BÜLENT BAŞARAN: RAKAMLARIN DİLİ İLE KONUŞALIM!!!
Türkiye en son 2023 yılının 14 Mayıs 2023 tarihinde bir seçim yaptı. Bilindiği üzere birinci turda cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %50+1 yeterliliğini adaylar sağlayamadığı için 28 Mayıs 2023’te ikinci tur seçimler yapıldı ve Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı seçildi. Ve Türkiye en geç iki yıl içinde bu seçimlerin bir yenisini daha yapacak. Arada bir yerel seçim süreci yaşansa da bu seçimlerde genel seçimler dışında dinamikler etkili olduğu için, yerel seçim sonuçlarının olası genel seçim sonuçlarına ilişkin net bir ipucu vermeyeceği kanaatindeyim. Benim kanaatimden bağımsız olarak gelin şu seçim sonuçlarının rakamlarını analiz edelim.
2023 seçimlerinde Türkiye’de yaklaşık 64,2 milyon seçmen vardı. Bunların yaklaşık 55,8 milyonu sandığa gitti. Yani % 86 civarında bir katılım sağlandı.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin II. Turunda Erdoğan 27,8 milyon, Kılıçdaroğlu ise 25,5 milyon oy aldı.
Oyların partilere göre dağılımına bakıldığında ise;
Cumhur İttifakı (AKP+MHP+BBP+YRP) toplam 24,7 milyon
Millet İttifakı CHP(SAADET+DEMOKRAT+DEVA+GELECEK) + İYİ PARTİ toplam 19,1 milyon oy aldı
Sadece AKP ile CHP’yi kıyasladığımızda ise AKP 19,4 milyon, CHP 13,8 milyon oy aldılar.
Önümüzdeki seçimlerde ise Türkiye’deki seçmen sayısının 71,6 milyon olması ve seçime katılım aynı oranda olursa yaklaşık 61,5 milyon seçmenin oy kullanması bekleniyor. Yani herhangi bir cumhurbaşkanı adayının seçim kazanabilmesi için yaklaşık 31 milyon civarında bir oy alması gerekiyor.
Bildiğimiz üzere cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 25,5 milyon oy alan “altılı masa” dağıldı. Dahası CHP de, CHP ve YENİ PARTİ olarak bölündü.
Bu arada cumhurbaşkanlığı seçiminde firesiz bir şekilde CHP adayını destekleyen DEM partinin de yaklaşık 4,8 milyon oyunun da bu toplamın içinde olduğunu varsayarsak, aslında “altılı masanın” yaklaşık 20,7 milyon oy aldığını görürüz. Bu oyun da yaklaşık 5,3 milyonu İYİ PARTİ’nin oyu idi.
Şunu söyleyebiliriz ki bugün CHP ya da YENİ PARTİ tek başına cumhurbaşkanı adayı gösterse yaklaşık 15,4 milyon oyu var. Bu oyun en az 1,4 milyonluk kısmının da altılı masanın diğer partilerinin olduğunu sayarsak CHP (YENİ PARTİ)’nin yaklaşık 14 milyon oyu var. Bu da yaklaşık % 25 oya tekabül ediyor.
CHP-YENİ PARTİ bölünmesinden hadi en iyimser tahminle %10’unun CHP’de kaldığını, % 90’ının YENİ PARTİ’ye gittiğini düşünsek, bu defa YENİ PARTİ’nin oyu yaklaşık 12,6 milyona düşüyor.
Cumhurbaşkanı seçebilmek için ise yeni katılacak seçmeni de eklersek 31 milyon civarında oy alması gerekiyor. Yani YENİ PARTİ’nin şu an aldığı 12,6 milyon oyun üzerine 18 milyonun üzerinde bir oy daha eklemesi gerekiyor.
Tablo bu kadar açık ortadayken, altılı masa fiilen dağılmış ve YENİ PARTİ'ye mesafeli bir tutum sergiliyorken, DEM’in “barış ve yeni anayasa süreci” nedeniyle nasıl bir yol izleyeceği bir muamma olarak ortada duruyorken, İYİ Parti’nin tabanının geçişken tutumu barizken bu artı 18 milyon oy nereden alınacak?
YENİ PARTİ’li arkadaşlarımızın, CHP’nin tepe yönetimi ve kalan milletvekilleriyle olan çatışmalarına anlam verebilirim. Onlara hakaret ediliyor, düşmanlaştırılıyor vs bunu anlarım. Ama artı 18 milyon oya ihtiyacı olan bir siyasi hareketin, daha düne kadar aynı parti içinde beraber seçime hazırlandıkları ve mücadele ettikleri tabanda bulunan yol arkadaşlarına aynı hakaretleri yağdırmasını yanlış ve mantık dışı buluyorum.
Eğer siz olası bir seçimde CHP tabanında yer alan en eski dostlarınızdan bile oy almayı planlamıyorsanız, bu 18 milyon oyu nereden alacaksınız? Bu bence siyasi bir cahillikten ve futbol fanatizmi benzeri bir akıldışılıktan ibaret…
Yarın YENİ PARTİ bir cumhurbaşkanı adayı çıkardığında, o adaya oy istemek için gideceği ilk kapı CHP tabanı olacaktır. Eğer siz, tepede var olan bu karşılıklı kutuplaşmayı ve nefret söylemini mahallenizdeki, köyünüzdeki veya aynı apartmanda oturduğunuz eski yoldaşlarınıza kadar indirirseniz, bu tutumunuzun kazananı AKP olacaktır. Cumhurbaşkanlığı seçiminde başka bir dinamik çalışacaktır. Tepedekilere ilişkin öfke ayrı bir konudur. Ama yarın cumhurbaşkanı adayınıza destek isteyeceğiniz kişilerle hukukunuzu bu şekilde yıpratmanızı yanlış buluyorum.
Demokrasi, hukuk, barış ve emek mücadelesinde her bir insanın desteği ve varlığı bu kadar kıymetli iken, kimsenin hovarda bir tutumla insanları düşmanlaştırmaya ve hakaret etmeye hakkı olmadığını düşünüyorum. Sevgilerimle...