Foto Galeri
Site İçi Arama
Çok Okunanlar
Link Bankası
Yorumlar
Piyasalar
DOLAR
2,1505
EURO
2,9765
IMKB
73.170
Hava Durumu
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
II.Abdülhamit’in Hatıralarında Atatürk
Hem de burada Beylerbeyi sarayında tanışmışlar! Teaccup ettim(Şaştım). Burada ne arıyormuş dedim. Yüzbaşı Salih Bey (Bozok) arkadaşı cevabını verdi. Ara sıra arkadaşını görmeye geliyormuş. Abit Efendi ile bu münasebetle dost olmuşlar. Hatta Mustafa Kemal
24 Ocak 2010 Pazar 07:05
II. Abdülhamit"in Hatıralarında Atatürk

II. Abdülhamit"in imparatorluğu yönettiği 33 yıllık dönem (31.8.1876-27.4.1909) Osmanlı tarihinin en fazla tartışılan dönemlerindendir. Bu dönemi tartışılır kılan ise Tanzimat"la başlatılan sürecin ortaya çıkardığı kargaşa ve çöküşün durdurulmasına yönelik II. Abdülhamit"in uyguladığı politikalardır.

Abdülhamit"in uyguladığı politikalar bu güne kadar bazılarınca eleştirilirken bazılarınca da savunulmuştur. Ancak eleştiren ve savunanların birçoğu bugünkü bulundukları konumlarıyla itibariyle değerlendirilecek olursa bir tezat içinde oldukları görülecektir.

Bu durumun nedenlerini anlayabilmemiz ise o dönemlerde temelleri atılan oluşumların ve bunların bağlantılarının anlaşılabilmesiyle mümkün olabilecektir. Bu yüzden o yıllara ait olayların ve içinde bulunulan şartların iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.

Günümüze kadar söz konusu döneme ait bilgi veren birçok eser ortaya konmuştur. Bunlardan bir tanesi de İsmet Bozdağ tarafından 1975 yılında yayınlanan “Abdülhamid"in Hatıra Defteri”dir. II. Abdülhamit tarafından 1917 yılında yazıldığı belirtilen hatıraların bir bölümü ilk defa 1944 yılında İsmet Bozdağ"ın eline geçmiştir. Ancak Bozdağ hatıraların asıllarına uzun araştırmalar sonucunda 1974 yılında Almanya"da ulaşabilmiştir. Abdülhamit"in bizzat kendisi bu hatıralarını basılmak üzere Almanya"da sahibine daha önce madalya da verdiği bir yayınevine gönderdiği iddia edilmektedir.

Her ne kadar bu hatıralar bazılarınca şüpheli görülse de verdiği bilgilerin birçoğunun dönemin diğer kaynaklarında bulunan bilgilere paralel olduğu ortadadır. Hatıralarda dönemi anlayabilmemiz açısından önemli bilgiler bulunmaktadır.

Abdülhamit"in tahta çıktığı yıllar imparatorluğun en çalkantılı yıllarıdır. Amcası Abdülaziz tahtan indirilerek öldürülmüş yerine daha sonra Abdülhamit"in kardeşi V. Murat tahta çıkmıştı. V.Murat"ta üç aylık bir süre sonunda tahtan indirilmişti. Abdülhamit söz konusu hatıralarında, amcası Abdülaziz"in İttihatçıların önde gelenlerinden Hüseyin Avni Paşa ve Mithat Paşa tarafından organize edilen bir ekip tarafından öldürülerek yerine aynı zamanda mason olan V:Murat"ı tahta çıkardıklarından bahsetmektedir. Bu yüzden kardeşi Murat"ı hiç sevmediğini hatıralarının birçok bölümünde belirtmektedir.

Ayrıca İttihatçıların, Selanik ve Manastır grubu olarak ikiye ayrıldığını, bunların hepsinin mason olduğunu, Manastır grubunun İngilizlerle, Selanik grubunun da Almanlarla işbirliği yaptıklarını yine bu hatıralardan öğrenmekteyiz.

