Valilikten batıda fındık sökülsün önerisi
Ordu Valiliği, fındıkta her yıl yaşanan sorunların çözümü için 2. standart bölge olan Doğu Marmara ve Batı Karadeniz'deki fındık alanlarının sökülerek, buralarda yağlık tohumlu ürünler yetiştirilmesi gerektiğini açıkladı.

Ordu Valiliği, fındıkta her yıl yaşanan sorunların çözümü için 2. standart bölge olan Doğu Marmara ve Batı Karadeniz'deki fındık alanlarının sökülerek, buralarda yağlık tohumlu ürünler yetiştirilmesi gerektiğini açıkladı.


Ordu Valisi Ali Kaban'ın öncülüğünde hazırlanan ve Başbakanlık ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na da gönderilen raporda, fındığın taban değil, tavan arazilerde yetişebilen bir bitki olduğu, tavan arazilerde yetişen fındığın lezzet ve damak tadının farklı olduğuna dikkat çekildi.

Ülke genelinde 630 bin hektar alanda fındık yetiştirildiğini, bu alanın hayli büyük olduğuna dikkat çekilen raporda, Doğu Marmara ve Batı Karadeniz'de üretilen fındığın her yıl 'arz fazlası' niteliğini taşıdığına dikkat çekildi.


2. standart bölge kapsamına giren Doğu Marmara'da 139 bin hektar alanda yılda ortalama 190 bin ton, Batı Karadeniz'de 107 bin hektar alanda yılda ortalama 140 bin ton fındık yetiştirilirken, 1.standart bölge olan Doğu Karadeniz Bölgesi'nde 377 bin hektar alanda 330 bin ton fındık yetiştirildiğine değinilen raporda, bunun sebepleri şöyle açıklandı: "2. standart bölge olan Doğu Marmara ve Batı Karadeniz'de, Orta ve Doğu Karadeniz'e göre verim yaklaşık 2 kat fazladır. Buradaki araziler 'ova' niteliğindedir.
Sürekli bakım gerektirmemektedir, pazarlaması diğer ürünlere göre daha kolaydır."

"BATIDA YAĞLIK ÜRÜNLER YETİŞTİRİLMELİ"
Düz-ova gibi arazilerde üretilen fındığın damak ve lezzet farkının, tavan ve engebeli arazilerde üretilen fındığın lezzet ve damak tadının yanında düşük kaldığını, bunun da ihracatı etkilediği belirtilen raporda, her yıl 'arz fazlası' niteliğini taşıyan fındığı üreten bu arazilerde yağlık tohumlu bitkiler ekilmesi halinde ortaya bambaşka bir tablo çıkacağı vurgulandı.

 Raporda bu konuda şu görüşlere yer verildi: "Yağ ve yağlı tohumlara ülkemizin yıllık ödediği döviz 1.6 milyar dolar iken, fındıktan yılda
elde edilen ihracat geliri 2 milyar dolardır.

Ovalara yağlı tohumlu bitkilerin ekilmesi ve arz fazlası fındığın yağa dönüştürülmesi halinde, ham yağ ve yağlı tohum ithalatı düşecek, fındık yüksek değerden ihraç edilebilecek, böylelikle ithalata döviz akışını önlediğimiz gibi ihracattan da payımızı artırmış olacağız. Arz fazlası 250 bin ton fındığın tamamen yağa çevrilmesi halinde, 77 bin 500 ton yağ elde edilecektir. İthal edilen ham yağ miktarı 77 bin 500 ton azalacak, karşılığında da bu yağın değeri olan 178 milyon 250 bin dolar döviz yurt dışına çıkmayacaktır.

 Hem de devletin fındığa ödediği rakam bu miktarda azalacak, hem de ihracat kaybı yaşanmayacaktır. Sonuç olarak, arz fazlası fındığın devlet kontrolü ile yüksek fiyat politikası, ülke ekonomisine zarar olarak değil, kar olarak yansıyacaktır."

"YAĞ SEKTÖRÜ BÜYÜYECEK"
Yağlı tohumlu bitkilerin üretilmesi halinde, bu ürünlerden küspe elde edileceği belirtilen raporda, küspenin bile ikinci bir ek gelir olacağına dikkat çekildi.

Türkiye'nin yıllık küspe ithalatının ortalama 514 bin ton olduğuna işaret edilen raporda, "Arz fazlası 250 bin ton fındığın tamamının yağa çevrilmesi durumunda yaklaşık 120 bin ton küspe ortaya çıkacaktır.

Eğer bu arazilere ayçiçeği ekilmesi halinde ortaya çıkan küspe miktarı 145 bin ton olacaktır. Bu küspe iç piyasada değerlendirildiği takdirde 514 bin ton ithalata verilen döviz kazancımız olarak kalacaktır. Bu hedeflere ulaşılabildiğinde yeni yağ fabrikaları, istihdam ve ciddi katma değerlerin ülke ekonomisine katkı sağlayacağı aşikardır" denildi.

http://www.ordukentgazetesi.com/ sitesinden 25.10.2021 tarihinde yazdırılmıştır.