YAHU ARKADAŞLAR, BABANIZIN FERRARİ’Sİ Mİ VARDI?
KREŞE, YOLA VE KALDIRIMA KAYNAK BULAMAYAN ULAŞTEPE' YE SORALIM, 250 BEYGİRLİK, 4×4, DERİ KOLTUKLU VE MAKAM PERDELİ ARAÇ HANGİ KAMU HİZMETİNİN İHTİYACIDIR?
Yahu arkadaşlar, babanızın Ferrari’si vardı da belediyeye gelince “Attan inip eşeğe binemeyiz” havasına mı girdiniz?
Bu fakir milletin, bu gariban halkın çocuklarına kreş açmak; yollarını, kaldırımlarını yapmak; sosyal ihtiyaçlarını karşılamak yerine lüks donanımlı araçlara binmek zorunda mısınız?
Madem solcusunuz, madem halkçısınız, önce siz örnek olun!
Kendi aracınızla işe gidip gelmek çok mu zor? Mütevazı bir araca binince kariyeriniz mi düşer, itibarınız mı çizilir?
Daha düne kadar hangi arabalara bindiğinizi biz de biliyoruz, kamuoyu da biliyor. Belediye koltuğuna oturduğunuzda ne değişti? Makam mı sizi büyüttü, yoksa siz mi makamı halktan uzaklaştırdınız
DÖRT ARAÇ İÇİN 36 AYLIK SÖZLEŞME
“Ordu Sende” adlı yayın hesabının paylaştığı ihale kayıtlarına göre Altınordu Belediyesi iştirak şirketi ALBEL A.Ş., 20 Ağustos 2026 tarihinde dört aracın kiralanması için özel bir şirketle 36 aylık sözleşme imzaladı.
Paylaşımda sözleşmenin başlangıç bedeli **9 milyon 763 bin 200 TL** olarak gösteriliyor.
Teknik şartnameye ilişkin aktarılan bilgilere göre kiralanan araçlar şunlardan oluşuyor:
- İki adet binek otomobil,
- Bir adet camlı van,
- Bir adet 250 beygir gücünde, 4×4, deri koltuklu ve makam perdeli binek araç.
Dört aracın tamamını “makam aracı” olarak nitelendirmek doğru olmaz. Ancak 250 beygir gücündeki, 4×4, deri koltuklu ve makam perdeli aracın hangi kamu hizmeti için istendiğini sormak da Altınordu halkının en doğal hakkıdır.
Üstelik sözleşmede “**Fiyat farkı verilecektir**” hükmünün bulunduğu aktarılıyor. Yani açıklanan 9 milyon 763 bin 200 lira, üç yıl sonunda ödenecek kesin ve değişmez tutar olmayabilir.
Basit hesapla dört aracın aylık toplam başlangıç maliyeti **271 bin 200 TL** ediyor. Araç başına matematiksel ortalama ise aylık **67 bin 800 TL** oluyor. Araçların özellikleri farklı olduğu için bu rakam her aracın gerçek kira bedeli değildir.
Sürücü ve yakıt giderlerinin idareye ait olduğu belirtiliyor. Fiyat farkı da verileceğine göre halkın karşılayacağı gerçek maliyet, açıklanan kira bedelinin üzerine çıkacaktır.
Yani mesele yalnızca 9 milyon 763 bin 200 liradan ibaret değildir!
HALKIN TEMEL İHTİYACI SİZİN MAKAM ARACINIZ DEĞİLDİR!
Size emanet edilen para babanızın mirası değildir. O para Altınordu halkının parasıdır.
Size deniliyor ki:
“Bu emaneti halkın temel ihtiyaçları için kullan!”
Peki siz ne yapıyorsunuz?
Halkın temel ihtiyacı kreşken sizin önceliğiniz lüks donanımlı araç mı oluyor? Anneler çocuklarına bakabilmek için işlerinden ayrılırken, babalar kreş parası bulamazken siz 250 beygirlik, 4×4 ve makam perdeli araçlarla mı halkçılık yapacaksınız?
Ordu’nun temel ihtiyaçları bellidir:
Yol, altyapı, kaldırım, ulaşım, kreş ve sosyal hizmet…
Hangisi sizin yetki ve sorumluluk alanınıza giriyorsa onu en iyi şekilde yapmakla görevlisiniz.
Sosyal belediyecilik; maliyetini açıklamadığınız sanatçıları getirip konser düzenlemek, ön grup sanatçılarına ve organizasyon şirketlerine para ödemek değildir.
