Bülent BAŞARAN: PİS BIYIĞIN ARDINDAKİ TEHLİKE

Atatürkçülük diye tanımlayamayacağım bu post-Kemalizm'in en büyük yedeğini ise Aleviler oluşturmaktaydı. Kendisine büsbütün düşman olan Siyasal İslamcılar karşısında Aleviler kendilerini bu Kemalist blokta tanımlama zorunluluğu hissettiler. Rejim işte şim

PİS BIYIĞIN ARDINDAKİ TEHLİKE

Bülent BAŞARAN

Özgür Özel'in yaptığı bu tanımlamaya en çok uyan insanlardan biriyim. "Pis bıyıklı" tabirini daha önce hep karşı köyün insanlarından duyardım. Açıkçası aldırış etmezdim.

Üniversitede, sokakta ve öğretmenlik hayatımda bu tabir bazen direkt olarak yüzüme söylendi, bazen de dolaylı olarak ima edildi. Açıkçası Özgür Özel'in bir art niyeti var mı bilmiyorum. Peşin bir hüküm yürütüp günahını almak istemem. Lakin bu tarz boş, gereksiz ve kontrolsüz konuştuğu zamanlara siyasi hayatı boyunca sıklıkla şahit oldum. En azından şunu diyebilirim; iktidara namzet olduğunu iddia eden bir siyasi figürün daha kontrollü olması ve lafının nerelere çekilebileceğini düşünmesi gerekir.

Dudağın üstünde çıkan bir kıl yumağına bunca anlam yüklenmesi elbette garip bir durum olarak görülebilir. Fakat şunu da gözden kaçırmamak gerekir ki insanlar; mensubu oldukları inançlara, kültürlere ve ideolojilere aidiyetlerini bazı sembolleri, imgeleri ve işaretleri kullanarak göstermek isterler. Bu bir takım taraftarının, o takımın formasını giymesi gibi bir şeydir. Hangi taraftan olduğunu ifade etmenin kestirme bir yoludur. Basit görünen bu bıyık ayrıntısının, 1990'lı yıllarda Gazi Üniversitesi gibi bir ortamda bana ne büyük acılar yaşattığını anlatsam emin olun içiniz sızlar.

Arkadaşlar sanılıyor ki, sistem sadece CHP'yi parçalıyor ve dağıtıyor. Olay ne yazık ki bu kadar basit değil! Keşke sadece derdi CHP olsaydı. Gider başka parti kurar, bu derdi başınızdan savuştururdunuz. Sistem toplumun fay hatlarını belirginleştirip, bu fay hatları üzerinden toplumsal dokuyu lime lime ediyor. Ve ne yazık ki, CHP içindeki bir grup da işte bu yersiz "pis bıyıklı" tanımlamasında olduğu gibi buna tuz biber oluyor. Gerek yok böyle şeylere, birazcık siyasi birikimi olan insan bu tarz bir laf etmez. Niyeti iyi de olsa, komik duruma düşer. Bu lafı edip, bir gün sonra Türkiye'nin en "pis bıyıklı" adamlarından biri olan Erkan Baş ile aynı karede yer alınca insanlar bununla dalga geçer.

Peki neden önemli bu konu? Az önce belirttiğim gibi sistem toplumu her ayrışma noktasından lime lime etmek istiyor. Böylece asıl sorunların etrafında insanların ortaklaşa bir mücadele yürütmesinin önünü kesmeye çalışıyor. Kürt-Türk, laik-antilaik, doğulu-batılı, seküler-muhafazakar, Alevi-Sünni tüm bu fay hatları yıllar içinde belirginleştirildi.

90'lı yıllarda Kürtlerle ve başı kapalı kadınlarla uğraşan sistem, şimdi o dönem el ele bu iki zümreye kan kusturdukları milliyetçi-Kemalistleri yeni düşmanı olarak belirledi. Sıra onları bir hizaya çekmeye ve terbiye etmeye geldi. Bu AKP'nin politik bir tercihi değil sadece... Bu oluşturulmak istenen yeni dünyanın ve buna paralel yeni Türkiye'nin temel parametresidir.

12 Eylül darbesi ve sonrasındaki süreçte, temel değerlerinden koparılan, yozlaştırılan, saldırganlaştırılan ve kendini beğenmiş elitist bir topluluk haline gelen Kemalistler şimdi sistemin temel hedefi haline geldi. Katı bir Türklük vurgusu ve milliyetçilik dışında, altı okun dört tanesini büyük ölçüde kırıp atan 12 Eylül sonrası Kemalist düşünce şimdi kendisini büsbütün piyasacı ve sağ bir çizgide ittifak arayışlarıyla iktidar yapmaya çalışıyor. Faşizan bir yapı tarafından kaleme alınmış 12 Eylül anayasasını canhıraş savunmanın altında yatan temel dinamik, şu anki post-Kemalist düşüncenin elde ettiği bu sonsuz konfor alanını 12 Eylül'e borçlu olmasıdır. Çünkü 12 Eylül, toplumdaki sol, sosyalist ve ülkücü hareketleri yerle bir ederek, Türkiye'yi post-Kemalistlere ve siyasal İslamcılara paylaştırdı.

Yıllarca bu toplumun acı çeken, eziyet gören ve faili meçhul adı altında kaybolan insanları sistemin değirmeninde öğütülürken, bu iki grup yani post-Kemalistler ve siyasal İslamcılar, sessizce kıyıdan olanları izliyor ve kendi konfor alanlarını tahkim etmeye çalışıyorlardı. Tam da Türk-İslam sentezci sisteme cuk oturan bu ikili yapı; rejimi, çeşitli gerilim noktalarında çatışsalar da gayet güzel yürütüyorlardı. Şimdi bu iki egemen gruptan biri diskalifiye edilmeye ve çoklu bir yapı oluşturulmaya çalışılıyor.

