BÜLENT BAŞARAN: SİYASET ve SAHADAKİ MÜCADELE

(…Partiler yada onların siyasi aktörleri, yukarıda saydığım işlevlerini ve kendilerine düşen görevi yetersiz buluyorlar. Onlar süreci komple sahiplenmek, sivil halk hareketini yürüten yapıları (dernek, platform, sendika) gölgede bırakarak tüm dikkati ken

SİYASET ve SAHADAKİ MÜCADELE

Siyaset, sahada yürütülen mücadeleye omuz verir, onu güçlendirir, çeşitlendirir ve partilerin kitlesel ve hukuksal avantajlarını kullanarak yaygınlaştırır. Sahadaki taleplerin kitlelere, ulusal/uluslararası kamuoyuna ve meclis kürsüsüne yada komisyonlarına kadar ulaşmasını sağlar. Bu anlamda sahada mücadele yürüten dernek ve sendikalar ile siyaset arasında karşılıklı bir etkileşim vardır. Sivil toplum yapıları siyasi aktörlere, siyaset yapmaları ve asli görevi olan toplum sorunlarını çözmeleri için bir alan açar. Aslında en doğru siyaset, bu alanda yapılan siyasettir. Böylece sivil halk örgütlenmeleri güçlenip meşruiyet zeminini genişletirken, siyasetçiler de halkla birebir temas etme ve o konudaki parti politikalarını halka açıklama fırsatı bulmuş olurlar.

Ama ne yazık ki Türkiye'de bu etkileşim, bu doğrulukta ilerlemiyor ve beklenen faydayı sağlamıyor. Hatta bazen fayda yerine mücadeleye zarar verecek bir noktaya doğru evriliyor. Ülkemizdeki siyasi partilerin ve hatta aynı partinin siyasetçilerinin, sahada sivil örgütlenmeler tarafından yürütülen mücadelelere destek olmaktan öte hakim olmak istediği bir süreç yaşıyoruz. Partiler yada onların siyasi aktörleri, yukarıda saydığım işlevlerini ve kendilerine düşen görevi yetersiz buluyorlar. Onlar süreci komple sahiplenmek, sivil halk hareketini yürüten yapıları (dernek, platform, sendika) gölgede bırakarak tüm dikkati kendilerine çekmek istiyorlar.

Doğrudur... Bir mücadeleye omuz veren bir partinin yada siyasi aktörün görünür olma çabasına saygı duyulmalıdır. Ama bunun bir ölçüsü olmalıdır. Siyasetçiler veya partiler, yürütülen mücadelenin gerçek sahiplerini gölgede bırakan bir tutum sergileyince, bu mücadele artık sivil bir halk hareketi olmak çıkıp, bir partinin yada onun birbirine rakip aktörlerinin koordine ettiği bir siyasi propaganda çalışmasına dönüşüyor. Bu da, o sivil hareketin içinde olan farklı siyasal kimliklere ve düşüncelere sahip kişilerin tepkisine neden oluyor. Bu kişiler hem aynı siyasi düşüncede olmadıkları kişilerin/partilerin siyasi şovuna payanda olmak istemiyorlar, hem de artık bu hareketin amacının dışında bir noktaya savrulduğunu düşünüyorlar.

Yaşanan bu süreç ise zaman içinde mücadelenin yara almasına, belli bir amaç için bir araya gelen kitlenin siyasi saiklerle dağılmasına ve başlangıçta çok güçlü bir mücadele örgütlemiş sivil yapıların küçülerek, marjinal addedilmesine neden oluyor. Hemen hemen tüm toplumsal olaylara/sorunlara ilişkin sahada yürütülen mücadelelerde bu süreci öyle yada böyle yaşıyoruz.

Siyasetçiler ve partiler, "biz bu mücadelesinde halkımızın yanındayız, herkesi bu mücadeleyi büyütmeye davet ediyoruz" demek yerine, "bu mücadele bizim mücadelemiz, bunun için şunu yaptık, bunu yaptık, ben şöyle dedim, ben böyle yaptım, onlar yoktu biz vardık" gibi, iğreti edici popülist bir söyleme başvuruyorlar. Bunu yaparak aslında kendi ayaklarına sıktıklarının farkında değiller. Kendi siyaset yapma alanlarını daraltıyor ve yok ediyorlar. Böylece yerel sorunlardan ve kendisini seçen kitleden uzak, Ankara'dan genele seslenen, sürekli genel merkezlerde koltuk kovalayan "tipik" bir siyasetçi haline geliyorlar. Partiler; sendikalara, derneklere, odalara ve platformlara destek olmak yerine, onlara sahip olmaya, hükmetmeye ve üzerlerine gölgesini düşürmeye devam ederlerse, sivil yerel halk muhalefetini komple yok edeceklerini bilmelidirler.

Parti tabanına ve örgütüne mücadeleye katılma çağrısı bile yapmadan, partinin yerel güçlerini olabildiğince bu mücadeleye kanalize etmeden sadece kendisi katılarak "biz buradayız" demek, popülist bir ajitasyondan başka bir anlam ifade etmiyor. Bazen öyle anlar yaşanıyor ki, alanda bulunan milletvekilleri kendisine oy veren on kişiden sadece birini bile alana getirse, binlerce insanla alanları doldurma şansımız bulunuyor. Ama ne yazık ki, "ben buradayım, yeter" anlayışı bunu sağlamaya yetmiyor.

Yerelde değişik sorunlar etrafında çeşitli sivil yapılar ile mücadele yürütenlerden biri olarak, siyasetçilerimizin ve siyasi partilerin yanımızda olmasını değerli buluyorum. Onların desteklerinin bize güç, meşruiyet ve moral kazandırdığını inkar edemem. Lakin yazı boyunca anlatmaya çalıştığım konulara dikkat etmelerini rica ediyorum. Eğer bu konuda bu derecede "popülist" davranmaktan vazgeçmezler ise mücadeleye faydadan çok zarar vereceklerini bilmeleri gerekir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel-siyaset Haberleri