ATATÜRK’ÜN MİRASINI YANLIŞ MI ANLIYORUZ?

Angın, Cumhuriyet’in temel değerlerinin yalnızca törenlerde ve siyasi söylemlerde anılmasının yeterli olmadığını belirterek, “Cumhuriyet’in değerlerini vatandaşın günlük hayatında yaşatmak zorundayız. Atatürk’ü anlamak; adaleti, liyakati, özgürlüğü, üret

ATATÜRK’ÜN MİRASINI YANLIŞ MI ANLIYORUZ?

“Millet için devlet, devlet için hukuk”

DEVA Partisi Ordu İl Başkanı Ayhan Angın, Cumhuriyet’in temel değerlerinin yalnızca törenlerde ve siyasi söylemlerde anılmasının yeterli olmadığını belirterek, “Cumhuriyet’in değerlerini vatandaşın günlük hayatında yaşatmak zorundayız. Atatürk’ü anlamak; adaleti, liyakati, özgürlüğü, üretimi, bilimi ve millet iradesini yaşatmaktır” dedi.

ORDU – DEVA Partisi Ordu İl Başkanı Ayhan Angın, Atatürk’ün ilke ve inkılaplarının günümüzde nasıl anlaşılması gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’de Atatürk’ün ilke ve inkılaplarının çoğu zaman siyasi tartışmalar içerisinde, semboller üzerinden ele alındığını ifade eden Angın; Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık ilkelerinin yalnızca tarih kitaplarında kalan kavramlar olmadığını söyledi.

Bu ilkelerin devlet ile vatandaş arasındaki ilişkinin temelini oluşturduğunu belirten Angın, şu ifadeleri kullandı:

“Vatandaş bugün ‘Cumhuriyetçilik nedir?’ diye sorduğunda ona yalnızca tarihî bir tanım vermek yetmez. Vatandaş şunu bilmek istiyor: Benim oyumun değeri var mı? Hukuk karşısında eşit miyim? Devlet bana adil davranıyor mu? Çocuğumun geleceğinden emin olabilir miyim? İşe girerken liyakat mi, torpil mi belirleyici olacak?”

Angın, Cumhuriyet’in temel değerlerinin ancak vatandaşın hayatında karşılık bulduğu zaman gerçek anlamına kavuşacağını vurguladı:

“Cumhuriyet’in değerlerini slogan olmaktan çıkarıp vatandaşın hayatında görünür hâle getirmeliyiz. Çünkü Cumhuriyet sadece bir yönetim biçimi değildir; aynı zamanda vatandaşın kendisini devletin gerçek sahibi hissetmesidir.”

CUMHURİYETÇİLİK: DEVLETİN SAHİBİ MİLLETTİR

Cumhuriyetçiliğin bugünkü karşılığının millet iradesi olduğunu belirten Angın, milletvekillerinin Meclis’e kendi adlarına değil, millet adına gittiklerini söyledi.

“Milletvekili, milletin verdiği yetkiyi parti çıkarının, kişisel çıkarların veya dar siyasi hesapların üzerinde tutmak zorundadır. Cumhuriyetçilik, ‘Ben buraya millet adına geldim’ diyebilmektir.”

HALKÇILIK: DEVLET VATANDAŞLARI ARASINDA AYRIM YAPAMAZ

Halkçılığın fırsat eşitliği, sosyal adalet ve adil gelir dağılımı üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Angın, devletin hiçbir vatandaşa siyasi görüşü, ekonomik durumu, inancı, memleketi veya kimliği nedeniyle farklı davranamayacağını ifade etti.

“Bizim anlayışımızda devlet hepimizin devletidir. Yoksula yardım etmek elbette önemlidir. Ancak asıl hedef, vatandaşın yardıma muhtaç hâle gelmesini önleyecek ekonomik ve sosyal düzeni kurmaktır.”

MİLLİYETÇİLİK: BU ÜLKENİN GELECEĞİ HEPİMİZİNDİR

Milliyetçiliğin yalnızca söylemler üzerinden değil; üretim, ekonomik bağımsızlık, gençlerin ülkede kalması ve bölgesel kalkınma üzerinden ele alınması gerektiğini belirten Angın, Türkiye’nin gerçek gücünün vatandaşının üretme kapasitesi olduğunu söyledi.

