SES VERİN PAYLAŞIN İRAN’DA KEYFİ İNFAZLARDA ARTIŞ YAŞANIYOR

Yıl başından bu yana Devrim Mahkemeleri’nde işkence altında gerçekleştirilen haksız yargılamaların ardından, Ocak 2026 protestolarıyla ilgili suçlardan cezaya mahkûm edilen en az 26 kişi keyfi olarak infaz edildi.

İRAN’DA PROTESTOCULARA YÖNELİK KEYFİ İNFAZLARDA ARTIŞ YAŞANIYOR

Uluslararası Af Örgütü, İran’da geçen hafta en az üç protestocunun keyfi olarak infaz edilmesinin ardından bu hafta iki protestocunun daha halka açık infaz edilmesinin, yetkililerin muhalefeti bastırmak için ölüm cezasını gitgide daha fazla kullandığının göstergesi olduğunu belirtti. Uluslararası Af Örgütü, gözaltına alındıklarında henüz çocuk olan üç kişi de dahil, ölüm cezasına mahkum edilen diğer en az 60 kişinin daha infaz riski altında olduğundan, diğer birçoğunun da protestolarla ilgili ölüm cezası istemiyle yargılanmasından ciddi endişe duyuyor.

İran yetkilileri, Ocak 2026 protestoları bağlamında gözaltına alınan kişileri mahkûm etmek ve ölüm cezasına çarptırmak için 2026 yılının ilk yarısında artan bir şekilde, casusluk ve düşman devletlerle işbirliği yapmak gibi aşırı geniş ifadeler barındıran milli güvenlik suçlamalarını kullandı.

Yıl başından bu yana Devrim Mahkemeleri’nde işkence altında gerçekleştirilen haksız yargılamaların ardından, Ocak 2026 protestolarıyla ilgili suçlardan cezaya mahkûm edilen en az 26 kişi keyfi olarak infaz edildi.

Protestolar bağlamında hedef alınanlar dışında, yetkililer diğer en az 26 kişiyi de siyasi güdümlü suçlamalarla keyfi olarak infaz etti, uyuşturucuyla ilgili ve diğer suçlardan yüzlerce infaz gerçekleştirmeye devam etti.

Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesel Direktörü Heba Morayef, “Uluslararası toplumun suskunluğu, İran yetkililerini ölüm çılgınlığına devam etmeleri konusunda cesaretlendiriyor. BM üye devletleri, İran yetkililerine infazları durdurmaları için baskı yapmak amacıyla acilen eşgüdümlü diplomatik adımlar atmalı. Üye devletler İran’ın insan hakları ve cezasızlık krizini öncelikli olarak ele almalı, İran hakkında bağımsız uluslararası adalet mekanizmasının kurulmasını desteklemeli ve BM Güvenlik Konseyi’ni İran’daki durumu Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşımaya çağırmalı” dedi.

Uluslararası Af Örgütü, öldürülenlerin İran dışında yaşayan aileleri ve İran’daki avukatların da aralarında bulunduğu 10 bilgili kaynakla görüştü. Ayrıca İran yetkililerinin resmî açıklamalarını, devlet medyasında çıkan haberleri ve İran dışındaki insan hakları örgütlerinin raporlarını inceledi.Belgelenen vakalarda, keyfi olarak infaz edilen veya ölüme mahkûm edilen kişiler, “Allah’a düşmanlık” ve “dünyada yozlaşmayı yaymak” gibi aşırı geniş ve muğlak suçlardan cezaya mahkum edildi. Bunlar arasında kundaklama, mala zarar verme, yol kapatma ve kamu düzenini bozma suçlarına karıştığı iddia edilen kişiler de yer alıyor. Uluslararası hukuk ve standartlar uyarınca ölüm cezası uygulaması, kasten öldürme içeren “en ciddi suçlar” ile sınırlandırılmalı. İfade edilen eylemler, ölüm cezasıyla ilgili belirlenen bu eşiği karşılamıyor. Diğer bazı kişiler, Haziran 2025’teki 12 günlük savaşın ardından çıkarılan “Casusluk ve Siyonist Rejimle ve Düşman Devletlerle İşbirliğine Yönelik Cezaların Artırılması Yasası” (Casusluk Yasası) uyarınca yargılandı. Yasa, protestolara barışçıl katılım ve medya örgütleriyle bilgi paylaşma gibi uluslararası insan hakları hukuku kapsamında korunan eylemleri suç kabul ediyor.

