Foto Galeri
Site İçi Arama
Çok Okunanlar
Link Bankası
Yorumlar
Piyasalar
DOLAR
8,3507
EURO
9,7582
IMKB
0.00
Hava Durumu
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
CHP’DE KUVAYİ MİLLİYE RUHUNA EL FATİHA.
CHP’nin bu haliyle iktidar olması şimdiki AKP’nin olduğu gibi bir avuç çıkarcının, bir avuç yandaşın ve kendi şahsi menfaatinden başka bir şey düşünmeyen bir avuç ahlaksızın dışında emekçi ve yoksul halkın hiçbir işine yaramaz. Bana göre CHP bu haliyle i
12 Temmuz 2020 Pazar 10:45

CHP’DE KUVAYİ MİLLİYE RUHUNA EL FATİHA

atanurgüneysu

 Atanur Güneysu.

12 Temmuz 2020 Ordu.

 

Son günlerde başta CHP’liler ve Kemalistler olmak üzere ilerici kamu oyu bir bürokratın atamasıyla adeta çalkanıyor.Bu çalkalanmanın nedeni ise yaklaşık bir sene önce İstanbul’da her şeyin çok güzel olacağını iddia ederek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun AKP’li,muhafazakar,dinci,Abdullah Gül ve Ali Babacan yanlısı bir büyük bürokratı genel sekreter olarak atamasıdır.Belediye başkanı seçildikten sonra kendi isteğiyle istifa edenler dışında AKP’li hiçbir bürokratı görevden almayan Ekrem İmamoğlu’nun bu kadar CHP’li,Kemalist,ilerici,lai ve liyakat sahibi bürokrat varken, tutup AKP’li, muhafazakar ve liberal birini İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde ikinci adam sayılan genel sekreterlik gibi çok önemli bir göreve getirmesi haklı olarak yoğun tartışmalara neden oldu.Bu tartışmalar yalnızca tartışma sınırları içerisinde kalmayacak, önümüzdeki seçimlerde CHP’nin alacağı oyları sanırım olumsuz şekilde de etkileyecektir. 

 

Olay kısaca şöyledir : Ekrem İmamoğlu, AKP hükümeti kurulur kurulmaz Ziraat Bankası genel müdürlüğü görevine atanan genel müdür Can Akın Çağlar’ı alıp kendisine ve belediyeye genel sekreter olarak atıyor.

 

Bu adam kimdir?Bu şahıs 2003 yılında AKP iktidar olur olmaz Ecevit hükümetinin atadığı genel müdürü görevden alıp, yerine genel müdür olarak atadığı bir büyük bürokrattır.AKP hükümetleri bu adama yürü ya Can Akın Çağlar demiş olmalı ki, kendisi o görevden sonra Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) üyesi yapılır. 

Daha sonra Eureka Sigorta genel müdürlüğüne ve bu görevden sonra da Türkiye Sigortalar Birliği Başkanlığı görevine gelir.Görülüyor ki kendisi AKP hükümetleri döneminde hep üst düzey bürokratik görevlere atanmış hiç boşta kalmamıştır.

 

Başta Kemal Kılıçdaroğlu ve Ekrem İmamoğlu olmak üzere önde gelen CHP’lilerin ve CHP yanlısı medya mensuplarına göre bu adamın en büyük özelliği liyakat sahibi olması, yani yaptığı işi iyi bilmesidir. 

Şimdi gelelim iyi bildiği işi nasıl yaptığına.

CHP İstanbul milletvekili Aykut Erdoğdu 20 Kasım 2013 tarihinde TBMM’de bir basın toplantısı düzenliyor.

Yanında İstanbul milletvekillerinden ve kamu oyunda PKK’lıların avukatı olarak bilinen Sezgin Tanrıkulu ile İstanbul büyük burjuvazisinin pek sevdiği liberal eğilimli ve zamanın CHP İstanbul il başkanı da bulunmaktadır. 

Aykut Erdoğdu o tarihlerde Ziraat Bankası genel müdürlüğü görevi yapan Can Akın Çağlar’ın AKP yandaşı bir grup işadamına AVM yapmak üzere 207 milyon Euro gibi çok büyük miktarda kredi verdiğini, verilen kredinin usulsüz olduğunu ve daha sonra geri dönmeyip batık hale geldiğini söylüyor.

