Tombak: sömürge tipi madenciliğie hayır

TOMBAK;İktidar, ormanların, zeytinliklerin, tarım alanlarının, su havzalarının, hiç bir yasa ve yargı kararı ile sınırlanmadan ve bütünüyle o yörede yaşayan vatandaşların aleyhine olmak üzere; ve vatandaşların irade ve itirazlarına rağmen; tarımı,

TOMBAK: SÖMÜRGE TİPİ MADENCİLİĞE İSYAN: "YALNIZ DEĞİLSİNİZ" SÖZÜ ARTIK ETE KEMİĞE BÜRÜNÜYOR!

Demokrasi İçin Birlik Platformu'ndan Türkiye'yi Sarsacak "Yenikapı" Çağrısı!

OKG HABER | Ülkenin dört bir yanında toprağı, suyu ve geleceği gasp edilen halkın çığlığı artık birleşiyor! Ordu'nun can damarı Perşembe Yaylası'ndan, Ünye'den, Fatsa'dan yükselen itirazlar, Türkiye'nin her köşesindeki çevre direnişleriyle omuz omuza veriyor. Demokrasi İçin Birlik Platformu adına Salih Zeki Tombak tarafından yapılan sarsıcı basın açıklaması, vahşi madenciliğe karşı topyekûn bir direnişin fitilini ateşledi. İşte tarihe not düşülecek, noktasına, virgülüne dokunmadan, tek bir kelimesini dahi eksiltmeden yayınladığımız o manifesto niteliğindeki açıklamanın tam metni:

Son on yılda maden kanununu 17 kanun ve KHK ile değiştirdi; ülke coğrafyasını tarihte görülmemiş yaygınlıkta ruhsatlandırdı.

SÖMÜRGE TIPI MADENCILIĞIE HAYIR

Demokrasi için birlik platformu adına bir açıklama yayınlayan ; Salih Zeki TOMBAK;

İktidar, ormanların, zeytinliklerin, tarım alanlarının, su havzalarının, hiç bir yasa ve yargı kararı ile sınırlanmadan ve bütünüyle o yörede yaşayan vatandaşların aleyhine olmak üzere; ve vatandaşların irade ve itirazlarına rağmen; tarımı, fındık ve çay üretimini, zeytinciliği, arıcılığı, büyük ve küçükbaş hayvancılığı yokedecek bir madencilik yapılabilsin diye, son on yılda maden kanununu 17 kanun ve KHK ile değiştirdi; ülke coğrafyasını tarihte görülmemiş yaygınlıkta ruhsatlandırdı.

Uluslararası sermaye ve onların yerli ortakları olan iktidara yakın maden şirketleri, ülkenin dört bir yanında “sömürge tipi” veya “vahşi madencilik” diye adlandırdığımız bir anlayışla, toprağı, suyu, havayı geri dönüşü olmayacak biçimde zehirleyen bir faaliyet yürütüyor, yerin altını da, üstünü de talan ediyor. Maden işletmeleri , gerçek bir denetlemeye tabi değil. Bunun sonuçlarını İliç faciasında ve Giresun Çatalağaç’ta gördük.

“Acele kamulaştırma” yasasıyla, vatandaşların yüzlerce yıldır tarım yaptığı ve üzerine hayatını kurduğu ailelerinin tapulu toprakları maden şirketleri tarafından gasp ediliyor. Zorla mülksüzleştirme ve maden şirketlerinin emrinde kölelik şartlarında çalışmaya mecbur bırakma, iktidarın vatandaşa dayattığı yeni hayatttır.

Vatandaşlar bu dayatmalara karşı pek çok yerde yargı yoluna başvuruyor. Yargının verdiği yürütmeyi durdurma veya iptal kararlarına rağmen şirketler faaliyetini sürdürüyor. Perşembe yaylasında olduğu gibi “yürütmeyi durdurma kararına” bizzat valilik itiraz ediyor.

Halkın itirazlarınının karşısına jandarma çıkarılıyor.

Köylerimiz Hidro Elektirik Santralları (HES) sürecinden başlayarak adeta “siyasal bilgiler fakültesine” döndü.

Vatandaşını yok sayıyor ve hayatının şirketler tarafından tarumar edilmesine yol veriyorsa, Devlet nedir; Valiler, kaymakamlar kimin temsilcileridir; Jandarma vergisini veren, askere giden, yasalara uyan vatandaşların mı; yoksa şirketlerin mi kolluk kuvvetidir, yasalar kimin için vardır, gibi sorular artık her köyde dillendiriliyor.