Atatürkçülük diye tanımlayamayacağım bu post-Kemalizm'in en büyük yedeğini ise Aleviler oluşturmaktaydı. Kendisine büsbütün düşman olan Siyasal İslamcılar karşısında Aleviler kendilerini bu Kemalist blokta tanımlama zorunluluğu hissettiler. Rejim işte şimdi bu bağı koparma peşinde hamleler yapıyor. Yıllar içinde birbiri ardına cemevleri açılıyor. İktidar ve onun yerel yönetimler ayağı canla başla Alevilere cemevi yapmak için uğraşıyor. İnşaatından tutun da, avizesine, halısına, masa ve sandalyesine kadar alıyor. Bu çabanın altında yatan ana motivasyon ise; 12 Eylül sonrası çalkantılı ve gelgitli bir bağı olan post-Kemalizm ile Alevilerin arasında bir uçurum oluşturmak ve onları ayırmak.

CHP'ye karşı yapılan hukuk dışı uygulamaları bu bağlamdan bağımsız görmek bence saf dillilik olur. Kılıçdaroğlu'nun Aleviliği ise sürecin daha hızlı ilerlemesine neden oluyor. Bugün gelinen noktada "hain Kemal, düşkün Kemal, Ermeni Kemal" diye nefret içeren söylemlerle saldırılan Kemal Kılıçdaroğlu'nun, 2023 seçimlerinden önce Aleviler için ifade ettiği anlamı yok sayarak, bu nefret söylemlerini kamçılamanın nasıl bir duygusal kopuşa neden olacağı görülmüyor. Burada entelektüel tartışmaları bir kenara bırakarak, 2023 seçimi öncesi şu lafların Kılıçdaroğlu'na söylendiğini varsayın ve sıradan bir Alevi'nin tepkisini hayal edin. Cumhuriyet tarihi boyunca bir Vali bile çıkaramamış bir halk kendinden bir Cumhurbaşkanı çıkarma hayalindeydi. Bu gerçeği yadsıyamayız.

Sistemin asıl amacı Alevileri bölmek ve Aleviler ile post-Kemalist ideoloji arasında bir mesafe oluşturmaktır. Böylece Kürtlerden, İslamcılardan, Kemalistlerden ve Alevilerden oluşan çoklu bir toplum tipi öngörülmektedir. Yeni anayasa da bu çoklu kimlikler ekseninde hazırlanacaktır. Aslında bugün buna tek ve en şiddetli muhalefeti gösteren de yalnızca post-Kemalistler olarak görünüyor. Bugün olayların çok sıcak olması nedeniyle tüm bu yazdıklarıma çok büyük tepkiler geleceğini biliyorum ama ben de kendimce tarihe not düşüyorum. Bu olayların sonucunda çoklu bir toplum yapısı hedeflenmektedir. Tam da bu noktada, hükümet bu ayrışmayı kaşıyorken, Özgür Özel'in "pis bıyıklı" çıkışı ve sosyal medyadaki "Ermeni Kemal, düşkün Kemal" söylemleri ancak hükümetin işine yarıyor. Sistemin bu kurgusunu salt Kılıçdaroğlu düşmanlığı üzerinden okuyup sürdürürseniz, tuzağa düşersiniz. Tam da hükümetin istediği şey olur. Çünkü onlar bu hamleyi yaparken, bu tür tepkilerin olacağını biliyorlardı.

Mesele CHP falan değildir. Seçim demokrasisi falan da değildir. Türkiye'de sanki şu ana kadar seçim vardı, adildi de şimdi mi halkın seçim hakkı tehlikeye girdi. Türkiye'de hiç bir zaman halka ait bir seçim olmadı. Birileri, birbirinin benzeri ve hatta aynısı seçenekleri halkın önüne koydu, halk da ben bir şey yapıyorum sanarak oy verip, onların siyasi dalaverelerini izledi. ANAP yıkıldı, DYP geldi. Seçim mi yapmış olduk! O yıkıldı REFAH geldi. Seçim mi yapmış olduk! Sanki bugüne kadar Türkiye'yi gerçekten değiştirecek seçimler yapmışız gibi!!! Mesele Türkiye halklarının lime lime edilmesidir. Özellikle Aleviler üzerinde yürütülen politikayı gözlemlemeden, CHP'ye yapılanı anlamak bence yanlış bir sonuca götürecektir. Bu nedenle Özgür Özel ve ekibinin çok daha dikkatli ve yapıcı bir dil kullanması gerektiğini düşünüyorum. Yoksa kazanan hükümet olacaktır.

Ve tekrar söylüyorum. Bana yüz bin kere mezhepçi de dense tekrar söylüyorum. Bu ülkede iyi yada kötü sosyal demokrat, sol, sosyalist bir muhalif damar varsa bunun altyapısı büyük ölçüde Alevilere aittir. Aleviler ile CHP arasındaki bağ koparılırsa, CHP'nin oyu en fazla %15'dir. Bunu görmek için YSK'nın sitesine girin, CHP'nin tulum çıkardığı köy ve sandıkları inceleyin. Oralarda kimler yaşıyor bakın. Ne yazık ki şu anki CHP iki damardan besleniyor; biri sayıca azınlık olan Kadıköy elitleri, diğeri ise sayıca ana kitleyi oluşturan Aleviler...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel-siyaset Haberleri