ATATÜRK VE ABDÜLHAMİT
Prof. Dr. Anıl Çeçen
www.kemalistyaklasim.info/index.php?option=com_content&view= article&id=174:atatuerk-ve-abduelhamt&catid=41:makaleac&Itemid=56
21 Şubat 2012 Salı 06:07
ATATÜRK İNANÇLI 1MÜSLÜMANDI
Muharrem Bayraktar
giresunpostasi.net/haber.php?haber_id=4003
21 Şubat 2012 Salı 01:09
Abdülhamid Han = (Göksultan)
Hüseyin Nihal ATSIZ
bilgicik.com/yazi/abdulhamid-han-goksultan-huseyin-nihal-atsiz/
19 Şubat 2012 Pazar 06:34
OSMANLIOĞULLARI VE AYDINLARIN ANLATIMIYLA İMPARATORLUĞUN YÜZÜK TAŞI: II.
Oğuzhan Saygılı
www.kayseri.net.tr/yazar.asp?yaziID=6512
28 Eylül 2011 Çarşamba 10:49
II. ABDÜLHAMİD
Oğuzhan Saygılı
www.kayseri.net.tr/yazar.asp?yaziID=6512 OSMANLIOĞULLARI VE AYDINLARIN ANLATIMIYLA İMPARATORLUĞUN YÜZÜK TAŞI: II. ABDÜLHAMİD
14 Eylül 2011 Çarşamba 09:39
Tarihi doğru bilmeli
Yıldız Eriş
Osmanlı İmparatorluğu,nun son dönemi hakkındaki yazınız yanlış anlaşılmalara sonvermek bakımından çok yerinde olmuş...Abdülhamit döneminde Mustafa Kemal ,in Vatan mücadelesini Padişahın Takdir etmiş olması ve ona hayranlık duyması ,tarihi bir gerçektir..Bu konu bazılarının işine gelmediği için pek su yüzüne çıkarılmasını istemezler ....SİYASİ MANEVRALARINA TERS GELDİĞİ İÇİN İŞLERİNE GELMEZ DE ONDAN ..fAKAT ASIL OLAN GERÇEKLERDİR VE TARİH GERÇEKLERİ YAZAR...Yazınız için teşekkürler...
29 Ocak 2010 Cuma 12:06
Değişen bir şey yok.
Raşit Uzun
Bizler bazı şeyleri doğru anlayabildiğimiz takdirde yıllardır içine itildiğimiz cendereden kurtulabiliriz. Bugün tekrar ortaya çıkan Yeni Osmanlılar ve Genç Siviller gibi oluşumlar o zamanlardan kalma uzantılardır. Aslında değişen bir şey yok. Amaçlar ve hedefler aynı. Ancak bu amaçlara karşı durabileceklerin de içinde bulundukları çelişkilerden kurtulmaları gereklidir. Yukarıda ki yazı için yazara teşekkür ederim. Bize nerede durmamızı anlatmaya yeterli. Atatürk'de Abdülhamit'e değer verdiğini belirtmiştir. Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu 23 Temmuz 1958 tarihinde Hürriyet gazetesinde yayınladığı yazı dizisinde şu anısından bahsetmektedir. 1937 yılında idi.Yaz aylarından biri. Doğrudan doğruya kendi kontrolündeki bir gazetede 'Makedonya adlı bir eserim tefrika ediliyordu.Bir aksam üstü başyaver Celal Bey beni telefonla aradı.Dolmabahçe sarayına davet edildim ve saraya girince de, hemen hiç bekletilmeden, üst kata çıkarıldım.Bir kapı açıldı, kendimi büyük adamın(Atatürk'ün) karşısında buldum.Saygılarımı bildirince mutad bir iki nezaket cümlesi ile beni taltif etti.Sonra: -Yazını okuyorum, dedi.Hürriyetin ilan edildiği zaman küçük bir çocuk olman lazım.Fakat tebrik ederim, o günleri iyi canlandırıyorsun.Yanlız Abdülhamid'i hiç sevmediğin belli Biraz durdu.Elindeki bir renkli kalemi, önünde açık duran kalın ciltli Fransızca kitaba dikine vurarak düşünür gibi oldu.Ben susuyordum.Bu hal bir iki dakika devam etti.Sonra birdenbire şu sözler çıktı ağzından: -Sevme Abdülhamid'i.Gene de sevme! Fakat sakın hatırasına hakaret edeyim deme.Senin neslin biraz daha temkinli kararlar vermeye alışmalı.Bak çocuk! Şahsi kanaatimi kısaca söyleyeyim: Tecrübe göstermiştir ki, toprakları üsütünde yaşayan insanların çoğunun ahvali meşkük [ne olacakları şüpheli] ve hudutları yalnız düşmanlarla çevrili bir büyük devlette Abdülhamid'in idare tarzı, azami müsamahadır [en yüksek hoşgörüdür].Hele bu idare, on dokuzuncu yüzyılın son yıllarında tatbik edilmiş olursa... Bunun üzerine ayrılmama müsaade buyurmuşlardı Saygılarımı tekrarlayarak huzurlarından uzaklaşmıştım.'
24 Ocak 2010 Pazar 13:42