Abdülhamit, 31 Mart olaylarını gerçekleştirenlerin kendisiyle bir alakasının bulunmadığını, aslında bu olayları çıkaranlarında aynı odaklardan beslendiklerini yine “İslamcılık” olarak ortaya çıkan oluşumun amaçlarının da imparatorluk üzerindeki yabancıların emellerini gerçekleştirmek olduğunu bu hatıralarında belirtmiştir. Özellikle “İslamcılık” akımının temellerini atan Cemalettin Afgani"yi mason ve İngilizlerle işbirliği içinde olan bir soytarı, “İttihadı Muhammedi” cemiyetini kuran Derviş Vahdeti ise Kıbrıslı bir serseri olarak nitelemektedir..

II. Abdülhamit hatıralarında, asıl ilgi çekici bölüm ise Mustafa Kemal Atatürk"ten de bahsetmesidir. Çanakkale savaşının yaşandığı yıl Selanik"te sürgünde bulunan Abdülhamit, savaşla ilgili haberleri gazetelerden öğrenmeye, bazen bu haberleri doğrulatmak amacıyla saraydan aracılar vasıtasıyla haber almaya çalıştığını belirttikten sonra devamında aynen şunları söylemektedir. (s.168-169)

“İşte bu sırada rabbime şükürler olsun ki, ummaya bile cesaret edemediğim zafer haberi ulaştı. Düşman tasını tarağını toplamış askerlerinin yarısını denize, yarısını gemilerine dökerek Çanakkale önünden çekilip gitmişti. Bu büyük zaferi, Mustafa Kemal Bey adında bir miralay (albay) kazanmış. Allah, devletime hizmeti geçenlerden razı olsun.

Uzun bir müddet sonra oğlum Abit Efendi, benimle konuşurken bu Mustafa Kemal Bey"le tanıştığını söyledi. Sonradan Paşa olmuş…Hem de burada Beylerbeyi sarayında tanışmışlar! Teaccup ettim(Şaştım). Burada ne arıyormuş dedim. Yüzbaşı Salih Bey (Bozok) arkadaşı cevabını verdi. Ara sıra arkadaşını görmeye geliyormuş. Abit Efendi ile bu münasebetle dost olmuşlar. Hatta Mustafa Kemal Paşa, kendisine iki ceylan yavrusu hediye etmiş.

Bundan memnun oldum. Devletimin yüzünü ağartmış bir Paşa"nın Abit Efendi"ye yakınlık göstermesi bir şahsiyeti olduğunu anlatıyordu. Oğluma münasip bir mukabelede bulunmasını hatırlattım. Biraz vakti halim olsa “Bir altın saat” diyecektim ama hem dedikodusundan çekindiğim hem oldukça müzayeka (geçim sıkıntısı) olduğum için bir şey söylemedim.

-Bir daha arkadaşına gelecek olursa haber ver, bende göreyim demekle iktifa ettim.”

Abdülhamit devamında Mustafa Kemal"i bir defa uzaktan gördüğünü ve sıradan askerlere benzemediğini, kendisine başarı için dua ettiğini belirtmektedir.

İşte dün birilerinin “Kızıl Sultan” olarak adlandırdığı ve suikastler düzenlediği II. Abdülhamit, Mustafa Kemal Atatürk"ten bu şekilde bahsetmektedir. Abdülhamit"in “Kızıl Sultan” olarak sunulmasının arkasında Batı sömürgeciliğine karşı gösterdiği direnç bulunmaktadır. Direnç gösterdiği bu odaklar onu hep farklı göstermişlerdir. Bu yüzden en fazla haksızlığa uğramış tarihi şahsiyetlerdendir. Abdülhamit dönemini bizce doğru değerlendirenlerden biri olan Nihal Atsız “Gök Sultan” adlı makalesinde, Abdülhamit"e düşman olanların çoğunun mason ve liberal olduğunu belirttikten sonra şunları söylemektedir.

“Toplumun en büyük haksızlığa uğramış tarihi şahsiyetlerinden biri II. Abdülhamid"dir. Kendisinden önceki devirlerin ağır yükünü omuzlarında taşıyan, en güvenebileceği adamların ihanetine uğrayan ve dağılmak üzere olan içi dışı düşman dolu bir imparatorluğu 33 yıl sırf zeka ve hamiyeti ile ayakta tutan bu büyük padişahı katil, kanlı, müstebit, kızıl sultan, cahil ve korkak olarak tanıtılmış, daima aleyhinde işlenen bu propagandanın tesiriyle de böyle tanınmış talihsiz bir insandır”

Atatürk ve Abdülhamit; emperyalizmin karşısında direnç oluşturmuş iki büyük devlet adamıdır. Dün birileri “Düvel-i Muazzama” adına Abdülhamit"i karalarken, bugün de birileri “AB” ve “NATO” adına Mustafa Kemal Atatürk"ü karalamaktadır.