Ocak 2026 protestoları bağlamında binlerce kişinin gözaltına alındığı ve yakınlarının genellikle misilleme kaygısı nedeniyle ölüm cezalarıyla ilgili açıklama yapmaktan kaçındığı göz önüne alındığında, çok sayıda protestocu daha ölüm cezası riski altında olabilir.

Ocak 2026 protestolarıyla ilgili keyfi infazlar

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik hukuksuz saldırıları başladığından bu yana İran yetkilileri,Ocak 2026 ayaklanması bağlamında gözaltına alınan kişilere karşı ölüm cezası kullanımını artırdı.

28 Temmuz’da yetkililer, Amir Hüseyin Seferi ve Ebulfazl Sipahi’yi kamuya açık olarak infaz etti. Seferi ve Sipahi, 8 Ocak’ta İsfahan’daki protestolar sırasında gözaltına alınmış ve onlarca sanığıiçeren, tamamen haksız bir toplu yargılama sonucunda ölüm cezasına mahkûm edilmişti. Dava, İsfahan’da Alikhani Meydanı’ndaki protestolar sırasında dört polis memurunun öldürülmesi ve sanıkların silah bulundurduğu, kamu malına zarar verdiği ve binaları ateşe verdiği iddialarıyla ilgiliydi. Kararın ardından, aynı davada yargılanan diğer iki protestocu, İrfan İsfandiyari ve Gül-Muhammed Muhammedi 19 Temmuz’da keyfi olarak infaz edildi. Mizan Haber Ajansı, protestocuların tutukluluktaki “itiraflarının” hükme esas alındığını duyurdu.

Aynı davada ölüme mahkûm edilen diğer sekiz kişi olan Ali Daşti, Alireza Reisi, Ebulfazl İbrahimi, Alireza Sipahi, Amirhüseyin İbrahimi, Amirhüseyin Maliki, Kaim Hüseyini ve Şervin Bagherianda yakın infaz riski altında. Bilgili bir kaynak, Uluslararası Af Örgütü’ne, genç erkeklerden birinin (Şervin Bagherian) 21 gün zorla kaybedildiğini ve fiziksel şiddet dahil işkence ve diğer türde kötü muameleye maruz bırakıldığını söyledi. Davadan önce, 25 Ocak’ta yayınlanan bir propaganda videosunda Bagherian’ın zorunlu “itirafları” gösterildi ve soruşturma aşaması boyunca avukata erişim hakkı engellendi.

Mehdi Haneki, Muhammed Emini Dehaghani, Cevat Zamani, Ebulfazl Saidi, Aşkan Maliki ve Mehrdad Muhammediniye, uluslararası hukuk ve standartlara aykırı olarak, “kasten öldürme” içermeyen suçlardan ölüme mahkûm edildikten sonra keyfi olarak infaz edilen kişiler arasında. Yargı erkine bağlı Mizan Haber Ajansı, Mehdi Haneki’nin 22 Temmuz’da Elburz eyaletinin Kerec şehrinde infaz edildiğini duyurdu. Ajansın haberine göre, Haneki tutukluyken verdiği “itiraflar” esas alınarak Casusluk Yasası uyarınca ölüme mahkum edildi. Yetkililer, Haneki’yi, yasaklı bir muhalif grupla bağlantılı olmak, silah ve patlayıcı bulundurmak ve İsrail, ABD ve “düşman gruplar” adına “operasyonel eylemler” gerçekleştirmekle suçladı.

15 Temmuz’da yetkililer, İsfahan eyaletinde bir Devrim Mahkemesi’nde görülen davada, 9 Ocak’ta İsfahan’daki protestolarla ilgili olarak “Allah’a düşmanlık” ve “dünyada yozlaşmayı yaymak” suçlarından mahkum edilen Muhammed Emini Dehaghani’yi keyfi olarak infaz etti. Mizan Haber Ajansı’nın haberine göre, Dehaghani de tutukluyken verdiği “itiraflar” esas alınarak mahkum edildi. Haberde, ölüm cezalarının “kamuoyunu kışkırtmak”, “karşı devrimci gruplarla bağlantılı çevrimiçi hesaplarla iletişime geçmeye çalışmak”, yol kapatmak ve kamu malına zarar vermek gibi çeşitli eylemler sonucunda verildiği belirtildi.

