BUNALDIĞINIZ OLUYOR MU?
Öğrenciyken çok olurdu..
Belki okuyucuların bazılarına da olmuştur.
Hani.. Kalabalık bir ortamda sanki başınız döner, gözünüz kararır,bayılacak gibi olursunuz..
Ama bayılmaktan da utandığınız için bayılamazsınız.. Nefesiniz daralır.. Ciğerler yetersiz kalır .. Derin bir nefes bile alamazsınız.....,
Bunun adı panik ataktır.. Ölmekten beterdir..
Ordu'da yaşamak panik ataktan beter hale geldi..
Sanayi yok, ağırından vazgeçtik hafifi de yok,Tarım sadece Fındığa dayalı, O da yok edilmek üzere, Hayvancılık ise Birkaç büyükbaşın kulağına etiket çakan ve görevimizi yapıyoruz diye övünen memurlardan ibaret, Fabrika diye adlandırdığımız, Fındık kırma değirmenleri ve 2 Ya da 3 tane fındık entegre tesisi...
Sadece işçi-memur maaşları ile yaşamını sürdürmeye çalışan bir kent..
Büyük alışveriş merkezlerinin imha ettiği küçük esnaflar, Mantar gibi bitivermiş önce biz müteahhit olduk diye önce sevinen sonra da iflas ettiğini farkeden şaşkın KÖYDES müteahhitleri, kahve köşelerinde oturan,Çay içecek parası bile olmayan üniversite bitirmiş,dil bilen iş arayan pırıl pırıl gençler.
İflas etmemek için, birbirinin kuyusunu kazan, En candan arkadaşının işini elinden almak için olmadık fırıldaklar çevirmek zorunda kalan, gencecik mimarlar, mühendisler..
Bu küçücük güzel kentin yıllardır Havaalanı, dereyolu ve Üniversite üçlemesi ile aldatılmışlığı, Kandırılmışlığı ..
Nasıl bunalmayalım ?..
Nasıl rahat nefes alalım ?.
Bu güzel ve akıllı insanların kenti seçim zamanı geldiğinde oylarını hep mantıklı kullanmış..
Hep kendi yararına olduğuna inandığı gibi kullanmış..
2002 yılından itibaren başlıyan AK parti fırtınasında geri kalmamış, gerekli desteği vermiş, gerçi Geçmiş yıllarda Anavatan partisine verdiği desteği de vermemiş . .
Meclise az da muhalif milletvekili yollamayı başarmış.. 2004 mahalli seçimlerde..
Ordu belediye başkanını Meclise giremeyen (DSP) partiden seçmiş.
İl genel meclisine Birkaç tane de olsa muhalif il genel meclis üyesi sokabilmiş.
Hatta bunlardan bir tanesi de bayandır..
Yanılmıyorsam eğer İkizce ilçemizin il genel meclisi üyesi bir hanımefendidir.
Bu güzel kentin fakir ama onurlu insanları..Seçmeyi bilmiş.
Yine seçmesini bilecek bunu biliyorum..
Ama yine de düşündükçe göğsüm daralıyor.
Hani bazıları bize kızdı ya.......
Fındık mitinginde şöyle yaptınız , böyle yaptınız.. Ama oy kullanırken neden farklı yaptınız diye..
Sahi!! neden öyle yaptık ?.
Öyle gerektiği için.. Cevap bu.. Tartışmaya gerek yok..
Neyse.. O günler artık geride kaldı..
29 martta yeni temsilcilerimizi seçeceğiz.. seçmesini biliyoruz.. Bazen bizi dolduruşa getiriyorlar, Ama.bu kez gelmeyeceğiz.
Çocuklarımız Ülkemizin değişik bölgelerinde hatta yurtdışında üniversitelerde okuyor..
Gelirimiz yetmese de , Aç geziyoruz ama onları okutuyoruz..
Daha çok gazete okuyoruz..
Bazılarımız internetten faydalanıyor..
Dışarılarda değilse de evimizde eşimizle, dostumuzla çocuklarımızla güncel olayları tartışabiliyoruz..
Biz Ordu'luyuz iyi ve kötüyü ayırt edebiliyoruz.. Birbirinden çok farklı olmasına karşın, birkaç etnik ve dinsel grup yıllardır ve yıllardır kardeşce yaşıyoruz bu kentte..
Ordu bir turizm kenti olmalı diyoruz.. Ama bu konuda ciddi girişimlerimiz yok.
Bildiğimiz bir master planımız yok..
Hatta turizmde yıldız olmasını umduğumuz, Dünyalar güzeli, Perşembe ilçemizde, Mevcut ilk yıldızlı otellerimizden biri olan Otel Vona'yı İstihdam kaygısı nedeniyle hastane yapmaya çalışıyoruz.. .!!
Ordu'yu Bir turizm markası yapamadık. Marka deyince ; Bir ara O2 hastalığı sardı Ordu'yu..
Düşünmekten aciz değildik.Ama ..
Hep yaranma kaygısı yaşayan bu kent, hemen atladı bu işe.. Sorgulamadan, yargılamadan atladı..
O kadar ki, Vali Sait Vakkas Gözlügöl'ü doldurup, Ordu valisine, İngiliz Arsenal futbol takımının sponsoru olduğu O2 iletişim firmasının reklamını bile yaptırdık ..
Ordu il Kültür müdürlüğü , Ordu belediyesinin altındaki mor -beyaz renkler taşıyan koca bir mağazada.. Düşük kaliteli Kömür kokusu altında hala O2 reklamı yapmaya çalışıyor..
Giden genç Valiye . Ballandıra ballandıra ısıtılmış fındığı ve makinelerini anlattılar.. O'da nedir ? ne değildir? diye sormadan Fındık ısıtma makinelerini soktu hayatımıza.