“Üreten çiftçisini, fındık üreticisini, esnafını, sanayicisini ve gençlerini geleceksiz bırakan bir ekonomi güçlü olamaz.”

Bu anlayışın Ordu’daki karşılığının son derece somut olduğunu dile getiren Angın, şöyle devam etti:

“Fındık üreticisinin emeğinin karşılığını alması, gençlerin iş bulmak için şehirden ayrılmak zorunda kalmaması, esnafın ayakta kalması ve Ordu’nun ekonomik potansiyelinin değerlendirilmesi gerekiyor. Ordu’nun sorunu yalnızca fındığın fiyatı değildir. Asıl sorun; üreticinin geleceği görememesi, gençlerin iş bulamaması ve şehrin ekonomik potansiyelinin yeterince kullanılamamasıdır.”

LAİKLİK: DEVLET HERKESİN DEVLETİDİR

Laikliğin herhangi bir inanca karşı olmak anlamına gelmediğini belirten Angın, bu ilkenin devletin bütün vatandaşlara eşit mesafede durmasını ve inanç özgürlüğünü güvence altına almasını ifade ettiğini söyledi.

“İnanç, siyasetin ayrıştırıcı aracı değil, bireyin vicdan alanıdır. Devletin görevi vatandaşın inancını sorgulamak değil, onun özgürlüğünü güvence altına almaktır.”

DEVLETÇİLİK: KAMU GÜCÜ KAMU YARARI İÇİN KULLANILMALIDIR

Kamu kaynaklarının milletin ortak varlığı olduğunu vurgulayan Angın; şeffaf bütçe, etkin denetim, doğru kaynak kullanımı ve hesap verebilir yönetimin temel şart olduğunu belirtti.

“Devletin gücü vatandaşın üzerinde değil, vatandaşın hizmetinde kullanılmalıdır. Kamu kaynakları belirli kişi veya grupların değil, 86 milyon vatandaşın ortak varlığıdır.”

İNKILAPÇILIK: TÜRKİYE GELECEĞE HAZIRLANMALIDIR

İnkılapçılığın geçmişe takılı kalmak değil, Cumhuriyet’in akıl, bilim ve çağdaşlaşma anlayışını geleceğe taşımak olduğunu söyleyen Angın, şunları kaydetti:

“Bugün inkılapçılık diyorsak bunun karşılığı bilim, teknoloji, kaliteli eğitim, dijital dönüşüm ve gençlere güvenli bir gelecek sunmaktır. Türkiye, geçmişiyle gurur duyarken geleceğe de cesaretle bakabilmelidir.”

“MİLLETVEKİLİ SADECE YEMİN ETMEMELİ, YEMİNİN GEREĞİNİ DE YAŞATMALI”

Türkiye Büyük Millet Meclisine seçilen milletvekillerinin Anayasa’nın 81’inci maddesinde yer alan yemini ederek görevlerine başladığını hatırlatan Angın, bu yeminin devletin bağımsızlığına, millet egemenliğine, Anayasa’ya, hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyet’e ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılığı ifade ettiğini belirtti.

Vatandaşın artık milletvekillerine, “Yemin ettin, peki bunun gereğini vatandaşın hayatında nasıl göstereceksin?” diye sorduğunu dile getiren Angın, şöyle konuştu:

“Milletvekili için yemin, sadece Meclis kürsüsünde söylenen cümlelerden ibaret olamaz. O yeminin karşılığı; hukuka bağlı kalmak, milletin hakkını savunmak, kamu kaynaklarını korumak, liyakati savunmak, şeffaf olmak ve gerektiğinde kendi partisinin yanlışına da itiraz edebilmektir. Milletvekili yalnızca kendisini seçen vatandaşların değil, bütün milletin temsilcisidir.”

DEVA’DAN “VATANDAŞ ODAKLI CUMHURİYET” VURGUSU

DEVA Partisinin siyasi hedefleri yalnızca söylem olarak değil; eylem planları, uygulanabilir politikalar ve ölçülebilir hedeflerle ortaya koymayı amaçladığını belirten Angın, siyasetin gerçek ölçüsünün çözüm üretmek olduğunu söyledi.

“Biz siyaseti yalnızca neye karşı olduğumuzu anlatmak olarak görmüyoruz. Vatandaş bize, ‘Peki ne yapacaksınız?’ diye soruyor. Bizim cevabımız hazır olmalı. Hukukta, ekonomide, eğitimde, tarımda ve yerel yönetimlerde ne yapacağımızı somut biçimde ortaya koymalıyız. Siyasetin gerçek ölçüsü budur.”

Angın, “vatandaş odaklı Cumhuriyet” anlayışını şu başlıklarla özetledi:

  • Cumhuriyetçilik: Katılımcı ve çoğulcu demokrasi
  • Halkçılık: Hak temelli sosyal politikalar
  • Milliyetçilik: Üretim ve güçlü ekonomi
  • Laiklik: Temel hak ve özgürlükler
  • Devletçilik: Şeffaf ve hesap verebilir yönetim
  • İnkılapçılık: Bilim, eğitim, teknoloji ve yenilikçilik
  • Hukuk: Bağımsız ve tarafsız yargı
  • Liyakat: Devlet kadrolarının işin ehline emanet edilmesi

“BİZ DEMEK, YALNIZCA BENİM PARTİM KAZANSIN DEMEK DEĞİLDİR”

Türkiye’nin en önemli ihtiyaçlarından birinin toplumu ortak bir zeminde buluşturacak yeni bir siyasi dil olduğunu belirten Angın, ayrıştırıcı söylemler yerine birleştirici bir anlayışın benimsenmesi gerektiğini söyledi.

“Biz demek, yalnızca benim partim kazansın demek değildir. Biz demek; komşumun, köylümün, esnafımın, çiftçimin, gencimin ve çocuğumun geleceğini kendi geleceğim kadar önemsemektir.”

Gerçek “biz” anlayışının devletin, Meclisin, hukukun ve geleceğin bütün millete ait olduğunu kabul etmekten geçtiğini vurgulayan Angın, şu değerlendirmede bulundu:

“Siyasi partiler değişebilir, iktidarlar değişebilir, milletvekilleri değişebilir. Ancak devletin kuralları, vatandaşın hakları ve Cumhuriyet’in temel değerleri kişilere göre değişmemelidir.”

“ATATÜRK’Ü ANMANIN EN GÜÇLÜ YOLU, CUMHURİYET’İ VATANDAŞIN HAYATINDA YAŞATMAKTIR”

Türkiye’nin ihtiyacının Atatürk’ün ilkelerini siyasi tartışmaların sloganı hâline getirmek olmadığını ifade eden Angın; Cumhuriyet’in adaletle, halkçılığın eşitlikle, milliyetçiliğin ortak gelecekle, laikliğin özgürlükle, devletçiliğin kamu yararıyla, inkılapçılığın ise bilim ve yenilikçilikle buluşturulması gerektiğini söyledi.

“Devlet, vatandaşına hizmet etmek için vardır; vatandaş, devlete hizmet etmek zorunda olduğu için değil.”

Milletvekillerinin Meclise yalnızca bir siyasi partinin temsilcisi olarak değil, milletin verdiği egemenlik yetkisini kullanmak üzere gittiklerini belirten Angın, toplumun yeni siyasi ölçüsünün şu olması gerektiğini ifade etti:

“Bize ne söylediğinize değil, millet için ne yaptığınıza bakacağız.”

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu “biz” anlayışını dört cümlede özetleyen Angın, şu mesajı verdi:

Devlet hepimizindir.
Meclis hepimizindir.
Hukuk hepimizindir.
Gelecek hepimizindir.

Angın, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Atatürk’ü anlamak, sadece onu anmak değildir. Cumhuriyet’i yaşatmak; adaleti, liyakati, özgürlüğü, üretimi, bilimi ve millet iradesini yaşatmaktır. Bizim siyaset anlayışımızın temelinde de bu vardır: Ayrıştıran değil birleştiren, korkutan değil güven veren, günü kurtaran değil geleceği kuran bir Türkiye.”

DEVA Partisinin hukuk, demokrasi, ekonomi, eğitim, sosyal politika ve kamu yönetimine yönelik eylem planlarının bütüncül bir değişim programı sunduğunu belirten Angın, Cumhuriyet’in gerçek gücünün devletin büyüklüğünde değil, vatandaşın devlete duyduğu güvende ortaya çıkacağını ifade etti.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel-siyaset Haberleri