Doç. Dr. Birol ERTAN

Doç. Dr. Birol ERTAN

İNTERNET MEDYASININ YAŞAMSAL İŞLEVİ

 

Bu yazıda, medyanın siyasal iktidarlar ya da egemen güçler tarafından kontrol altına alınması ve bu yolla etkisizleştirilmesinden söz etmeyeceğim. Yapmaya çalışacağım, medyanın bir güç olmaktan çıkarak GÜÇ'lerin medyaya dönüştüğü bir süreçte medyanın kendi kendini etkisizleştirme süreci içine girmesini açıklamaya çalışacağım. 

 
Yazılı ve sözlü kitle iletişim araçlarının yaygınlaştığı günümüzde, bilginin üretilmesi ve kitleler ve kuşaklar arasında aktarılması için çok ciddi kurumsal yapılar oluşturulmuştur. Başta üniversiteler ve eğitim kurumları olmak üzere, bilgi üreten ve aktaran kurumlar, sınırlı bir kitle üzerinde etkili olabilme olanağına sahipken, günümüz medyası, aynı anda milyarlarca insana bilgi aktarabilecek çok önemli bir işleve sahip hale gelmiştir. Bu saptama, medyanın eğitim kurumları ve üniversitelerden daha önemli olduğunu savunma çabası olarak anlaşılmamalı. Tersine, toplumsal yaşamda vazgeçilmez işlevleri bulunan üniversiteler ve eğitim kurumlarının önemi reddedilemez. Ancak, medyanın bilgi aktarmada rakipsiz olduğu da yadsınamaz bir gerçek. Bu açıdan, medyanın en önemli kurumsal yapılar olan eğitim-öğretim kurumlarına bile rakip noktaya geldiği bir dönemde yaşadığımızı unutmamalıyız.  
 
Görsel ve işitsel her türlü  bilgi, haber ve belgeyi yazılı ya da görsel kitle iletişim araçlarıyla geniş bir kesime aynı anda aktarma yeteneğine sahip olan 21. yüzyıl medyasının işlevleri üzerine çok şey söylenebilir. Örneğin, bilgi aktarma, haber verme, kitle eğitimi, öğrenme ve kimlik geliştirme sürecine katkı anlamında  toplumsallaştırma , eğlendirmek, bilinçlendirmek, gündem yaratmak, kitleleri yönlendirmek gibi değişik medya işlevleri sayılabilir ve bunlar üzerinde uzun yazılar yazılabilir. Ne var ki, bütün bu yazıların bugün medyanın geldiği etkisizleşme süreci ve asıl işlevi konusunda bizlere ipucu vermesi söz konusu olamıyor. Günümüz medyası, her şeyin mümkün olduğu, ancak hiçbir şeyin yapılmadığı bir süreci yaşıyor. 
Medyanın yasal olan ya da yasa dışı, mevcut düzeni meşrulaştırmaya çalışan ya da devrimci dönüşümler yaratmayı hedefleyen, kar amacı güden ya da kitle bilinçlendirmesi işlevine yönelik kamusal işlevi bulunan birçok türü bulunabilir. Bu çeşitliliğine rağmen, medyanın önemli bir bölümünün siyasal sistemlerin denetiminde olduğu, mevcut sistemleri meşrulaştırmaya çalıştığı, iktidarların emrinde faaliyet gösterdiği yadsınamaz. Elbette, siyasal sistemin denetleyemediği ve muhalif yayınlar yapan medya organları olmadığı söylenemez. Ancak, paranın krallığını yaratmış olan kapitalist ilişkiler içinde medyanın önemli bir kısmının siyasal iktidarlarca kontrol ve denetim altında olduğu da yalın bir gerçektir.  
 
Medyanın önemini vurgulamak açısından, demokratik toplumlarda yasama, yürütme ve yargı güçlerinin yanında bir de medya gücünün olduğu sıklıkla vurgulanır. Ne var ki, günümüzde medyanın dördüncü bir güç olmaktan çıkarak "güçlerin medyalaşmaya" başladığını görüyoruz. Televizyon, radyo ya da gazete sahibi olmanın sıradan insan için düş olması karşısında internet medyasının demokratik bir meydan okuma sürecinde olduğu gerçektir. Ancak, kitlelerin etkilenmesi, yönlendirilmesi, bilgilendirilmesi ve toplumsallaştırılması açısından siyasal iktidarların denetimindeki medya organlarının hala alternatifsiz bir konumda olduğu da kabul edilmek zorunda. 
 
Sıradan bir televizyon izleyicisinin yüzden fazla televizyon kanalını seyredebilme olanağına sahip olmasına karşın, bu kadar çok sayıda kanalın arasında muhalif yayın organlarının sayısının bir elin parmaklarını geçememesi bir tesadüf olabilir mi? Televizyon, radyo kanalları ile gazete çeşitlerinin inanılmaz bir hızla artmasına karşın, medyada tekelleşme, yozlaşma, kalitesizleşme, bayağılaşma ve statükoculaşmanın her geçen gün daha da gözle görülür hale gelmesinin nedeni ne olabilir? Acemi kabalacıların ve çaylak Hurufilerin Kuran şifrelerini çözdüğünü iddia ettiği saçma sapan programlar yapan, hiçbir bilgi birikimi olmadığı ilk cümlelerinden anlaşılan yeni yetme uzman yorumcular ile kitleleri yanlış yönlendirme uğraşısına girişen, siyasal iktidar yalakalığını son haddine getirmiş, tutarsız ve çizgisi olmayan, haberciliği magazinciliğe dönüştürmüş jöleli bir medyanın her geçen gün kaba bir kalitesizleşmesi sürecinde olduğu reddedilebilir mi? Bu yozlaşma sürecinde alternatif medya organları yaratmanın anlamı ve işlevi her geçen gün artıyor. Bu süreçte internet medyası, küresel güçlere ve yozlaşmış siyasal iktidarlara meydan okumak için önemli bir çıkış noktasına dönüşmüşe benziyor. Okuduğunuz bu yazı bile bu boşluktan dışarı sızdırılmış bir çabanın ürünüdür.  
 
İnternet medyası, giderek yozlaşan, etkisizleşen, kalitesizleşen, denetim altına alınmış günümüz medyası için bir kurtuluş yolu ve bu çürümeye karşı meydan okuma olarak görülebilir. Çok Yaşa İnternet Medyası.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar