HAL MAFYASI
Nejdet TOPÇUOĞLU
Müsteşar olarak görev yaptığım dönemde, Mersin’in Erdemli ilçesinden bir arkadaşım yaşadığı bir olayı anlatmıştı.
“Yetiştirdiğimiz ürünleri pazarlama imkânımız olmadığı için Ankara Hali’ndeki kabzımallara gönderirdik. Nakliyeciler bize gönderdiğimiz malların irsaliye fişlerini getirir, aynı zamanda daha önce gönderilen ürünlerin satış faturalarını da teslim ederlerdi.
Ürünlerimizin kaça satıldığını bu faturalardan öğrenirdik. Sezon sonunda ise kabzımallarla hesaplaşmak için Ankara’ya giderdik.
Rahmetli ağabeyim gelen faturalarla irsaliye fişlerini mutlaka karşılaştırırdı. Bazen karşılaştırma sırasında sinirlenir ve şöyle derdi:
‘Yine şu kadar sandık ürünü çöplüğe dökmüşler. Üstelik hammaliye, nakliye ve hal rüsumunu da bize yüklemişler. Madem döküyorsunuz, bari bizi borçlandırmayın!’
Ben de neden döküldüğünü sorduğumda:
‘Mallar fazla geldiğinde fiyatlar düşmesin diye döküyorlar’ derdi.
Oysa bizim bölgeden toplanan ürün aynı gün Ankara’ya ulaşır, ertesi sabah halde satışa sunulurdu. Bozulması ya da çürümesi mümkün değildi.”
Benzer bir durum yıllarca Karadeniz’de balıkçılar için de anlatıldı. Fazla miktarda hamsi yakalandığında fiyatların düşmemesi için bir kısmının yeniden denize döküldüğü söylenirdi. Ancak bugün gelinen noktada hamsi bulmak bile zorlaşmıştır.
Sistemin mantığı basittir:
Bir komisyoncu 10 ton balığı kilogramı 50 liradan sattığında 500 bin lira gelir elde eder. Aynı komisyoncu 5 ton balığı kilogramı 100 liradan sattığında da yine 500 bin lira kazanır. Bu anlayışa göre fazla ürünün depolanması, taşınması ve satışı ek maliyet olarak görülmektedir.
Aynı zihniyet, Türkiye’deki birçok toptancı halinde yaş meyve ve sebze ticaretinde de etkisini sürdürmektedir.
Bu anlayış üreticiyi de tüketiciyi de düşünmeyen, yalnızca kendi kazancına odaklanan bir anlayıştır. İşte halk arasında “Hal Mafyası” olarak tanımlanan yapı budur.
Hal mafyasında ahlakın, vicdanın ve merhametin yeri yoktur. Bu yapı yıllar boyunca o kadar güçlenmiştir ki, birçok bakanın bu sistemle mücadelede başarısız olduğu görülmüştür. Geçmişte ben de bu çevrelerden çeşitli tehditler almıştım.
Üretici tarlada ve bahçede zarar ederken, tüketici pazarda yüksek fiyatlarla karşılaşıyorsa; aradaki pazarlama zincirinde ciddi bir sorun ve örgütlü bir kazanç düzeni var demektir.
Yıllardır görüştüğüm her Tarım Bakanı’na 80 Sayılı Hal Yasası’nın değiştirilmesi gerektiğini söyledim. Örneğin dönemin Tarım Bakanı Sami Güçlü, bir televizyon programı sırasında görevden alınmıştı. Daha sonra görev yapan Ahmet Eşref Fakıbaba da iyi niyetli girişimlerde bulunmuş, ancak sorunların çözümünde başarılı olunamamıştır.
Değerli dostlarım;
Bugün tüketici olarak pazarda ve markette karşı karşıya kaldığımız yüksek fiyatların önemli nedenlerinden biri, üretici ile tüketici arasındaki bu sağlıksız pazarlama düzenidir. Bu nedenle yıllardır vatandaşın cebinden çıkan paranın önemli bir kısmı, halk arasında “Hal Mafyası” olarak adlandırılan sistemin sonucudur.
Bu yapıyla etkili biçimde mücadele edebilecek bir yönetim modeli ise henüz ortaya çıkmamıştır.
Necdet Topçuoğlu
08 Haziran 2026 – Ordu