Sosyal belediyecilik, çocuğunu bırakacak yer bulamadığı için işinden ayrılmak zorunda kalan anneye kreş açmaktır.
Çocuklarına bakabilmek için çalışma hayatından kopan kadınların sesini duymaktır.
Ailelerin omuzlarındaki yükü hafifletmektir.
AŞKIN TÖREN YAPTIYSA SİZ DAHA FAZLASINI YAPACAKSINIZ!
Altınordu Belediyesinin kendi arşivindeki açıklamaya göre Aşkın Tören döneminde, 8 Mart 2024 tarihinde Ceren Özdemir Masal ve Oyun Evi hizmete açıldı. Merkezin aynı anda 100 çocuğa ücretsiz hizmet vereceği ve belediye eliyle Ordu’da açılan ilk merkez olduğu duyuruldu. [Altınordu Belediyesi açıklaması](https://www.altinordu.bel.tr/baskan-toren-bir-hayali-daha-gercege-donusturmenin-mutlulugu-icerisindeyiz)
Şimdi Ulaş Tepe’ye soruyoruz:
Göreve geldiğinizden bu yana belediye bütçesiyle yapıp tamamladığınız ve çocukların hizmetine açtığınız kaç yeni kreş veya çocuk oyun evi vardır?
“Yeni bir çocuk oyun evi yapacağız” demekle iş bitmiyor. Protokol imzalamakla, temel atmakla veya proje açıklamakla da iş bitmiyor. Açılan, çalışan ve ailelerin çocuklarını güvenle bırakabildiği kaç yeni merkez var?
İnsan biraz da şöyle der:
“Aşkın Tören bir tane yaptıysa ben iki tane yapacağım!”
Hizmet yarışı böyle olur. Halkçılık böyle yapılır.
Makam aracı kiralamakla, konser düzenlemekle ve fotoğraf çektirmekle sosyal belediyecilik yapılmaz.
REFAKATÇİ EVİNİN GERÇEK MALİYETİ NEDİR?
Bir de “refakatçi evi” meselesi var.
Refakatçi evinin aylık kirasıyla ilgili kamuoyunda birbirinden çok farklı rakamlar konuşuluyor. Ben kira bedelini 500 bin lira civarında biliyordum. Bazı arkadaşlar ise KDV hariç 800–900 bin liradan söz ediyor.
Bu rakamları doğrulayacak sözleşme elimizde bulunmuyor. O hâlde belediye açıklasın:
- Aylık kira bedeli kaç liradır?
- KDV dâhil toplam ödeme ne kadardır?
- Sözleşme kaç yıllıktır?
- Binanın sahibine yıllık toplam ne kadar ödeme yapılmaktadır?
- Personel, bakım, yemek, ulaşım ve diğer giderlerle birlikte gerçek maliyet nedir?
- Personel ve diğer giderlerle birlikte yıllık maliyetin 30 milyon liraya yaklaşabileceği iddiası doğru mudur?
Bu rakamlar yanlışsa doğrusunu açıklayın. Doğruysa da halkın karşısına çıkıp bunun gerekçesini anlatın.
Çünkü söz konusu para sizin değil, halkındır!
“ORDU SENDE” YÜKÜMÜZÜ HAFİFLETİYOR
“Ordu Sende” adlı yayın hesabına da hakkını teslim edelim.
Allah ondan razı olsun. Yaptığı haberlerle yükümüzün bir bölümünü sırtımızdan alıyor. Biz de böylece başka yanlışların, başka iddiaların ve başka haberlerin peşine düşebiliyoruz.
Çünkü Altınordu’da o kadar çok soru işareti var ki hangisine yetişeceğimizi şaşırıyoruz.
Bu işler bilerek mi yapılıyor, bilgisizlikten mi kaynaklanıyor, yoksa birileri “Nasıl olsa kimse hesap sormaz” rahatlığıyla mı hareket ediyor, bilmiyoruz.
Bildiğimiz tek şey, bugün yapılan bazı işlerin Ordu’nun siyasi ve idari tarihinde ileride ibretle anılacağıdır.
BASIN MÜDÜRLÜĞÜ BAŞKANA ALKIŞ SERVİSİ DEĞİLDİR!
Altınordu Belediyesi yalnızca kendisine yakın gazeteleri, habercileri ve sosyal medya hesaplarını mı takip ediyor?
Eleştirenleri görmezden gelmek, sorulara cevap vermemek ve susarak konuyu unutturmak mı istiyorsunuz?
Siz orada kamu görevi yapan bir kurumsunuz. Halkın parasıyla çalışıyor ve kamuoyu adına sorulan sorulara açıklama yapmakla yükümlüsünüz.
