EMEK Partisi Ordu İl Başkanı Coşkun Özbucak "Her yıl olduğu gibi bu yıl da fındık zamanı yaklaştığında aslında fındık üreticilerinin zararına olacak formüller konuşulmaya, geliştirilmeye çalışılır. Fındık üreticileri dışında herkes fındık politikaları geliştirip duruyor! Bu nedenle Yeter..! Söz fındık üreticilerinin. diyoruz" dedi.
Özbucak yaptığı açıklamasının devamında;
AKP, MHP, CHP milletvekilleri ve yöneticileri yanında diğer parti temsilcilerinin, OTB, Ziraat Odaları, FKB, Valilik gibi birçok kurum, kuruluş ve kişilerin günlerdir basındaki değerlendirmelerini ve tartışmalarını izliyoruz, okuyoruz. Tüm bu tartışmalardan çıkan sonuç fındık üzerinden siyasi rant sağlamaktır. Bu değerlendirmeleri her yıl dinlerken, okurken sorunu çözme konusunda kendilerini kenara çektiklerini görüyoruz. Bugün yaşananlardan sorumlu olduklarını gizlediklerini anlamak o kadar da zor olmuyor.
Fındık politikalarındaki keskin dönüşümüm başlangıcı, IMF ve Dünya Ticaret Örgütü ile yapılan anlaşmalardır. Bugün yaşananlar, tarımı yok etmeye yönelik uluslar arası anlaşmalara atılan imzanın sonucudur. Yapılan anlaşmalar sonucu tarıma yönelik yasal değişikliklere gidilmiş ve 2000 yılında DSP, ANAP, MHP hükümeti zamanında çıkarılan 4572 sayılı birlikler yasası ile tarımla uğraşanların yoksullaşma ve topraklarından göç etme süreci başlatılmıştır. Bugün fındıkta devlet desteği olmalıdır diyenler devlet desteğini ortadan kaldıran ve üreticilerin temel dayanağı kooperatiflerin yok olmasına neden olan yasanın çıkarılması sırasında ses çıkarmadılar. Hatta, bu yasaya karşı çıktığımız için topa tutulduk. Dünyadaki gelişmelerden habersizlikle suçlandık. Oysa biz EMEK PARTİLİLER, bugünün yaşanacağını o zaman dile getirmiştik. Ama kadere bakın ki, o zaman tarımı ve kooperatifleri yok eden 4572 sayılı birlikler yasasının çıkması için uğraş verenler utanmadan devlet desteğinin gerekliliğinden söz edebiliyorlar. Şimdi devlet desteğini savunanlar! 4572 sayılı birlikler yasası varken devlet desteğinin nasıl sağlanacağını da açıklasınlar!
Yani fındık üreticilerini perişan eden yasayı çıkaranlar ve uygulayanların timsah gözyaşlarına kanmamak gerekiyor. Çözüm için önerilerinde samimi değiller.
Kısacası, FKB ve fındık üreticilerinin yaşadıkları sıkıntının sorumluları suçu birbirlerine atarak sorumluluktan kurtulmaya çalışıyorlar. Bu açıklamalarla halkın kafasını karıştıracaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar. Halk er veya geç gerekli yanıtı verecektir. Fındık üreticileri bugün yaşananların geçmişten kaynaklanan nedenlerini sorgulayacaktır.
Burada Valiliğin hazırlamış olduğu 20 soruda fındık raporunu da kısaca değerlendirmek gerekiyor. Valilik raporunda bazı gerçekler ortaya konmuş ama çözüm konusunda eski bildik yöntemin dışına çıkılmamıştır. Bu raporda üreticiler lehine bir planlama ve çıkış bulunmamaktadır. Eski politikalar farklı sözcüklerle savunulmaya devam ediliyor.
Emek Partisi olarak fındık politikaları üzerine basın açıklamalarımız ve bildirilerimiz oldu. Yıllardır fındık üreticilerin sorunlarının çözümü konusunda kısa ve uzun süreçlerde yapılması gerekenleri hep yazdık ve söyledik. Ortalıkta dolaşan çözümsüzlük politikaları bu düşüncelerimizi yeniden gündeme taşıma zorunluluğunu ortaya çıkardı.
Tartışmalarda öne sürülen fındık fiyatının erken açıklanması isteği tek başına alındığında bir yararı yoktur. Erken açıklanan fiyatla birlikte kimin, nasıl ve ne kadar fındık alacağı da belirlenmelidir. Ayrıca devlete seslenen tüccar ve ihracatçı da fındığı kaça alacağını erken açıklayabilecek mi?
Fiskobirlik lav edilmeli diyene şaşırmıyoruz. Çünkü lav edilmesi için gerekli yasayı kendileri çıkarmıştı. Oysa FKB lav edilmemeli, devlet TMO"ya yaptığı FKB"ye yaparak TMO"nun asıl işlevine dönmesini sağlamalıdır. Bu nedenle 4572 sayılı yasa değiştirilerek en büyük tarım girdisi sağlayan fındığa devlet desteği temel politika olmalıdır.
Emanete fındık verme geleneğini değiştirmek için devlet güvencesi ile FKB, emanet fındık almalıdır. Özellikle il dışından fındığını toplamaya gelenlerin fındığını tüccara emanete bırakmasının yolu kesilmeli, küçük fındık üreticilerinin fındığını erken satmak zorunda olmalarından dolayı fındık alımında öncelik tanınmalı, paraları peşin ödenmelidir.
Fındık üreticisine ilaç, gübre ve fındık ön hazırlığı için faizsiz kredi sağlanmalı, tüccardan borç almak zorunluluğundan kurtarılmalılar.
Fındık üreticilerine fındık toplama işçiliği ücretleri için faizsiz kredi sağlanmalı, bu ücreti ödemek için de üretici fındığını satmak zorunda kalıyor.
Sonuç olarak, ne söylenirse söylensin herkes çıkarlarına göre hareket ediyor. Fındık üreticisi çıkarlarını korumak için, yani pazarlık yapabilmek için gücünü göstermelidir. Ülke ve fındık politikalarında egemen olanlar uygulamalarında üretici aleyhine davranmaktalar. Burada üreticiler kendi çıkarları için bir araya gelmezlerse, örgütlenmezlerse bu olumsuz gidişi dönüştürme olanağı yoktur. Örgütlü ve gelecek elli yılın hesabını yapan yerli ve yabancı sermaye tekelleri, örgütsüz ve yoksul üreticilerin ürünleri ve emekleri üzerine akbabalar gibi üşüşmektedir.
Bu nedenle EMEK PARTİSİ, üreticilere kendi çıkarları için dernek ve sendikalarda örgütlenmenin gerekliliğini vurgularken, ekonomik olarak fındığa bağlı olan esnafımızı da fındık üreticilerine sahip çıkmaya çağırıyoruz. İşçi ve kamu emekçileri sendikaların da üretici köylünün örgütlenmesi için dayanışma içinde olmalarının üretici köylüye büyük yararı olacağına inanıyoruz.