16 Temmuz’da yetkililer, Simnan eyaletindeki Şahrud’da düzenlenen protestolar kapsamında “kamu düzenini bozmak”, “milli güvenliğe karşı toplanmak ve komplo kurmak” ve kundaklama olayları yoluyla “Allah’a düşmanlık” ve “dünyada yozlaşmayı yaymak” suçlarından ölüme mahkûm edilen Cevat Zamani ve Ebulfazl Saidi’yi keyfi olarak infaz etti. Yargı erkinin kanalı, Zamani ve Ebulfazl’ın infaz edildikleri gün zorunlu “itiraflarını” yayınladı.

İran’ın Kürt azınlığına mensup Aşkan Maliki ve Mehrdad Muhammediniye 1 Haziran’da Elburz eyaletinde, ailelerine veya avukatlarına haber verilmeden gizlice keyfi olarak infaz edildi. 15. Tahran Devrim Mahkemesi, Maliki ve Muhammediniye’yi Tahran’da bir camiyi ve medreseyi kundakladıkları gerekçesiyle “Allah’a düşmanlık” suçundan ölüme mahkum etti. Mizan Haber Ajansı, bu kişilerin Casusluk Yasası kapsamında ölüme mahkum edildiğini ve tutukluyken verdikleri “itirafların” hükme esas alındığını duyurdu. Haberde konu edilen “itiraflar” masumiyet karinesine aykırı olarak, duruşmadan önce televizyonda yayınlandı. Aynı davada yargılanan Arman Marefati de Elburz eyaletinin Kerec şehrindeki Gezel Hesar Cezaevi’nde yakın infaz riski altında. Yargı erki ve devlet medyası, infaz edilen protestocuları defalarca “düşman neferleri”, “Mossad bağlantılı kılıçlı katiller” ve “protestocu kılığına girmiş düşman ajanları” olarak tanımladı.

Ocak 2026 protestolarıyla bağlantılı keyfi ölüm cezalarında artış

İran’da üç ay boyunca ülke genelinde uygulanan internet kesintisinin ardından 26 Mayıs’ta internet erişiminin tekrar açılmasından bu yana Uluslararası Af Örgütü Ocak 2026 protestolarıyla ilgili ölüm cezası kullanımının arttığını kaydetti. O tarihten bu yana Elburz, İsfahan, Fars, Hamedan, Kazvin, Merkezi, Simnan, Tahran ve Yezd eyaletleri genelinde Devrim Mahkemeleri tarafından en az 15 ölüm cezası verildiği ve Yüksek Mahkemelerce 13 ölüm cezasının onandığına ilişkin bilgiler ortaya çıktı.

Uluslararası Af Örgütü, Ocak 2026 protestolarıyla ilgili ölüm cezalarının gerçek sayısının çok daha yüksek olduğu kanaatinde. İran dışında faaliyet gösteren İran İnsan Hakları örgütüne göre, yalnızca İsfahan’daki bir cezaevinde, Ocak 2026 protestoları kapsamında tutuklanan 70’ten fazla kişi ölüme mahkum edildi. Ölüm cezası kullanımındaki artış, Ocak 2026 protestolarını sistematik olarak “Amerikan-Siyonist terör komplosu” veya “darbe” olarak nitelendiren resmi açıklamaların ve devlet medyası haberlerinin yaygınlaştığı bir dönemde meydana geldi. Üst düzey yargı yetkilileri ve diğer yetkililer, aynı zamanda kamuya açık olarak yargılamaları hızla sonuçlandırma sözü verdi ve protestoculara karşı sert cezalar uygulamakla tehdit etti.

Uluslararası Af Örgütü protestocuların masumiyet karinesi, işkence ve diğer türde kötü muameleden korunma hakkı, suçunu itiraf etmeye zorlanmama hakkı ve yaşamından keyfi olarak yoksun bırakılmama hakkına aykırı olarak; zorla kaybetmeler, işkence ve diğer türde kötü muamele, soruşturma aşamasında avukata erişimin engellenmesi, dava sırasında kişinin kendi seçtiği bir avukat tarafından temsil edilme hakkının engellenmesi ve zorunlu “itiraflar”ın damga vurduğu, tamamen haksız ve kapalı yargılamaların ardından ölüme mahkum edildiğini belgeledi. Yüksek Mahkeme, sanıkları adil ve etkili temyiz hakkından yoksun bırakarak, anlamlı bir değerlendirme gerçekleştirmeden ölüm cezalarını ivedilikle onadı.