Tecrübesiz ve stratejist olarak tanıttığımız Sn. Valiye bazı Fiskobirlik destekli Fındık Zengini tüccarlarımızla bazı ''Bu işten avanta kaparız'' Beklentisi içindeki İşadamlarımız ; ''İnanmadıkları halde '' Fındık ısıtma makinelerini imal ettiler, ettirdiler ve Ordu Valiliğine Bedava verdiler...
Engelli vatandaşlarımıza iş sloganıyla verdiler.. Hayır, hasanat yapıyormuş gibi yaparak verdiler.
Ağzımızda bayat bisküvi gibi ezilen, nemden yenmeyen ısıtılmış fındık eskilerini satmaya kalktılar..
Oysa biz fındığı Fırınlarda kavururuz..
Sapsarı yaparız altın gibi.
Ağzımızda kalıcı bir tat bırakır..
Kütür , kütür yeriz.
Yerken çürük dişlerimizi keşfederiz..
Ama devlet (Vali) destekliyor ya..
Devlet herşeyin doğrusunu bilir dedik.. Ve fabrikalarda kavrulmuş fındığı direkt yiyeceğimize birde ısıtarak yemeye kalktık..
Hani ısıtılan Fındık mis gibi kokacaktı, makinelerin önünde millet kuyruk olacaktı ya. Olmadı..
Bu işten zarar gören bütün hemşehrilerimize geçmiş olsun ...
O altın renkli fındığı, Tabanı kalın çay bardaklarıyla birahanelerde , Kahvelerde, Bir bardağı 1 liraya elimize döken, gündüzleri PTT'de posta müvezilliği yapan, Akşamları da fındık satan Baba ,Oğul , Şu anda hayatta olmayan ,o rahmetliklerin Adlarını Şu anda hatırlayamadığım için utanç duyuyorum.
Seyit Torun ve Belediye
Ordu Belediyesi 5 yıldır Sn. Seyit Torun ve ekibi tarafından yönetiliyor..
Yapılan işlerden Takdir edilenler de var, beğenilmeyenlerde de..
Ama şunu açıkça ifade etmek gerekiyor. Türkiyenin her yerini bir kanser gibi saran adını TV lerden ilk kez duyduğumuz Büyük, Küçük belediyelerde gündeme gelen, İhale yolsuzlukları.. Rant getiren imar uygulamaları ile ilgili şikayetler , Bu kentte , Bu asil kentte Hiçbir zaman gündeme gelmedi..
Ve de getirilmedi..
Bu konuda AK partili ve MHP'li meclis gruplarının da hakkını teslim etmek gerek.. Onlar yeri geldiğinde, Belediye başkanını ve yönetimini acımasızca eleştirdiler ama Terbiye sınırlarının dışına çıkmadan. İftira etmeden.....
29 martta seçim var..
Adayların hepsi bizim evladımız. Hepsi kaliteli. Hepsi eğitimli.
2004 yılında, Binbir güçlükle , Ama hakederek.. (O günün Koşullarını unutmayalım) seçtiğimiz Bu güleryüzlü,karizmatik belediye başkanı ve ekibi , bizim paramızı , Ordu'nun ve Ordu'lunun parasını çarçur etmedi.. Rantiyecilere dağıtmadı..
Gerçek sosyal demokratlar Ya da demokratik solcular..
Eğer Atatürk devrimleri bozulmadan, deforme olmadan gelecek nesillere teslim edilecekse Eğer Dini,siyasete alet eden zındıklardan kurtulmak isteniyorsa , Kişisel Kızgınlıklar, unutulmalı...
Kazanacak bir takım yaratmalı ve Bu Takım desteklenmelidir.
Bazılarının dolduruşuna gelip '' Benim partim , senin partini döver'' mantığından vazgeçilmelidir.
''Seni eve ben aldım.Yoksa dışarıda kalacaktın''..Denilmemelidir.
Bölünerek azalan ve küçülen sol mantığından uzaklaşılmalı.
Halk lider istiyorsa onların isteğine cevap verecek yeni liderler bulunmalıdır..
Eski liderleri de, yerden yere vurmadan, onöre ederek.Onlara tapmadan.
Tıpkı rahmetlik İsmet İnönü gibi, rahmetlik Bülent Ecevit, gibi, Rahmetlik Erdal İnönü gibi..
Gönüllerin ve siyasi şeref kürsüsünün en üst basamağına yerleştirilmelidir.
Bir zamanlar maratonda beraber koşulan takım arkadaşlarına, eğer kazanma şansı varsa..Engel olmamalı..
Tam tersine onun önünü kesmeye çalışan rakiplerine çelme takılmalıdır..
Bazı Hemşehrilerimiz söyleniyor , hayıflanıyor... Diyorlar ki.. ''Bu adam Hep gülümsüyor..Başka bir şey yapmıyor.. Hani otorite? , Hani vefa?.. Hep taviz veriyor.. yumruğunu masaya vurmuyor... sadece gülümsemek yetmez''
Peki siz olsaydınız ne yapardınız??. Donkişotluk yapıp.. Bu güzel kentin insanlarını yatırımlardan mahrum mu ederdiniz?..
Yoksa, ne kadar zor olursa olsun , İktidarla ters düşmeden, Kentinizin ihtiyaçlarını yerine getirmeye mi çalışırdınız.?.
Bir de aristokrat ve entel geçinen dostlarımıza çağrı..
Neden , kapalı mekanlarda şarap ya da viski içerken dile getirdiğiniz söylemlerinizi, Belediye başkanını size uygun bir ortama davet edip de , Derdinizi anlatmıyorsunuz..?
Yoksa ,Onun gözlerine bakmaya cesaret mi edemiyorsunuz..?