şiddet gören, görmezden gelinen her kadın için kutup yıldızı olması gereken, çok önemli bir şairdir.
İnsan, onu unutan son insan da gittiğinde ölür. Yaşar Nezihe’yi unutmamak dileklerimle…
KAYNAKÇA
Halavut, Hazal, “Yaşar Nezihe’nin Hayatta Kalma Hikâyesi”, Kadınlar Hep Vardı, haz. Feryal Saygılıgil, Dipnot Yayınları, 2017.
Kırılmış, İlknur Tatar, Şair Bir Halk Kızı, Yaşar Nezihe Bükülmez, Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, Sayı: 1/4 2012 s. 70-84
Topuz, Ali Duran, İlk Türkçe 1 Mayıs Şiiri ve Proleter Şaire Yaşar Nezihe, Gazete Duvar
Yaşar Nezihe Bükülmez, www.istanbulkadinmuzesi.org
Yalçın, Soner, Türkiye İşçi Sınıfının İlk Kadın Şairi: Yaşar Nezihe Hanım, www.sozcu.com.tr
Barbarosoğlu, Fatma K., Telif, Ekmek Parası, Değişmeyen Türkiye vs., www.yenisafak.com