ALEVİ TOPLUMUNUN ENFEKTE OLAN NOKTALARI
Bülent BAŞARAN
Aleviler belli noktalardan çok tehlikeli virüsler kaptı. Bu virüsler Alevi topluluğu bünyesinde hızlı bir şekilde yayılarak toplumu ölümcül biçimde enfekte ediyor. Eğer bu virüslere karşı önlem almazsak, çok uzak değil, bir kaç yıl içinde bambaşka şeyleri konuşur hale geleceğiz.
Alevi toplumunun tehlikeli biçimde enfekte olan noktalarını şu dört ana başlıkta toplayabiliriz.
- Cemevleri
- Alevi Örgütleri
- Örgüt Yöneticileri
- Etnik tektipleştirme
Bu konuların her birini ayrı bir başlıkta ve ayrı günlerde ele alarak yazacağım.
1. CEMEVLERİ
Camilerin özellikle 12 Eylül darbesi sonrası dönemdeki artış hızını aşan bir biçimde cemevi sayısı artıyor. Artık cemevi yapımı toplumun ihtiyacını karşılamak amacından çıkarak başka bir noktaya evrildi. Salt cemevi yapmış olmak için yapılıyor.
Cemevleri tıpkı camiler gibi şatafatları ve pahalı donatıları ile birbiriyle yarışıyor. Herkes kendi cemevlerinin bilmem neredeki cemevinden daha görkemli olmasıyla övünüyor. Bu yaklaşım Aleviliğin özüne taban tabana aykırı bir durumdur. Camilerinin şatafatı ile övünen yalnız ve ancak Emevi zihniyetinde olanlardır. Bu Aleviliğin kendi çizgisinden saparak, bambaşka bir noktaya doğru evrildiğinin en açık göstergelerinden biridir.
Az biraz Alevi tarihini, inancını ve felsefesini bilen ne demek istediğimi anlayacaktır. Osmanlının kontrolüne girerek ehlileştirilmiş Bektaşi/Mevlevi tekkeleri ile Alevi cemlerinin birbirine karıştırıldığı görülüyor. Kah bilgisizlikten, kah art niyetle Aleviliği tıpkı Nakşi tarikatları gibi tekkeleşmeye ve tekkelere kapatarak kontrol altında tutmaya yarayacak bu yaklaşımdan vazgeçilmelidir. Hiç bir Alevi ocak sahibinin tekkesi olmamıştır. Yapılan cemevleri birer tekkeye dönüştürülmeye başladı.
Bu artışın AKP iktidarı döneminde olması ve cemevi yapımının özellikle iktidar yerel yönetimlerince desteklenmesi hayli ilginç bir tablonun oluşmasına neden oluyor. Cemevlerini ibadet yeri olarak tanımayan AKP, cemevi yapımını teşvik ediyor, yerel yönetimlerce cemevlerinin yapımına ve donatılmasına hem öncülük ediyor hem de bunları finanse ediyor.
Hukuki hiç bir tanımı olmayan ve gelecekte mülkiyetinin kime geçeceği belli olmayan bu pahalı mülklerin sayısının artırılmasının; siyasal, inançsal ve sosyal olarak tam karşısında yer alan bir iktidar tarafından teşvik edilmesi bence bir tehlike işaretidir. İster istemez akla şu soru geliyor; "İnatla ve ısrarla cemevleri ibadethane değildir diyen bir siyasal iktidar, neden bu kadar canhıraş cemevi yaptırıyor? Neden hukuki bir niteliği olmayan bu yapıların inşasına izin veriyor?" Daha can alıcı bir soru; "Yarın bu cemevleri kimin olacak? Mülkiyeti ve idaresi kime teslim edilecek? Tüm bu belirsizliğe rağmen neden sürekli sayısı artırılıyor?"
Alevilik rızalık yoludur. Toplumsal bir ahlak, dayanışma ve denetim silsilesi vardır. Temeli birlik duygusuna dayanır. Bu birlik, hem metafizik anlamda "varlığın birliği" olgusuna denk gelir, hem de dayanışma anlamında toplumun birliği anlamını taşır. Sayısı bence kontrolsüz çoğalan cemevleri, bu ikinci birliğin dağılmasına yol açacaktır. Nitekim artık giderek görgü ve düşkünlük gibi temel inançsal öğeler, dede ve cemevi seçimini değiştirerek işlevsiz hale getirilmiş ve by-pass edilmiştir. Tıpkı belli Sünni cemaatlerin birbirinin camilerine gitmemesi gibi yarın Aleviler arasında da birbirlerinin cemevlerine gitmemesi gibi bir durum yaşanacaktır.
"Cemevleri ibadethanedir" tamam bunu sonuna kadar savunacağız ama anlatmaya çalıştığım tehlikeler üzerine herkesi bir durup düşünmeye davet ediyorum.
Aşk ile... Yol cümleden uludur...