TİLKİ İLE KAYBOLAN TAVUK ARANMAZ!
"Maden işi siyaset üstü bir iştir" diyerek, tepkileri hükümet politikalarından maden şirketlerinin üstüne çekmeye çalışan anlayışı doğru bulmuyorum. Doğa talanı ve ekolojik yıkım, tam da siyasi bir iştir ve siyasetin göbeğinde bir iştir.
Etliye sütlüye dokunmadan, "aman onu kırmayalım, aman buna laf etmeyelim, sakın bunu karşımıza almayalım" diyerek, popülist ve adamcı yaklaşımlarla çevre mücadelesi verilmez. Bu yolla ancak bu mücadele sulandırılmış olur.
Sanki maden şirketleri kendi kendilerine gelip, toprağımıza, suyumuza ve köylerimize çöküyorlar. Türkiye'deki ekolojik yıkım bir hükümet politikasıdır ve tüm bu çevre talanı hükümetn teşviki ve verdiği ruhsatlarla yapılmaktadır.
Hükümete ait belediyelerin başkanları, o partinin misyonerleri ve siyasi figürleri ile çevre mücadelesi vermek, tilki ile birlikte kaybolan tavuğu aramaktır. Bugün Türkiye'deki ve Ordu'daki doğa katliamının birinci derece sorumluları, hükümet ve onun yereldeki belediye başkanlarıdır.
Yereldeki iktidar belediyelerinin yaptığı hamasi açıklamalar sadece halkın gazını almak için yapılıyor. Bunlar iyi niyetli ve samimi açıklamalar değildir. Bu başkanlar, maden şirketlerine bu kadar karşı ise önce partilerinden istifa etsinler. Zira o maden şirketlerini kendi partileri gönderiyor.
Ekoloji mücadelesini, siyasi alandan soyutlamak, verilen mücadeleye fayda sağlamaktan çok zarar verir. İlimizdeki maden ruhsatlarını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı veriyor. Sanki bu ruhsatlar marketten alınıyormuş gibi, bu iş siyaset üstü bir iştir demek, topu taca atarak hükümeti halk tepkisinden koruma çabasıdır.