Fındık Sabunu

 


Fındık Sabunu

‘‘Bu fındık ne mübarek şeymiş Reis!”

Milli Mücadele yıllarında Rusumat-4 adlı gemi, taşıdığı cephaneyi Yunan gemilerinin bombardımanından kurtarmak için Ordu limanında kendini batırmıştı. Böylece geminin sulara battığını gören Yunan donanması çekilip gitmişti ve cephane kurtulmuştu. Ancak asıl mesele su altındaki Rusumat-4’ün tekrar yüzdürülmesiydi. Çünkü taşıdığı cephanenin bir an önce yerine ulaştırılması gerekiyordu.

18614

Bunun için geminin makinelerinin yağlanması ve motorunun çalıştırılması lazımdı. Ama motoru çalıştıracak ne kömür vardı ne de makine yağı.

Kaptan Paskal Mahmut (Gökbora) gemiyi batırmadan önce bunu da düşünmüştü. Gemiyi fındık kabuğu ile yüzdüreceklerdi.

Fındık kabuğundan daha iyi kömür ve makine yağı mı olurdu?

Hemen işe koyuldular.

Orduluların çuval çuval taşıdığı fındık kabukları kazanlarda yakıldı. Elde edilen yağ ile de geminin bütün makineleri yağlandı.

Mucize gerçekleşmiş ve. Rusumat-4 tekrar yüzdürülmüştü.

Herkes büyük bir şaşkınlık ve sevinç yaşıyordu.

Gemi mürettebatından Teğmen Cevat (Talu) ise ‘‘Bu fındık ne mübarek şeymiş Reis!” diye bağırıyordu.

Kaptan Mahmut da ‘‘Öyledir oğul. Kabuğu bile nimettir’ diye karşılık veriyordu.

Böylece fındık başka bir özelliğiyle de Milli Mücadele tarihinin sayfalarında yerini alıyordu.

Tıpkı Birinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi.



Fındık Birinci Dünya Savaşı’nda da sabun olmuştu.

Savaş yıllarında (1914-1918), Osmanlı genelinde birçok şeyde olduğu gibi sabun yapımında da kullanılan zeytinyağı darlığı yaşanmaktaydı. Dolayısıyla askerlerin sabun ihtiyacının karşılanmasında sıkıntılar yaşanıyordu.

Bu durum karşısında Trabzon Valisi Cemal Azmi Bey ve Karadenizlilerin kıvrak zekâsı devreye girmede gecikmemişti.

Birinci Dünya Savaşı’nda Ruslara karşı savaşan 3.Ordu’nun ihtiyaçlarının birçoğu Vali Cemal Azmi Bey ve Karadenizlilerin gayretleriyle karşılanıyordu. Bunun için öncelikle 3.Ordu’nun sabun sıkıntısına çare bulmak için fındık yağından sabun bile üreteceklerdi.

Sabun için gerekli olan fındık yağları, ticaret ürünlerinden alınan vergiler karşılığı yani öşür karşılığı toplanan depolardaki aşar fındıklarından elde edilecekti. Öşür vergisini ödeyemeyip karşılığında mahsulünün belli bir kısmını ayni olarak vergi yerine devlete vermek gelenekti. Bu şekilde toplanan fındıklar depolarda yığılmış öylece duruyorlardı. Üstelik depolara kira bedeli ödeniyordu. Sabun imalatında kullanılacak diğer malzemeden biri olan kireç de, bölgede bol miktarda mevcuttu.

Sadece sabun sodasına ihtiyaçları vardı. Onu da İstanbul’dan isteyeceklerdi.

Önce elde bulunan malzemelerle ilk denemeleri yapıp sonuçlarını görmek istediler.

Sonuç mükemmeldi.



Fındık sabunu en kaliteli zeytinyağı sabunundan farksızdı.

Bunun üzerine Vali Cemal Azmi Bey, 2 Ağustos 1915 tarihinde Dahiliye Nezaretine bir telgraf çekmiş ve ürettikleri sabun hakkında bilgiler vermişti. Sabunun numunelerini de ayrıca postayla göndermişti.

Cemal Azmi Bey, gönderdiği telgrafta fındık sabunu ile ilgili şu bilgileri veriyordu.

‘‘Fındık yağından sabun üretmeye devam ediyoruz. Şu anda iki kazanda haftada 5.000 kilo sabun üretebiliyoruz. Gönderilen numuneden de anlaşılacağı üzere fındık yağından yapılan sabunun zeytinyağından yapılan en iyi sabundan farkı yoktur. Elde edilen sabunlar maliyetinin yaklaşık iki üç katı bir fiyatla piyasada da satılabilmektedir.

Valiliğin elinde aşar vergisi karşılığı ayni olarak alınan çok miktarda fındık olup, kiralanan depolarda saklanmaktadır. Bu fındıklar sabun olarak değerlendirildiği takdirde, depolara verilen kira parasıyla daha büyük bir imalathane de kurabiliriz.

Eğer İstanbul’dan sabun sodası gönderilir ve sabunu kurutmak için havalar da sıcak giderse Eylül sonuna kadar öncelikle 50 bin kilo ve daha sonra 25-30 bin kilo sabun daha üretebiliriz. Bu şekilde Erzurum’daki Ordu’nun tüm sabun ihtiyacı karşılandığı gibi eğer istenilirse İstanbul’a bile gönderilebilir. Hatta Trabzon ve civar vilayetlerin ihtiyaçlarını bile karşılayabiliriz.

Bu düşüncemizi uygun görür ve bize motorbot ve kayıklarla sabun sodası gönderebilirseniz, fındıkları kırmak suretiyle işe devam edeceğiz.

Sabun numuneleri bugün postaya verilmiştir.

20 Temmuz 1331

(2 Ağustos 1915)

Trabzon Valisi

Cemal Azmi’’



Vali Cemal Azmi Bey’in bu telgrafı üzerine Dahiliye Nezareti de gereği yapılmak üzere durumu Harbiye, Ticaret ve Ziraat Nezaretlerine bildirmiştir. Bunun üzerine Harbiye Nezareti Trabzon Valiliğinin istediği sodanın sevkiyatına hemen başlamıştır. Harbiye Nezaretinin yazdığı cevabi yazıda, ayrıca fındığın asker için iyi bir gıda olduğu da belirtilmekteydi. Bu yüzden depolardaki tüm fındıkların sabun için kırılmaması ve 200 bin kilonun İstanbul’a gönderilmek üzere askeriyeye teslim edilmesi istenmekteydi.

Böylece fındık, memleketin zor günlerinde de her şeyinden faydalanılan bir ürün olmuştu.

Ancak bugünlerde fındığın kendisi zor günlerini yaşamaktadır. Her zaman yanında olduğu devleti onu serbest piyasanın insafına terk etmiş vaziyettedir. Umuyoruz ki yarın çok geç olmadan fındıkla ilgili politikalar tekrar gözden geçirilir.

Çünkü devletin ona ihtiyacı olduğu kadar, onun da devlete ihtiyacı var.

Yazar: Adnan YILDIZ
http://www.ordukentgazetesi.com/ sitesinden 28.02.2020 tarihinde yazdırılmıştır.