Basın müdürlüğü yalnızca başkanın fotoğraflarını servis eden, etkinlikleri öven ve belediyenin propagandasını yapan bir birim değildir.
Basın müdürlüğü; kamuoyunun sorularına cevap verir, yanlış bilgiyi düzeltir, doğru bilgiyi belgeleriyle açıklar.
Valilikle ilgili yanlış veya eksik bir haber yaptığımızda Valilik arıyor, bilgi veriyor. Büyükşehir Belediyesi ve diğer kamu kurumları da gerektiğinde açıklama gönderiyor. Biz de gelen bilgiye göre haberimizi düzeltiyor veya kurumun açıklamasıyla birlikte yayımlıyoruz.
Peki Altınordu Belediyesi neden susuyor?
Basın müdürünün adının önünde “Dr.” yazması kimseyi ilgilendirmiyor. Doktoranızın konusu akademik öz geçmişinizin meselesidir. Şehrin merak ettiği sizin unvanınız değil, kamuoyu adına yöneltilen sorulara neden cevap vermediğinizdir.
Yazdıklarımız yanlışsa çıkın ve hangi bölümünün yanlış olduğunu açıklayın.
“İftira atıyorsunuz” diyorsanız hukuki yollara başvurun. Başkanınıza da söyleyin, o da başvursun.
Ama susup görmezden gelmeyin!
Ya iddiaları belgeleriyle reddedin ya da doğruysa bunun gerekçesini halka açıklayın.
ULAŞ TEPE, BAHADIR BAŞ VE HAMDİ SALİH KALYONCU VE MECLİS ÜYELERİNE AÇIK SORULAR
Altınordu Belediye Başkanı Ulaş Tepe ile Belediye Başkan Yardımcıları Bahadır Baş ve Hamdi Salih Kalyoncu’ya ve belediye meclisi üyelerineaçıkça soruyoruz:
1. ALBEL A.Ş.’nin imzaladığı 9 milyon 763 bin 200 liralık sözleşmeden bilginiz var mıdır?
2. Bu kiralama kararı hangi ihtiyaç raporuna dayanılarak alınmıştır?
3. İhale kayıt numarası, ihale yöntemi, katılımcı şirketler, verilen teklifler ve sözleşmenin imzalandığı şirket neden bütün ayrıntılarıyla kamuoyuna açıklanmamaktadır?
4. Dört aracın ayrı ayrı aylık kira bedelleri ne kadardır?
5. Özellikle 250 beygir gücündeki 4×4 aracın aylık kira bedeli kaç liradır?
6. Lüks donanımlı, deri koltuklu ve makam perdeli araç kimin kullanımına tahsis edilecektir?
7. Bu aracın 250 beygir gücünde ve 4×4 olması hangi belediye hizmetinin zorunlu gereğidir?
8. Daha düşük motor gücüne sahip ve daha ekonomik bir araç neden yeterli görülmemiştir?
9. Kiralanan iki binek araç ile camlı van hangi birimlerde, hangi hizmetler için kullanılacaktır?
10. ALBEL A.Ş.’nin ve Altınordu Belediyesinin elinde hâlen kaç araç bulunmaktadır? Bunların kaçı çalışır durumdadır ve kimler tarafından kullanılmaktadır?
11. Sözleşmedeki “fiyat farkı verilecektir” hükmü hangi hesaplama yöntemine dayanmaktadır? Fiyat farkının üst sınırı var mıdır?
12. Üç yılın sonunda fiyat farkıyla birlikte ödenebilecek tahmini toplam tutar hesaplanmış mıdır?
13. Sürücü ve yakıt giderleri idareye aitse; sigorta, kasko, bakım, onarım, lastik, vergi ve ikame araç giderlerini hangi taraf karşılayacaktır?
14. Kira bedeli, fiyat farkı, sürücü, yakıt ve diğer giderler birlikte hesaplandığında üç yıllık gerçek kamu maliyeti kaç liraya ulaşacaktır?
15. Araçları 36 ay kiralamakla doğrudan satın almak arasında maliyet karşılaştırması yapılmış mıdır?
16. Uygun krediyle araç satın alma seçeneği değerlendirilmiş midir? Değerlendirildiyse fizibilite raporunu yayımlayacak mısınız?
17. Üç yıllık kira süresinin sonunda ALBEL A.Ş.’nin elinde tek bir araç bile kalmayacaksa kiralama yöntemi neden daha avantajlı görülmüştür?