Aykut’a göre Can Akın Çağlar tarafından AKP’li bir grup yandaşa verilen bu para cumhuriyet tarihinin en büyük batık kredisidir.

 Kredi verilmeden önce bankaya gelen istihbarat raporları verilecek kredinin batacağını söylüyor olmasına rağmen genel müdür Can Akın Çağlar bu krediyi yine de veriyor. 

Daha sonra raporda belirtildiği gibi AVM kapanınca verilen kredi de batık hale geliyor.

 

 Can Akın Çağlar daha başka kredileri de alıcı şirketler kurulmadan önce bile vermiş.

Usulsüz verilen krediler batınca Can Akın Çağlar hakkında soruşturma açılıyor.

Soruşturmayı yapan FETÖ’cü müfettişler genel müdürü suçlu ve sorumlu bulmayıp ceza vermiyorlar. 

 

Çünkü o zamanlar AKP ile FETÖ deyim yerindeyse adeta balayı dönemi yaşamaktadır. Can Akın Çağlar’ın çevirdiği filimler bununla da bitmiyor.

O dönemde Ergenekon-Balyoz davalarında yargılanan ve Silivri zindanında yatmakta olan kurmay albay Dursun Çiçek’in eşi Ziraat Bankası’nın Ankara'da bir şubesinde çalışmaktadır.

Dursun Çiçek’in eşi Silivri zindanında yatan kocasını daha kolay ziyaret edebilmek için İstanbul’a tayinini yapılmasını istiyor.

Başta Kemal Kılıçdaroğlu ve Ekrem İmamoğlu olmak üzere bazı CHP ileri gelenlerinin ve bazı medya mensuplarının liyakat sahibi ve işini iyi biliyor dedikleri Can Akın Çağlar Dursun Çiçek’in eşini İstanbul’a değil, Ardahan’a tayin ediyor.

Görüyorsunuz değil mi, Can bey ne kadar liyakat sahibi ve işini ne kadar da iyi yapıyor.

Ayrıca Ziraat Bankası Can Akın Çağlar döneminde 15 bin memur almak için sınav yapıyor.Daha sonra sınavı kaldıran genel müdür sanırım kendi kafasına göre memur alıyor.

Ne kadar liyakat sahibi olduğunu bilmiyorum, ama bu işleri çok iyi bildiği belli.

 

Bütün bunlardan sonra, yani Can Akın Çağlar’ın Ekrem İmamoğlu tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi genel sekreterliğine atanmasından sonra çok ilginç gelişmeler oluyor.

 

Önce bu atamaya haklı olarak karşı çıkan Aykut Erdoğdu, İlhan Kesici, bazı CHP’liler ve bazı medya mensupları Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu atamayı savunması ve Ekrem İmamoğlu’nu haklı bulması üzerine, ne hikmetse birden bire eleştirlerini geri çekip, atamayı savunmaya başlıyorlar.

 

Bütün bu garabet ne için olmaktadır?

 

Başta CHP’liler, CHP seçmeni, CHP severler ve bazı medya mensupları bu tuhaf ve acınacak duruma neden düşmekteler?

Cumhuriyeti kuran parti, cumhuriyetle aynı yaşta olan ve Atatürk ve mücadele arkadaşlarının Kuvayi Milliye ruhuyla kurdukları CHP bu durumlara neden düşmektedir?

Ekrem İmamoğlu CHP’de bunca liyakat sahibi, işini çok iyi yapmakla kalmayıp, ayrıca halktan yana bilinen binlerce bürokrat varken neden sağcı, AKP’li, dinci- muhafazakar bir adamı, Can Akın Çağlar’ı böyle önemli bir göreve atar?

 

Bu iş göründüğü kadar basit değildir.

Yalnızca CHP’nin değil, aynı zamanda Türkiye’nin,işçilerin,yoksul köylülerin, ilerici aydın ve gençlerin geleceğini de etkileyecek bir gelişmedir. 

 

Mevzu, yani CHP’nin geleceği Deniz Baykal ve arkadaşlarının Amerika, AKP ve FETÖ kumpası, komplosu sonucu CHP’den tasfiye etmesiyle başlar. 

Başta Deniz Baykal olmak üzere yakın çalışma arkadaşları kesinlikle sütten çıkma ak kaşık değildir.

