SAYIN NACİ ŞANLITÜRK, ORDU BASININDAN NE İSTİYORSUNUZ?
Akın ÇİÇEK yazdı
Yine aynı isim, yine aynı yöntem, yine Ordu basınına yöneltilen ağır ithamlar!
Sayın Naci Şanlıtürk!
Artık gerçekten sormak gerekiyor: Sizin Ordu basınıyla alıp veremediğiniz nedir? Ordu’da gazetecilerin haber yapmasından, soru sormasından, kamuoyunu bilgilendirmesinden neden bu kadar rahatsız oluyorsunuz?
Bir gün inşaat işi olur, işini düzgün yapmaz. Hedefinde inşaat sektörü vardır. Bir gün çevreyle ilgili bir işi konuşulur, hedefinde çevre kurumları vardır. Bir gün belediyeyle işi çıkar, bu kez belediye tartışmaların odağına yerleştirir.
Şimdi de sıra gazetecilere mi geldi?
Sormak istiyorum: Bu çıkışlarınız gerçekten kamu yararını gözeten siyasi bir mücadelenin sonucu mu, yoksa kendi ticari ve siyasi ilişkilerinizin tartışıldığı gündemlerden dikkati başka yöne çekme çabası mı?
Çünkü artık ortada cevaplanması gereken ciddi bir mesele var.
Sizinle ilişkilendirilen bir internet sitesinde, İstanbul’a giden gazetecilere Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından elden nakit para dağıtıldığı iddiasıyla bir haber yayımlandı.
Haberin başlığına bakıyorsunuz: Skandal!
İçeriğine bakıyorsunuz: Gazetecilere para dağıtıldığı iddiası!
Peki belge nerede? Dekont nerede? Ödeme kaydı nerede? Parayı verdiği ve aldığı ileri sürülen kişiler kimler?
Hiçbiri ortaya konulmuyor!
Üstelik haberin sonunda, iddianın bağımsız biçimde doğrulanmadığı bizzat belirtiliyor.
Şimdi soruyorum Sayın Şanlıtürk:
Doğruluğunu teyit edemediğiniz bir iddiayı hangi sorumluluk anlayışıyla Ordu basınının üzerine bırakıyorsunuz?
Ortada hukuka aykırı bir ödeme olduğuna dair somut bilginiz varsa Cumhuriyet Savcılığına başvurun!
Ama elinizde somut bir delil yoksa, gazetecilerin mesleki itibarını zedeleyebilecek imaları kamuoyuna sunmayı nasıl açıklıyorsunuz?
Alttan alta işinize gelmediği için onları da mı susturmaya çalışıyorsunuz. Hem de bu şekilde!
Bir haberin sonuna “iddia doğrulanmadı” notunu eklemek, başlığında yarattığınız ithamın sorumluluğunu ortadan kaldırır mı?
Bu kadar kolay mı insanların yıllarca emek vererek kazandıkları mesleki itibarı tartışmaya açmak?
Bir gazeteciye para aldığı imasında bulunacaksınız, sonra da “Biz sadece soru sorduk” diyeceksiniz!
Hayır Sayın Şanlıtürk!
Soru sormak başka şeydir, hiçbir somut dayanak göstermeden bir meslek grubunu kamuoyu önünde zan altında bırakmak başka şeydir.
Şimdi biz de size soruyoruz:
Ordu basınında sizinle ilgili yapılan haberlerden mi rahatsızsınız?
Gazetecilerin inşaat faaliyetlerinizi, imar tartışmalarını, çevreyle ilgili meseleleri veya siyasi açıklamalarınızı sorgulaması mı sizi rahatsız ediyor?
Yoksa bazı gazetecilere, “Hakkımda haber yaparsanız siz de hedef olursunuz” mesajı mı verilmek isteniyor?
Böyle bir niyetiniz olmadığını söylüyorsanız, bunu ortaya koymanın yolu gazeteciler hakkında belgesiz ithamlar üretmek değil, yöneltilen sorulara açıkça cevap vermektir.
Siyasetçi olmak, gazetecilere hesap sorma ayrıcalığı sağlamaz. Aksine, kamuoyu önünde daha fazla hesap verme sorumluluğu yükler.
Sizin ticari faaliyetleriniz de siyasi kararlarınız da kamu yararı bakımından sorgulanabilir. Hiçbir gazeteci, bir siyasetçinin hoşuna gitmeyen haber yaptığı için itibarsızlaştırılmayı hak etmez.
Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin eleştirilmesine kimsenin itirazı yok. Kamu kaynakları elbette sorgulanacak. Belediyenin harcadığı her kuruşun hesabı sorulabilecek.
Ama belediyeyi eleştirmek başka, gazetecileri hiçbir somut belge sunmadan belediyeden elden para alan insanlar gibi göstermek başka!
Ordu basını, siyasi hesaplaşmalarınızın malzemesi değildir!
Bir de buradan meslektaşlarıma seslenmek istiyorum.
Bugün bu itham karşısında sessiz kalırsak, yarın başka bir gazeteci aynı şekilde hedef gösterildiğinde hangi mesleki dayanışmadan söz edeceğiz?
Bugün bir meslektaşımızın itibarı tartışmaya açılırken susarsak, yarın kendi itibarımızı nasıl savunacağız?
Bu mesele bir belediyeyi savunma meselesi değildir. Bu mesele, gazetecilerin mesleki itibarının belgesiz iddialarla zedelenmesine karşı çıkma meselesidir.
Sayın Şanlıtürk!
Son kez soruyorum:
Ordu basınından ne istiyorsunuz?
Gazeteciler sizinle ilgili haber yapmasın mı?
İmarla ilgili tartışmaları gündeme getirmesin mi?
Çevreyle ilgili sorular sormasın mı?
Ticari faaliyetlerinizle siyasi sorumluluklarınızın kesiştiği alanları araştırmasın mı?
Sizinle ilgili her tartışmada sessiz mi kalsın?
Eğer beklentiniz buysa, gazetecilikten beklediğiniz şey haber yapmak değil, susmaktır.
Biz kimsenin siyasi kavgasının tarafı olmak zorunda değiliz. Kimsenin ticari çıkarlarının koruyucusu da değiliz.
Ama kimsenin de Ordu basınını, somut bir dayanağı ortaya konulmamış iddialarla topluca töhmet altında bırakmasına sessiz kalmak zorunda değiliz.
Belgeniz varsa açıklayın. Yoksa gazetecilerin itibarını tartışmaya açan bu iddiaların sorumluluğunu üstlenin.
Çünkü gazetecilik susmak değildir.
Yalan da sizin göreviniz değildir!