18. ALBEL A.Ş. Yönetim Kurulunun bu kiralamaya ilişkin karar tarihi ve karar numarası nedir? Karara kimler imza atmıştır?
19. Ulaş Tepe, Bahadır Baş ve Hamdi Salih Kalyoncu’nun bu kararın hazırlanması, onaylanması veya denetlenmesi süreçlerindeki görev ve sorumlulukları nelerdir?
Bu sorular suçlama değildir. Doğrudan kamu parasının nasıl kullanıldığını öğrenme talebidir.
Ancak “Dört araç kiralandı” deyip geçemezsiniz. Çünkü söz konusu olan 36 aylık, fiyat farkına açık ve başlangıç bedeli 9 milyon 763 bin 200 lira olan bir sözleşmedir.
## MECLİS ÜYELERİ, EMME BASMA TULUMBA DEĞİLSİNİZ!
Belediye meclis üyeleri ne yapıyor?
Her gelen teklif karşısında emme basma tulumba gibi el kaldırıp indirmek için mi meclis üyesi oldunuz?
Yarın çocuklarınız ve torunlarınız bugün yazılanları okuyunca size ne diyecek?
“Benim dedem de oradaymış ama hiçbir haksızlığa ses çıkarmamış. Halkın parası harcanırken ağzını açmamış. Önüne gelen her şeye el kaldırmış. Peki o zaman niye meclis üyesi olmuş?”
demeyecekler mi?
Torunlarınızı utandırmayın beyler!
Meclis üyeliği, başkanın her kararına otomatik olarak el kaldırma makamı değildir. Meclis üyeliği; halkın parasını, hakkını ve geleceğini koruma sorumluluğudur.
Başkanın veya yöneticilerin daha mütevazı bir araca binmesi size ayıp mı geliyor? İlla sıfır ve lüks araçlara mı binmeleri gerekiyor? Daha ekonomik bir araç kullanırlarsa kariyerleri mi zedelenir?
Neden ağzınızı açmıyorsunuz?
Siz halkın temsilcisi misiniz, başkanın sessiz onay makamı mısınız?
Halkın parasının nereye harcandığını sormayacaksanız neden meclis üyesi oldunuz?
## TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ NE DİYOR?
Türkiye Komünist Partisinin yayımladığı “Belediyeler İçin Komünist İlkeler” metninde belediyelerin bütün faaliyetlerinin halkın ihtiyaçlarına göre planlanması gerektiği belirtiliyor.
Aynı metinde mahallelerde kreş ve çocuk yuvaları kurulması, kadınların çalışma ve toplumsal yaşama katılmasının desteklenmesi yerel yönetimlerin temel sorumlulukları arasında gösteriliyor. [Türkiye Komünist Partisi – Belediyeler İçin Komünist İlkeler](https://www.tkp.org.tr/aciklamalar/belediyeler-icin-komunist-ilkeler/)
İşte halkçı ve toplumcu belediyeciliğin ölçüsü budur!
Kendinizi solcu ve halkçı olarak tanıtıyorsanız halkın parasını lükse değil, halkın ihtiyacına ayıracaksınız.
Kreş açacaksınız.
Çocuk yuvası açacaksınız.
Kadınların çalışma hayatında kalmasını sağlayacaksınız.
Yolları ve kaldırımları düzelteceksiniz.
Kamu kaynaklarının hesabını kuruşu kuruşuna vereceksiniz.
Ve bu anlayışın siyasal ve ahlaki özünü oluşturan cümleyi Altınordu Belediyesinin duvarına asacaksınız:
# HALKA YALAN SÖYLEMEK SUÇTUR!
Eğer halka yalan söylemiyorsanız çıkın ve gerçekleri belgeleriyle açıklayın.
İddialar yanlışsa belgeleriyle yalanlayın.
Doğruysa sözleşmeyi, teknik şartnameyi, ihtiyaç raporunu ve bütün maliyet hesabını eksiksiz yayımlayın.
Susmak cevap değildir!
Halkın parasını nasıl ve neden harcadığınızı açıklamak bir lütuf değil, görevinizdir.
O makamlar sizin tapulu malınız değildir. Bugün oturursunuz, yarın kalkarsınız; fakat attığınız imzalar, yaptığınız harcamalar ve sustuğunuz yanlışlar arkanızdan gelir.
Unutmayın:
**Makamlar geçicidir, hesap kalıcıdır.**
**Torunlarınızı utandırmayın!**
**Halka hesap vereceksiniz!**
**NEVZAT AKATA**
*Ordu Kent Gazetesi*