Ne tarafta dururlarsa dursunlar onlar aslında tek taraftırlar!
2. Abdülhamit Han hatıra yazdı mı?
A. Tok
Alıntı: 'Abdülhamid'in Hatıra Defteri' sahteymiş Ünlü Tarihçi Prof. Dr. Ali Birinci, tarih kitaplarında intihal konusunu ele aldığı makalesinde Türkiye'de en çok satan kitaplardan İsmet Bozdağ'ın Sultan Abdülhamit'in Hatıra Defteri kitabının sahte olduğunu belirtti.... 03 Mart 2013 Pazar - 14:07 Divan İlmi Araştırmalar dergisinin geçen hafta piyasaya çıkan son sayısında Ali Birinci'nin çok daha büyük bir tartışmaya kapı aralayacak yeni makalesi yer alıyor. Yazıda "Sultan Abdülhamit'in Hatıra Defteri Meselesi" başlığı altında İsmet Bozdağ'ın çok baskı yapan ünlü kitabı ele alınıyor. Kitabın, 2. Abdülhamit'in kaleminden çıktığı hikâyesinin gerçek olmadığını, ilk kısmının Süleyman Nazif'in, eklenen kısmının ise İsmet Bozdağ'ın kaleminden çıktığını yazıyor Ali Birinci. Bu hatıratın yazı serüveni şöyle özetleniyor: Hatırat, 1919'da 2. Abdülhamit'in ölümünden hemen sonra haftalık Utarit dergisinde tefrika edilir. Tefrika vaad edilenden çok önce kesilir. Utarit'te yayımlanan kısım üç yıl sonra 1922'de Hâtırât-ı Abdülhamit Han-ı Sâni başlığı altında basılır. Kitap yeni harflerle ilk defa 1946'da İsmet Bozdağ'ın sahibi olduğu Bozdağ Kitapevi tarafından Bursa'da yayınlanır. Daha sonra 1960'ta tarihçi ve gazeteci Sabahattin Selek tarafından Selek Yayınevi'nde, 1964'te de Osman Yüksel Serdengeçti tarafından Serdengeçti Neşriyatı etiketi ve Abdülhamit Anlatıyor adıyla basılır. Kitapla ilgili son perde ise 1975 yılında yaşanır. İsmet Bozdağ tarafından Abdülhamit hatıratının tam metni Almanya'daki Leibzig kentinde bulunduğu ilan edilir ve Tercüman'da yazı dizisi yapılarak yine gazetenin yayınevi olan Kervan Yayınları etiketiyle piyasaya çıkar. İsmet Bozdağ, hatıratı bulma serüvenini ilgili kitaplarda anlatır. Ali Birinci, Divan dergisindeki yazısında Abdülhamit'in hâtırâtıyla ilgili bugüne kadar yapılan eleştirileri tek tek sıraladıktan sonra kendi kanaatlerini söyle açıklıyor: Sultan 2. Abdülhamit'e atfedilen Hâtırât İttihatçılara karşı duyduğu öfkesiyle bilinen Süleyman Nazif'in kaleminden çıkmıştır. Hâtırât'ın Utarit dergisindeki yayınının kesilmesinde İbnülemin'in ikazları etkili olmuştur. Hâtırât'ın İsmet Bozdağ neşrinde eklenen sayfalar tamamen yenidir ve Bozdağ tarafından yazılmıştır. Yani ortada 'hâlâ rengi solmamış bir mavi kurdela ile bağlı' bir paket içinden çıkmış ve 'iki savaş geçirmiş bir ülkede saklandığı için çok hırpalanmış, örselenmiş?' denilebilecek hiçbir defter olmamıştır. "Bozdağ, o devrin dilini çok iyi bilmediği için kitabın arka sayfasında yer alan eski yazı klişelerde açıklar vermiş. O metinleri tamamen kendisinin yazdığından en ufak şüphem yok." diyor Ali Birinci. Konuyu İsmet Bozdağ'la konuşmak istedik. Önce ilgili dergiyi gönderdik, sonrasında konuştuğumuzda konuyla ilgili 'resmî' bir açıklama istemediğini söyledi bize. (Aksiyon Dergisi)