Fakat BOP, Kürt ve Ermeni açılımı konusundaki muhalif duruşları yalnızca siyasetten dışlanmalarına değil, CHP’nin değişimine, daha daha doğrusu yeni CHP’nin doğuşuna da neden olmuştur.

Nedir yeni CHP?Başta Amerikan emperyalizmi olmak üzere Siyonist çevreler CHP’nin yeni dünya düzeni ve küreselleşmeye uyup uymadığından tam olarak emin değiller.

Onlara göre CHP hala daha Atatürkçülerin, Kuvayi Milliyecileri, laiklerin, halkçıların, bağımsızlıkçılar ve kamusal ekonomicilerin partisi. CHP'nin değişip, yeni CHP olup olmadığından emin değiller. 

O halde ne yapmak gerekiyor? 

Bu çevreleri CHP'nin böyle olmadığına inandırmak gerekiyor. 

Daha açıkçası AKP’den bir farkları olmadığına inandırmak gerekiyor.

Bunun için de CHP’ni içeride ve dışarıda atacağı adımlar iç ve dış sermaye çevrelerini rahatsız etmeyip, tam tersi memnun etmeliler. 

Bunun yolu da, muhalefette iken yeni dünya düzenine, küreselleşmeye , neo-liberalizme ters düşmeyip uygun adımlar atabilen insanları bulmak ve onlarla çalışmak.

Böyle bir yaklaşım, muhalefette iken bile bu çevrelere ‘’Ben de sizdenim, halk için değil sizin için çalışırım ve sizi üzecek hiçbir şey yapmam’’ mesajı vermek anlamına gelmektedir.

 

CHP böyle yapmakla iç ve dış sermaye çevrelerine ‘’Biz solcu, Atatürkçü, laik, ilerici, halkçı bir parti değiliz. Bizi öyle sanmayın. Biz de AKP’nin sizin için yaptığı hizmetleri yapabiliriz.

Sağcı görünmekten, dinci-muhafazakar görünmekten kesinlikle rahatsız değiliz.

Çünkü bizim seçmenimiz adeta çantada kekliktir.

Bizim gösterdiğimiz adaylara tıpış tıpış gidip oy verirler, bizim atadığımız bürokratlara itiraz etmezler.’’ demek istiyor. 

Ayasofya Müzesi’nin Atatürk’ün iradesine rağmen cami haline getirilmesine verilen destek ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin cuma namazı için sanki davet gerekiyormuş gibi ‘’Davet ederlerse giderim’’  sözü bile CHP’nin geldiği noktayı kör olan gözler, sağır olan kulaklara gösterip duyuracak kadar açık ve nettir. Tabii anlayana…

 

CHP bu haliyle iktidar olabilir mi?

Tabii olabilir.

Zaten bunları iktidar olabilmek  için yapıyor.

 

Ama CHP bu haliyle iktidar olsa Atatürkçülerin, Kuvayi Milliyecilerin, laiklerin, ilericilerin ve emekçi-yoksul halkın değil, Amerika başta olmak üzere iç ve dış sermaye çevrelerinin işine yarar.

 

Hani bir halk fıkrası vardır. Adamın biri sorumsuz, yanlış ve ailesinin işine yaramayacak işler yapan oğluna ‘’Oğlum sen adam olamasın’’ demiş.

Oğlu daha sonra sadrazam olmuş ve babasını ayağına çağırmış. 

Babasına ‘’Bana adam olamasın demiştin, ama bak ben sadrazam oldum’’ demiş. 

Babası da oğluna dönüp ‘’Oğlum ben sana sadrazam değil, adam olamazsın demiştim’’ demiş.

 

İşte bu misal, CHP bu kafayla iktidar olabilir, ama Atatürk’ün, Kuvayı Milliyecilerin, laiklerin, ilericilerin ve halkın partisi olamaz.

CHP’nin bu haliyle iktidar olması şimdiki AKP’nin olduğu gibi bir avuç çıkarcının, bir avuç yandaşın ve kendi şahsi menfaatinden başka bir şey düşünmeyen bir avuç ahlaksızın dışında emekçi ve yoksul halkın hiçbir işine yaramaz.

Bana göre CHP bu haliyle iktidar olsa ne olur, olmasa ne olur?