ALTINORDU BELEDİYE MECLİSİ’NDE MECLİS Mİ VAR, YOKSA NOTER Mİ?

Hey gidi belediye meclis üyeleri…Hey Cumhuriyet Halk Partisi’nin Altınordu Belediye Meclisi üyeleri…Siz gerçekten halkın iradesini temsil etmek için mi seçildiniz, yoksa önünüze gelen her dosyaya “kabul” mührü vurmak için mi?Meclis toplantıları art

ALTINORDU BELEDİYE MECLİSİ’NDE MECLİS Mİ VAR, YOKSA NOTER Mİ?

Nevzat Akata

Hey gidi belediye meclis üyeleri…

Hey Cumhuriyet Halk Partisi’nin Altınordu Belediye Meclisi üyeleri…

Siz gerçekten halkın iradesini temsil etmek için mi seçildiniz, yoksa önünüze gelen her dosyaya “kabul” mührü vurmak için mi?

Meclis toplantıları artık neredeyse ezbere izlenen bir tiyatro oyununa dönüştü.

Perde açılıyor…

Fotoğraflar çekiliyor…

Ardından yarım saat, kırk beş dakika süren uzun sunumlar…

Aynı projeler, aynı anlatımlar, aynı cümleler…

Sonra sıra geliyor asıl meseleye.

“Gündem maddeleri…”

Ve her zamanki final…

“Kabul edenler…”

Bir anda salon eller ormanına dönüyor.

El kaldır…

El indir…

Bir sonraki madde…

Bir sonraki yetki…

Bir sonraki onay…

Sormadan…

Tartışmadan…

Hesap istemeden…

Sonra da çıkıp, “Meclis görevini yaptı.” deniliyor.

Gerçekten mi?

Cumhuriyet Halk Partisi yıllardır Ankara’da ne söylüyor?

“Meclis etkisiz bırakıldı.”

“Her şeye tek kişi karar veriyor.”

“Padişahlık düzeni istemiyoruz.”

İyi de kardeşim…

Aynı soruyu Altınordu Belediyesi için sormaya hakkımız yok mu?

Altınordu Belediye Meclisi gerçekten karar mı üretiyor, yoksa önceden hazırlanmış kararları usulen onaylayan bir formalite makamına mı dönüştü?

Demokrasi yalnızca Ankara’da mı lazım?

Muhalefetteyken savunduğunuz ilkeler, iktidara gelince neden unutuluyor?

Şehrin arsaları satılıyor.

Borçların arttığı söyleniyor.

Tasarruf çağrıları yapılıyor.

Ama aynı zamanda milyonlarca liralık yeni harcamalar yapılıyor.

Peki meclis ne yapıyor?

Bir Allah’ın kulu çıkıp da;

“Başkan, bu arsaları daha ne kadar satacağız?”

“Başka çözüm yolları yok mu?”

“Çocuklarımızın geleceğini ipotek altına mı alıyoruz?”

diye sormuyor.

Neden?

Sormaya cesaret mi edilmiyor?

Yoksa sorulması istenmiyor mu?

Bunu kamuoyu merak ediyor.

Bu mecliste esnaf var.

Sanayici var.

İş insanı var.

Kendi dükkânına bir raf alırken üç yerden fiyat soran insanlar…

Belediye milyonlar harcarken neden tek bir soru sormuyor?

Evine bir çivi çakarken hesap yapan insanlar…

Halkın milyonları harcanırken neden susuyor?

Bu sessizlik normal mi?

Yoksa bu sessizliğin bir açıklaması mı var?

Sorulacak yüzlerce soru var.

Vergi ve SGK borçları nasıl ödeniyor?

Taşınmaz takası yapılıyor mu?

Hangi arsalar hangi gerekçelerle elden çıkarılıyor?

Çocuk parklarında neden tuvalet yok?

Neden bebek emzirme odası yok?

Neden bez değiştirme alanı yok?

Milyonlar harcanan köpek toplama ekipmanlarının maliyeti nedir?

Gerçekten ihtiyaç analizleri yapıldı mı?

Köylere gönderilen mobil berber hizmetinin yıllık maliyeti nedir?

Kaç personel çalışıyor?

Kaç kişiye hizmet veriliyor?

Halk Et’te satılan ürünlerin resmi denetim süreçleri nasıl yürütülüyor?

Aylık satış miktarı nedir?

Halk Lokantası’nın aylık gelir-gider tablosu nedir?

Kaç kişi çalışıyor?

Belediyeye mali yükü ne kadar?

Bütün bunlar halkın sormaya hakkı olan sorulardır.

Çünkü harcanan para başkanın cebinden çıkmıyor.

Meclis üyelerinin cebinden de çıkmıyor.

Bu para, emeklinin vergisi…

İşçinin vergisi…

Esnafın vergisi…

Çiftçinin vergisi…

Yani milletin parası.

Belediye meclis üyelerine küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum.

Biz bunları duvara yazmıyoruz.

Gazeteye yazıyoruz.

İnternete yazıyoruz.

İnternet ise unutmuyor.

Bugün attığınız her imza…

Bugün kaldırdığınız her el…

Yarın çocuklarınızın, torunlarınızın önüne çıkacak.

“Babam bu karara niçin evet demiş?”

diye soracaklar.

İşte o gün vereceğiniz cevabı bugünden düşünün.

Çünkü makamlar geçicidir.

Ama vicdanın tuttuğu tutanak ömür boyu silinmez.

Biz kimsenin düşmanı değiliz.

Biz bu şehrin vicdanı olmaya çalışıyoruz.

Onun için soruyoruz.

Onun için yazıyoruz.

Onun için rahatsız ediyoruz.

Çünkü gerçek gazetecilik alkış tutmak değildir.

Gerçek gazetecilik, halk adına hesap sormaktır.

Bugün susanlar yarın konuşacak yüz bulamayabilir.

Ama biz susmayacağız.

Çünkü Ordu Kent Gazetesi’nin kalemi, makam sahiplerine değil; halka karşı sorumludur.

Ve unutulmasın…

Demokrasiyi ayakta tutan, el kaldıran meclisler değil; soru sorabilen meclislerdir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel-siyaset Haberleri