Elbette yargıya başvurmaktan, iş makinalarının önünü kesmeye; köylerde kalabalık toplantılar yapmaktan, ilçelerde, illerde yapılan mitinglere; bir umut, iktidardakilar dahil, siyasi partilere derdini anlatmaktan, videolar çekip sosyal medyada derdini Türkiye toplumuna anlatmaya, “madene hayır” afişlerine, duvar yazılarına kadar çok çeşitli yol ve yöntemlerle insanlarımız toprağını, suyunu, havasını, geçimlik tarım faaliyetini, kısaca hayatını korumak için çabalıyor. Köy derneklerini savunma mevziine dönüştürüyor, Çevre dernekleri kuruyor, buralarda örgütleniyor. Bu direnişlerin hepsi değerlidir, vazgeçilmezdir.

Ancak köy köy, ilçe ilçe savunma mücadeleleri ne kadar kıymetli olsa da, saldırıyı püskürtmeye yeterli olmuyor. Yer yer kazanılan başarılar, maden şirketlerinin iştahını kesmiyor, iktidarın şirketlere verdiği desteği sona erdirmiyor.

Yıllardır, direnenler ve direnişten yana olanlar birbirinin direnişlerini ziyaret ettiğinde, sözlerini “yalnız değilsiniz” diye bitiriyor.

Şimdi “yalnız değilsiniz” cümlesini ete kemiğe büründürme zamanı. Bütün direnenlerin; toprağını, suyunu, havasını korumak için mücadele edenlerin bir araya geleceği; deneyimlerini paylaşacakları ve HEP BİRLİKTE NE YAPABİLİRİZ; HEP BİRLİKTE NE YAPMALIYIZ sorularına birlikte cevap arayacakları bir toplantıda bir araya gelmek istiyoruz.

19 Eylül 2026 Cumartesi günü, İstanbul Yenikapı’da, İBB’nin büyük salonunda bu amaçla toplanacağız. Ordu’dan, Perşembe Yaylası’ndan, Ünye’den, Fatsa’dan, Tirebolu, Görele, Bulancak’tan, Artvin, Borçka’dan, Reşit Kibar’ın topraklarından; Dersim Geyiksuyu’ndan, Ovacık’tan, Hozat’tan, Pülümür’den, Varto’dan, Amasya Gümüşhacıköy’den, Mersin Toroslar Arslanköy’den, Muğla Akbelen‘den, Kazdağları’ndan, Havran’dan, Madra dağı’ndan, Balya’dan, Bergama’dan; Sinop ve Kastamonu’dan, Sivas’tan, Bitlis Ahlat Ovakışla’dan vd vd vd biraraya geleceğiz.

Bunun için yapılacak çok iş var.

Ucu açık bir koordinasyon ve çağrı grubunun oluşturulması. Etkinliğin taşıyıcısı olacak mevcut ve muhtemel bileşenlerin belirlenmesi ve çalışmaya katılması.

Yerellerden katılımın örgütlenmesi. Gidilmemiş yerlere gidilmesi, bağlantı kurulması; İstanbul’da yöre dernekleri ile federasyon ve konfederasyonlarla görüşülmesi; ulaşımın planlanması, toplantı bir günlük olsa da, bir miktar konaklama için hazırlık yapılması; salon hazırlığı, ses düzeni, görüntü kaydı, kumanya ve ikramlar; ilk oturumda konuşmacıların; açılış ve hoşgeldiniz konuşmasından, moderatörlerin belirlenmesine; pankart ve görsellerin tasarımı, hazırlanması, asılması; etkinliğin duyurulması, medya ile ilişkiler, toplumsal mücadele alanından kurumların sürece katılmasının sağlanması; siyasi parti ve örgütlerin davet edilmesi vb vb.

Bütün bunları sizinle birlikte yapmak istiyoruz. Bütün kararları birlikte almak, bütün sorumlulukları paylaşmak; kurumsal olarak yanyana geldiğimiz her mücadele ortağımızı öne çıkarmak ve güçlendirmek istiyoruz, dedi

DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK ;

İletişim 0533 560 6983 S. Zeki Tombak

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel-siyaset Haberleri