30 Haziran 2013 Pazar 00:46
2. Abdülhamid Han hatıra yazdı mı?
A. Tok
Alıntı: Murat Bardakçı,Alim İbnülemin Kemal İnal'ın -Sultan Hamid'in yakınlarından- kitabından yola çıkarak,Abdülhamid'in Hatıra Defteri yalanını açıklıyor; 1.İbnülemin Kemal İnal,Son Sadrazamlar adlı eserinde ''Merhum'un hatıratı olmadığı gibi hatıra yazmak aklından bile geçmezdi,ortada dolaşan hatırat Süleyman Nazif'in uydurmasıdır.'' diyor. 2.Hatırat'ın her yeni baskısında biraz daha bir şeyler ekleniyor. Neredeyse ''Sultan Hamid'in bilgisayar hakkındaki düşüncelerini'' yayınlayacaklar. Tarih'in Arka Odası/Murat Bardakçı
30 Haziran 2013 Pazar 00:42
2. Abdülhamid Hatıra Yazdı mı?
A. Tok
Bugün 30.06.2013.Habertürk kanalında Tarihin Arka Odasında Gazeteci Murat Bardakçı, Prof. Dr. Nurhan Atasoy ve Doç. Dr.Erhan Afyoncu'nun katıldığı programda, bahsedilen hatıratın uydurma olduğu, Abdülhamit Han'ın hatıra yazmadığı bizzat Murat Bardakçı tarafından vurgulandı ve arkadaşları da tasdikledi. Adı geçen hatıratın ismini vermedikleri emekli bir deniz albayı tarafından uydurulduğunu, başka birisinin de ilave yaparak yeniden piyasaya sürdüğünü söylediler. Osmanlı tarihine ve son dönem padişahlarına dair en iyi kaynaklara sahip olan ve Osmanlı tarihini hayranlıkla anlatan Murat Bardakçı Ve Erhan Afyoncu böyle diyorlarsa bize de "Vay be!" demek düşer.Saygılarımla...
30 Haziran 2013 Pazar 00:27
Uydurma diyerek kestirip atmak, uydurma olmadığının delilidir
Ahmet Yiğit
Uydurma diyerek kestirip atmak, uydurma olmadığının delilidir. Eğer ki uydurma olsaydı burada bu yazıdan rahatsız olan sizler, mutlaka bir delil gösterirdiniz. Demekki uydurma değil gerçek! Ayrıca bu makalede sizleri rahatsız eden nedir? Tarihimizin muhterem şahsiyetlerinin anti emperyalist ve anti mason olmaları mı. Sanırım öyle... Zira ben, gerçek vatanperverler için bu makalede itiraz edilecek bir taraf göremiyorum. İtiraz edenler! Sizler cahil değil hainsiniz !!!
29 Eylül 2012 Cumartesi 04:40
Böyle bir hatırat yoktur
ali
Abdülhamid Hanın dört tane ajanda şeklinde defteri vardır. Bunlar türk tarih kurumundadır. Bu defterlerin hiçbiri hatırat mahiyetinde değildir. Yapacağı işleri not etmiştir, aklında kalması gerekenleri yazmıştır vs.. Yani kısa kısa bilgiler. Bu dört defter dışında hatıra diye birşey yoktur. İsmet Bozdağa gelince Masal uydurmuştur. Bu şahsın Almanya yalanını Yavuz Senemoğlu isimli emekli albay ortaya çıkarmıştır.
08 Mart 2012 Perşembe 11:04
ÖZEL HABER
Video Haber
Yazarlar
Nevzat AKATA
GünayDın
Abdullah AYDIN
Bahadır BAŞ
İsmet BAYTAK
Mithat Baş
Doç. Dr. Birol ERTAN
Mustafa KÖKSAL
Salim MERİÇ
Hakan GAZİOĞLU
Hüsnü Yücel
Adnan YILDIZ
Röportaj
Haftanın Haberi