Yetkililer ayrıca Casusluk Yasası’nı gitgide daha fazla kullanarak korku iklimi oluşturdu. Yasa, protestolarla ve insan hakları ihlalleriyle ilgili yabancı basınla bilgi paylaşmak gibi, uluslararası insan hakları hukuku uyarınca korunan barışçıl eylemleri suç kabul etmektedir. Yetkililer bu tür eylemleri milli güvenliğe aykırı olarak değerlendirmekte ve İsrail, ABD veya “düşman” görülen başka bir devlet veya grup adına “istihbarat eylemi” veya casusluk olarak nitelendirilen fiiller için ölüm cezası uygulamaktadır.

Baskıları artıran bir adımla İstihbarat Bakanlığı 14 Temmuz’da, İran dışındaki insan hakları örgütlerinin ve bağımsız medya kuruluşlarının da aralarında bulunduğu 400’den fazla kişi ve kuruluşu, Casusluk Yasası uyarınca “düşman” olarak nitelendiren bir liste yayımladı. Listede yer alan kişi veya kuruluşlarla iletişime geçen İran içindeki kişiler, yetkililerin bu tür bir davranışı “istihbarat eylemi” veya casusluk olarak nitelendirdiği düşünüldüğünde yargılanma riski altına girebilir ve ölüm cezasıyla karşılaşabilir.

İnfaz riski altındaki kişiler arasında, 3 Ocak’ta Fars eyaletinin Şiraz kentindeki protestolar sırasında gözaltına alınan ve güvenlik güçlerine yangın söndürme tüpü fırlatmakla suçlanan dövüş sanatları sporcusu Benyamin Naghdi de var. Naghdi, 50 günü aşkın süre zorla kaybedildi ve gözaltına alındıktan bir gün sonra, duruşmadan önce zorunlu “itirafları” devlet televizyonunda yayınlandı. Uluslararası Af Örgütü’nün topladığı bilgilere göre, Şiraz 1. Devrim Mahkemesi Naghdi’yi tamamen haksız bir yargılamanın ardından, Mayıs’ta “dünyada yozlaşmayı yaymak” suçundan ölüme mahkum etti, ancak ceza Naghdi’ye Temmuz 2026’da bildirildi.

Peyman Genci de infaz riski altında. Güvenlik güçleri Genci’yi Şubat 2026 başında Tahran’da gözaltına aldı. Tahran 26. Devrim Mahkemesi tarafından Mayıs 2026’da ölüme mahkum edildi ancak cezası 26 Temmuz’da bildirildi. Genci, bir camiyi kundaklamak ve Molotof kokteyli yapmak gibi eylemlerde bulunduğu iddiasıyla “Allah’a düşmanlık” suçundan mahkum edildi. Bu iddiaların tümünü ısrarla reddetti. Bilgi sahibi bir kaynağın aktardığına göre, Genci işkence ve diğer türde kötü muamele altında “suçunu itiraf” etti ve “itiraflarını” duruşmada geri çekti. Benyamin Naghdi ve Peyman Genci,güvenlik güçlerinin öldürülmesinden sorumlu tutulmuyor.

İsnat edilen suç tarihinde henüz çocuk olan en az diğer üç kişi, İrfan Amiri, Mansur Caferi ve Metin Muhammedi de infaz riski altında. Uluslararası insan hakları hukuku, isnat edilen suç tarihinde 18 yaşından küçük olan kişilere ölüm cezası verilmesini kesinlikle yasaklıyor.

İran yetkilileri, planlanan tüm infazları derhal durdurmalı ve ölüm cezasını tamamen kaldırmak üzere infazları erteleme yasası çıkarmalı.

Uluslararası Af Örgütü’nün İran’da Ocak 2026 protestoları bağlamında infaz riski altında olan kişilerin ölüm cezalarının iptal edilmesi talebiyle tüm dünyada başlattığı acil eylem ise sürüyor. Acil eylemi imzalamak için:

Bugüne kadar idam edilenlerin yanı sıra halen

İran'da Çocuklar da dahil 30 Kişi Protestolar Bağlamında Ölüm Cezası Riski Altında - Uluslararası Af Örgütü

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel-siyaset Haberleri