Vatandaşın can güvenliği mi korunacak, yoksa herkes kaderine mi bırakılacak?”
ÇAMBAŞI’NDA AYI KRİZİ BÜYÜYOR
Çambaşı Yaylası ve çevresinde son aylarda giderek artan ayı saldırıları artık yalnızca kırsal bir “yaban hayatı” meselesi olmaktan çıktı. Bölge halkı, olayın doğrudan insan yaşamını tehdit eden ciddi bir güvenlik sorununa dönüştüğünü söylüyor. Vatandaşlar, özellikle yetkililerin uzun süredir yalnızca “tedbir alın” çağrısı yapmakla yetinmesini eleştiriyor.
İddialara göre; farklı gruplar halinde dolaşan ayılar iki mahallede çok sayıda saldırıya karıştı. Yaklaşık 15 büyükbaş ve küçükbaş hayvanın telef olduğu, dört ayrı grup halinde hareket eden ayıların 20’den fazla ev, ağıl ve mandıraya zarar verdiği belirtiliyor. Bölgedeki yurttaşlar ise artık yalnızca maddi kayıp değil, doğrudan can güvenliği korkusu yaşadıklarını ifade ediyor.
Özellikle turistik merkez konumundaki Çambaşı’nda ayıların otel çevrelerinde, cami önlerinde ve insanların yoğun bulunduğu alanlarda görülmesi tepkileri büyüttü. Vatandaşların aktardığına göre son dönemde bölgede 30’dan fazla ayı görüldü. Kamera kayıtlarının bulunduğu, görüntülerde ayıların artık insan hareketliliğinden çekinmeden yerleşim alanlarına indiğinin açık şekilde görüldüğü ifade ediliyor.
“Bu artık doğal yaşam sınırını aştı”
Bölge halkı, yaşanan olayların klasik “ormanlık alanda ayı görülmesi” vakalarından farklı olduğunu savunuyor. Çünkü söz konusu alanların önemli bölümü artık mera ya da dağlık orman hattı değil; insanların sürekli yaşadığı, turizm faaliyetlerinin yürütüldüğü merkez bölgeler.
Vatandaşlar, “Eskiden yılda bir iki vaka olurdu. Şimdi grup halinde dolaşıyorlar. Otelin önünde, caminin yanında görülüyorlar. İnsanlar akşam dışarı çıkmaya çekiniyor” diyerek durumun ciddiyetine dikkat çekiyor.
“Çoban sigorta yaptırsın deniyor, peki çobanı kim koruyacak?”
Bölgedeki üreticiler ve çobanlar ise yapılan bazı resmi açıklamaların sorumluluğu tamamen vatandaşa yüklediğini düşünüyor. “Mandıranı koru, sigorta yaptır” denildiğini ancak kimsenin çobanın güvenliğini konuşmadığını belirten vatandaşlar, “Yarın bir çobana ya da çocuğa saldırı olursa bunun hesabını kim verecek?” sorusunu yöneltiyor.
Üreticiler, yılların emeğiyle yetiştirilen hayvanların bir gecede telef olduğunu, birçok ailenin ciddi ekonomik kayıp yaşadığını ifade ediyor. Özellikle hayvancılıkla geçinen aileler için bir büyükbaş hayvanın bile çok büyük maddi değer taşıdığına dikkat çekiliyor.
“Devlet sadece ayıyı değil vatandaşı da korumalı”
Bölgedeki en büyük tepki ise devletin koruma politikalarının sahada vatandaşın güvenlik kaygısını yeterince dikkate almadığı düşüncesi üzerine yoğunlaşıyor. Vatandaşlar, “Hiç kimse ayılar öldürülsün demiyor. Ama devlet yalnızca yaban hayatını koruyup insanı kendi kaderine bırakamaz” diyerek çözüm çağrısı yapıyor.
Önerilen çözüm ise net: Uzman ekiplerin devreye sokulması, saldırgan davranış gösteren ayıların uyuşturucu iğne ile yakalanarak doğal yaşam koruma alanlarına taşınması. Vatandaşlar, benzer uygulamaların Türkiye’nin başka bölgelerinde yapıldığını hatırlatarak aynı adımın Ordu’da da atılması gerektiğini savunuyor.
Resmi başvuru çağrısı
Bölge sakinleri ayrıca üreticilere ve çobanlara çağrıda bulunarak, saldırıların resmi kayıt altına alınmasını istiyor. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine dilekçe verilmesi, zararların fotoğraf ve kamera kayıtlarıyla belgelenmesi, olası saldırı risklerinin resmi tutanaklarla bildirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Çambaşı’nda yaşayan vatandaşların ortak görüşü ise şu cümlede özetleniyor:
“Biz hiçbir canlıya zarar gelsin istemiyoruz. Ama devletin asli görevi önce vatandaşının can ve mal güvenliğini sağlamaktır.”